Kategori: Dünya

  • Trump’dan 6 Nisan kararı

    Trump’dan 6 Nisan kararı

    ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın enerji altyapısını vurma kararına ilişkin açıklamada bulundu. Trump, İran’la müzakerelerin “çok iyi gittiğini” vurgulayarak, “İran yönetiminin talebi doğrultusunda, İran’ın enerji santrallerini vurma sürecini 10 gün ertelediğimi ve yeni tarihi 6 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 20.00 (ABD Doğu Saati) olarak belirlediğimi bildiririm.” ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, geçen hafta sonu yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine açmaması halinde İran’ın enerji altyapısını hedef alacağını ve bunun için Tahran’a 48 saat süre verdiğini duyurmuş, daha sonra iyi giden müzakerelere atıf yaparak bu süreyi 5 gün uzatmıştı. >>>AA

  • İran’da sarsıcı gelişme: Hamaney’in son görüntüleri paylaşıldı

    İran’da sarsıcı gelişme: Hamaney’in son görüntüleri paylaşıldı

    Ofis kamerasından son kayıt

    Yayınlanan karelerde Hamaney’in çalışma ofisinde Kur’an-ı Kerim okuduğu görülüyor. Görüntüde ayrıca ofis duvarında Ayetullah Humeyni ve Kasım Süleymani’ye ait fotoğrafların yer alması dikkat çekiyor. İran basını, bu kaydı “şehadetten önceki son anlar” olarak nitelendirirken, görüntüler sosyal medyada kısa sürede milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı.

    Saldırıda çok sayıda üst düzey isim öldürüldü

    28 Şubat’ta Tahran’daki konutuna düzenlenen ve 30’dan fazla füzenin kullanıldığı belirtilen saldırıda, sadece Hamaney değil, İran yönetiminin en kritik isimleri de hayatını kaybetmişti. Öldürülenler arasında şu isimler yer alıyor:

    • Ali Laricani: Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı

    • Ali Şemhani: Savunma Konseyi Başkanı

    • Abdürrahim Musevi: Genelkurmay Başkanı

    • Muhammed Pakpur: Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı

    İran’da 40 günlük yas ve yeni lider

    Hamaney’in ölümünün ardından İran’da 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan edildi. Ülkenin yeni dini lideri olarak ise Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in göreve getirildiği bildirildi. Bölge ülkelerindeki ABD üslerine yönelik misilleme saldırıları devam ederken, İran kanadından “intikamın acı olacağı” yönündeki açıklamalar gerilimi en üst seviyede tutuyor.

    Dünya liderlerinden tepkiler

    ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada operasyonu “adaletin yerini bulması” olarak tanımlarken; İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan saldırıyı “büyük bir suç” olarak niteleyerek karşılıksız kalmayacağını yineledi. Piyasalar ise Orta Doğu’daki bu tarihi kırılmanın ardından altın ve petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmalarla güne başladı.>>>HABER MERKEZİ 

  • ABD ile İran arasındaki krizde Türkiye arabulucu oluyor

    ABD ile İran arasındaki krizde Türkiye arabulucu oluyor

    Türkiye diplomatik sürecin merkezinde

    Al Monitor’un haberine göre, Türk kaynaklar ABD’nin Vance ve Kalibaf arasında bir görüşme yapılması önerisini doğruladı. Bu dev temasın Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi kolaylaştırıcı ülkeler üzerinden yürütülmesi planlanıyor. Henüz İran tarafından resmi bir yanıt gelmese de, görüşme trafiğinin bu hafta içerisinde İslamabad’da gerçekleşebileceği konuşuluyor.

    Trump saldırıları 5 gün süreyle erteledi

    Süreçteki en somut yumuşama adımı ise ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik planlanan askeri saldırıları 5 gün süreyle askıya aldığını duyurdu. Son iki günde “verimli ve yapıcı” görüşmelerin gerçekleştiğini ifade eden Trump, diplomatik kanallara şans tanımak adına askeri adımların ertelendiğini belirtti.

    Hürmüz Boğazı düğümü çözülecek mi

    Krizin temelinde yatan Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, küresel enerji piyasalarını tehdit etmeye devam ediyor. Trump, boğazın yeniden açılmaması durumunda enerji tesislerinin hedef alınacağı uyarısını yinelerken, 5 günlük erteleme süreci dünya kamuoyu tarafından nefesler tutularak takip ediliyor. Türkiye’nin üstlendiği arabuluculuk rolü, bölgedeki tansiyonun kaderini belirleyecek.>>>HABER MERKEZİ 

  • Teğmen Ebru Eroğlu’nun göreve iade davası reddedildi

    Teğmen Ebru Eroğlu’nun göreve iade davası reddedildi

    Dava süreci ve mahkemenin kararı

    Ebru Eroğlu, mezuniyet törenindeki disiplin amirinin emrine aykırı hareket ettiği ve askeri disiplini bozduğu gerekçesiyle Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararıyla TSK’dan ayırılmıştı. Bu kararın iptali ve göreve iade talebiyle açılan davada, idare mahkemesi yapılan işlemin hukuka uygun olduğuna hükmederek davanın reddine karar verdi.

    Olayın geçmişi: Ne olmuştu?

    • Ağustos 2024: Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde Teğmen Ebru Eroğlu ve bir grup teğmen, resmi törenin ardından kılıç çatıp “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atarak geleneksel yemini okumuştu.

    • Soruşturma Süreci: Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından inceleme ve soruşturma başlatıldı.>>>HABER MERKEZİ 

  • İran’dan enerji altyapısı uyarısı: “Bölge ülkelerinin santrallerini hedef alırız”

    İran’dan enerji altyapısı uyarısı: “Bölge ülkelerinin santrallerini hedef alırız”

    ABD üslerine elektrik sağlayan ülkeler hedefte

    Devrim Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, misilleme kapsamının sadece saldırıyı gerçekleştiren tarafla sınırlı kalmayacağı belirtildi. Açıklamanın en kritik noktası, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına destek veren komşu ülkelerin de hedef alınabileceğine dair şu uyarı oldu:

    “İran’ın elektrik santrallerine saldırı olursa, İsrail’in yanı sıra ABD üslerine elektrik sağlayan bölgedeki ülkelerin elektrik santrallerini de hedef alacağız.”

    Bölgesel enerji ağında güvenlik alarmı

    Bu tehdit, özellikle bünyesinde büyük ABD askeri üslerini barındıran ve bölgesel enerji nakil hatlarına ev sahipliği yapan Körfez ülkeleri ile diğer bölge devletlerinde güvenlik endişelerini artırdı. Analistler, bu tür bir hamlenin bölgedeki enerji üretim kapasitesine ağır darbe vurabileceği ve sivil yaşamı felç edebilecek geniş çaplı elektrik kesintilerine yol açabileceği konusunda uyarıyor.

    Enerji savaşı riski büyüyor

    İran’ın bu çıkışı, son dönemde petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve küresel enflasyon baskısıyla birleştiğinde, “enerji savaşı” riskinin kapıda olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, elektrik santrallerinin hedef alınmasının sadece yerel değil, sanayiden teknolojiye kadar tüm sektörleri etkileyecek uluslararası bir krize dönüşebileceğini belirtiyor.

    Uluslararası toplumdan sükunet çağrısı

    Yaşanan bu karşılıklı restleşmelerin ardından, bölgedeki enerji arz güvenliğinin korunması adına uluslararası diplomasi trafiği hızlandı. Başta Avrupa Birliği ve bölge ülkeleri olmak üzere birçok aktör, kritik altyapı tesislerinin çatışma dışı tutulması yönünde taraflara itidal çağrısında bulunuyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • İsrail’in güneyi ve ABD üsleri füze yağmuruna tutuldu

    İsrail’in güneyi ve ABD üsleri füze yağmuruna tutuldu

    Beş stratejik bölge ateş hattında

    İran Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Birimi tarafından yayımlanan bildiriye göre; İsrail’in güneyinde yer alan Arad, Dimona, Eilat, Beerşeba ve Kiryat Gat bölgelerindeki askeri tesisler ile güvenlik merkezleri ağır darbe aldı. DMO Hava-Uzay Kuvvetleri’ne ait Fettah, Kadir ve Emad füzelerinin kullanıldığı saldırılarda, İsrail hava savunma şemsiyesinin delindiği öne sürüldü.

    ABD üsleri de hedef alındı

    Operasyonun kapsamı sadece İsrail ile sınırlı kalmadı. Bölgede konuşlu bulunan ABD’ye ait Ali el-Salem, el-Minhad ve El Dhafra hava üslerinin de balistik füzeler ve kamikaze İHA’larla vurulduğu açıklandı. İran tarafı, bu saldırılarla bölgedeki yabancı askeri varlığına net bir mesaj verdiklerini belirtti.

    “200’den fazla ölü ve yaralı var”

    Saldırıların ilk saatlerine ilişkin paylaşılan saha raporlarında kan donduran veriler yer aldı. İran, ilk belirlemelere göre 200’den fazla ölü ve yaralı olduğunu iddia ederken, İsrail güvenlik makamlarının kayıpları gizlemek için basın üzerinde sansür uyguladığını ileri sürdü. Açıklamada, “Savaşın denklemleri hızla değişiyor, işgal altındaki toprakların savunma kontrolü çöküyor” ifadelerine yer verildi.>>>İHA 

  • Eli kanlı devlete gece yarısı darbe üstüne darbe!

    Eli kanlı devlete gece yarısı darbe üstüne darbe!

    Magen David Adom: 10 yaralının durumu kritik

    İsrail acil yardım servisi Magen David Adom’dan yapılan son açıklamada, Arad kentindeki saldırı noktasında sağlık ekiplerinin yoğun bir çalışma yürüttüğü kaydedildi. Yaralıların 10’unun durumunun ağır, 19’unun orta ve 55’inin hafif olduğu belirtilirken; tüm yaralılar çevredeki hastanelere sevk edildi. Füze isabet eden binalarda mahsur kalanları kurtarmak ve çevre sakinlerinin güvenliğini teyit etmek için arama-kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor.

    IDF’den itiraf: “Füzeleri engelleyemedik”

    İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Effie Defrin, kamuoyunda infial yaratan bir açıklama yaparak Arad ve Dimona’yı hedef alan İran füzelerinin hava savunma sistemleri tarafından durdurulamadığını açıkladı. Defrin, “Sistemlerimiz devreye girdi ancak bu kez başarılı olamadı. Kullanılan mühimmatlar alışılmadık türde değildi, neden engellenemediğini titizlikle araştıracağız” dedi. Bu açıklama, İsrail’in “geçilmez” olarak nitelendirilen hava savunma şemsiyesinin güvenilirliği konusunda tartışmaları alevlendirdi.

    Yerleşim yerleri tam isabetle vuruldu

    Amatör kameralara yansıyan görüntülerde, İran füzelerinin Arad’daki sivil yerleşim bölgelerine isabet ettiği anlardaki devasa patlamalar ve sonrasında yükselen alevler dehşetin boyutunu gözler önüne serdi. Sokakların enkaza döndüğü ve çok sayıda aracın kullanılamaz hale geldiği kentte, halkın büyük bir korku içinde sığınaklara kapandığı bildiriliyor.

    Güneyde ateş çemberi: Dimona, Eilat, Beerşeba…

    İran Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıların sadece Arad ile sınırlı olmadığını; Dimona, Eilat, Beerşeba ve Kiryat Gat’ın da füze ve kamikaze İHA’larla ateş altına alındığını duyurdu. Dimona’da da en az 51 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşılırken, İsrail’in güney hattında tam teşekküllü bir alarm durumuna geçildiği aktarıldı.>>>İHA 

  • Trump’tan dünyayı sarsan iddia: “Artık bir donanmaları yok, hepsi denizin dibinde”

    Trump’tan dünyayı sarsan iddia: “Artık bir donanmaları yok, hepsi denizin dibinde”

    “İran’da konuşacak lider kalmadı”

    İran’a yönelik saldırıların bilançosunu açıklayan Trump, “İki hafta önce bir donanmaları vardı, artık yok. Hepsi denizin dibinde. İki gün içinde 58 gemi imha edildi” dedi. İran’ın hava savunma sistemlerinin ve radarlarının da etkisiz hale getirildiğini savunan ABD Başkanı, ülkenin lidersiz kaldığını öne sürerek, “Tüm liderleri öldü. Onlarla konuşmak istiyoruz ama konuşacak kimse yok” ifadelerini kullandı.

    “Nükleer silaha asla izin vermeyeceğiz”

    İran’ın nükleer silah sahibi olmasına kesinlikle müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Trump, bu müdahalenin önceki başkanlar döneminde yapılması gerektiğini savundu. İran ordusunun elindeki Rus ve Çin yapımı teçhizatın Amerikan ordusuna karşı yetersiz kaldığını belirten Trump, bölgedeki askeri üstünlüğün tartışmasız bir boyuta ulaştığını iddia etti.

    “Venezuela’yı dakikalar içinde ele geçirdik”

    Konuşmasında Venezuela operasyonuna da değinen Trump, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ülkeden çıkarılması sürecine atıfta bulunarak, “Venezuela’yı dakikalar içinde ele geçirdik. Binlerce kişinin koruduğu o demir kapılar bizim için plastik gibiydi” dedi. Operasyonun başarısından dolayı gurur duyduğunu belirten Trump, ABD ordusunun kabiliyetlerinin bu süreçte net bir şekilde ortaya konduğunu söyledi.>>>İHA 

  • Baharı müjdeleyen Ergenekon’dan çıkış: Türk dünyasında Nevruz coşkusu yaşanıyor

    Baharı müjdeleyen Ergenekon’dan çıkış: Türk dünyasında Nevruz coşkusu yaşanıyor

    Binlerce yıllık gelenek: Nevruz ateşi yandı

    Nevruz Bayramı vesilesiyle Türkiye’den Orta Asya cumhuriyetlerine, Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar her yerde geleneksel törenler düzenleniyor. Kötülüklerden arınmayı simgeleyen Nevruz ateşleri yakılırken, üzerinden atlayan vatandaşlar yeni yıl için sağlık ve huzur dileklerinde bulunuyor. Türk kültüründe “Ergenekon’dan çıkış” olarak da kutlanan bu özel gün, demir dövme ritüelleriyle köklü geçmişi bugüne taşıyor.

    Birlik ve beraberlik sofraları kuruldu

    Kutlamalar kapsamında hazırlanan “Semeniler” ve yöresel lezzetler, Nevruz sofralarında bir araya gelen aileleri ve komşuları birleştiriyor. Afyonkarahisar ve çevresinde de baharın gelişiyle birlikte doğaya çıkan vatandaşlar, geleneksel oyunlar ve etkinliklerle bayramın tadını çıkarıyor. Toprağın uyanışını müjdeleyen bu özel gün, aynı zamanda küskünlerin barıştığı ve dayanışmanın arttığı bir dönemi temsil ediyor.

    Türk devletlerinden kutlama mesajları

    Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin liderleri, yayımladıkları mesajlarla tüm Türk dünyasının Nevruz Bayramı’nı kutladı. Ortak kültürel değerlerin pekiştirilmesine vurgu yapılan açıklamalarda, Nevruz’un getirdiği enerjinin bölge barışına ve refahına katkı sağlaması temenni edildi. UNESCO tarafından Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Nevruz, her yıl olduğu gibi bu yıl da rengarenk görüntülere sahne oluyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınmadı: 20 Mart 2026 gelişmeleri

    Mescid-i Aksa Neden Kapatıldı?

    Bilgilere göre, bayram namazı öncesinde şu gelişmeler yaşandı:

    • Giriş Engelleri: İsrail güçleri, Arefe gününden itibaren Mescid-i Aksa’nın kapılarında yoğun güvenlik önlemleri alarak 50 yaş altı erkeklerin ve Batı Şeria’dan gelenlerin girişini tamamen engelledi.

    • Müdahale: Sabah namazı vaktinde kapılara yüklenen cemaate müdahale edildiği, birçok kişinin Eski Şehir’in dar sokaklarında namaz kılmak zorunda kaldığı bildirildi.

    version=”1.0″?><on:exif_data version=”3.0″> <on:picture_id>798005557206</on:picture_id> <on:file_checksum>43200731133PM</on:file_checksum></on:exif_data>
    • Boş Kalan Saflar: Normal şartlarda yüz binlerce kişinin saf tuttuğu Aksa avluları, kısıtlamalar nedeniyle bayram sabahında son yılların en sessiz ve mahzun görüntülerine sahne oldu.

    Bölgedeki Genel Durum ve Tepkiler

    Bu yıl bayramın Cuma gününe denk gelmesi (Cuma Bayramı), Kudüs’teki manevi beklentiyi artırmıştı. Ancak kısıtlamalar nedeniyle:

    1. Sokaklarda Namaz: Aksa’ya alınmayan binlerce Müslüman, seccadelerini Aslanlı Kapı ve Şam Kapısı önündeki kaldırımlara sererek bayram namazını buralarda eda etti.

    2. Uluslararası Tepki: İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, ibadet özgürlüğünün engellenmesine yönelik sert kınama mesajları yayımladı.

    3. Hüzünlü Bayram: Bölge halkı, “Aksa’sız bir bayramın burukluğunu yaşıyoruz” diyerek duruma tepki gösterdi.

    The post Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınmadı: 20 Mart 2026 gelişmeleri first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Ölmedim diye video çekti ama oda yapay zeka çıktı!

    Ölmedim diye video çekti ama oda yapay zeka çıktı!

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, öldüğü yönünde çıkan iddiaların ardından sosyal medya üzerinden video yayınladı. Netanyahu, kahve alırken yayınladığı videoda, “Kahve için ölüyorum” ifadelerini kullanarak, öldüğü yönünde çıkan haberleri tiye aldı. Netanyahu, öldüğü haberlerinin ardından sosyal medyada yayınlan bir basın toplantısında 6 parmağının gözükmesi üzerine ise iki elini havaya kaldırarak 10 parmağı olduğunu gösterdi.

    Netanyahu’nun yayınladığı video öncesi İsrail Başbakanlık Ofisi söz konusu iddiaları yalanlamıştı. Videonun bir çok kişi tarafından yapay zeka olduğu ortaya çıktı.

  • İsrail’i kahreden haber! İran’da yakalandılar!

    İsrail’i kahreden haber! İran’da yakalandılar!

    Askeri noktaların koordinatları sızdırıldı

    Batı Azerbaycan Başsavcısı Hüseyin Mecidi tarafından yapılan açıklamaya göre, Urumiye merkezli yürütülen operasyonda 20 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin, İran’daki askeri ve güvenlik merkezlerine ait hassas koordinatları ve gizli bilgileri İsrail istihbaratına ilettikleri öne sürüldü.

    Operasyonlar ülke geneline yayılıyor

    İran İstihbarat Bakanlığı, sadece Urumiye ile sınırlı kalmayan geniş kapsamlı bir denetim süreci yürüttüklerini duyurdu. Son günlerde yapılan farklı operasyonlarla birlikte, ABD ve İsrail adına faaliyet yürüttüğü iddia edilen toplam tutuklu sayısının 30’u geçtiği belirtildi.

    Yabancı uyruklu şüpheliler de var

    Tutuklananlar arasında sadece yerel iş birlikçilerin değil, yabancı uyruklu operasyonel elemanların da bulunduğu açıklandı. Yetkililer, “düşman devletler” lehine casusluk yapan ağlara karşı tavizsiz bir politika izleneceğini vurguladı.>>>AA

  • Murat Övüç davasında yeni gelişme!

    Murat Övüç davasında yeni gelişme!

    SEGBİS üzerinden savunma yaptı

    Cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılan Murat Övüç, savunmasında suçlamaları reddetti. Söz konusu videoyu tamamen mizah amaçlı çektiğini iddia eden Övüç, “Amacım tesettürlü kadın takipçilerimi mutlu etmekti, art niyetim yoktu” diyerek yanlış anlaşıldığı için özür diledi ve tahliyesini talep etti.

    Başörtülü video iddianameye girdi

    Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Övüç’ün başında siyah-kırmızı renkli bir başörtüsüyle çektiği videonun “toplumun bir kesimiyle alay etme” niteliği taşıdığı belirtildi. Savcılık, bu paylaşımın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiğini savunarak, fenomen hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istiyor.

    Duruşma ileri bir tarihe ertelendi

    Cumhuriyet savcısının tutukluluğun devamı yönündeki mütalaasını değerlendiren mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi amacıyla sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Davanın bir sonraki duruşmasında tanıkların dinlenmesi ve dijital materyallerin incelenmesi bekleniyor.

  • Oltadan “yolsuzluk” çıktı: 10 yıl hapis şoku

    Oltadan “yolsuzluk” çıktı: 10 yıl hapis şoku

    Metal detektörü gerçeği ortaya çıkardı

    Lake Fork Gölü’nde düzenlenen “Lake Fork Lures” turnuvasında, Daniels tarafından getirilen büyük ağızlı levreğin (bass) ağırlığı organizatörlerin dikkatini çekti. Balığın dış görünüşüyle tartıdaki ağırlığı arasındaki tutarsızlık üzerine yetkililer, modern bir önlem olarak metal detektörü kullandı. Detektörün uyarı vermesi üzerine yapılan incelemede, balığın midesine yerleştirilmiş üç adet kurşun ağırlık bulundu.

    Teknesindeki ağırlıklarla suçüstü yakalandı

    Olay yerine çağrılan Teksas Parklar ve Yaban Hayatı dairesi görevlileri, balığın karnını açtığında herhangi bir aşınma izi bulunmayan “taze” yerleştirilmiş ağırlıklarla karşılaştı. Yapılan aramada, Daniels’ın teknesinde de balığın içinden çıkan ağırlıklarla aynı marka ve modelde malzemeler ele geçirildi. Bu kanıtlar, hilenin bilinçli ve planlı bir şekilde yapıldığını kanıtladı.

    Ödül miktarı cezayı ağırlaştırdı

    Turnuvadaki toplam ödül miktarının 10 bin dolar sınırını aşması, olayı basit bir kural ihlalinden çıkarıp ağır bir suça dönüştürdü. Teksas yasalarına göre turnuva yolsuzluğu kapsamında “üçüncü derece ağır suç” (third-degree felony) ile itham edilen Daniels için 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve 10 bin dolar para cezası isteniyor. Skandaldan önce 2 bin 500 dolarlık saatlik ödülleri kazanan balıkçının tüm ödülleri iptal edilirken, lisansının da ömür boyu askıya alınması gündemde.>>>HABER MERKEZİ 

  • “Sağlık sistemimiz, hiç olmadığı kadar güçlü”

    “Sağlık sistemimiz, hiç olmadığı kadar güçlü”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla düzenlenen iftar programında sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Buradaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, bu bereketli iftar sofrası etrafında sağlık çalışanlarıyla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Buradaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, bu bereketli iftar sofrası etrafında sağlık çalışanlarıyla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ramazan ayının son günlerinin idrak edildiğine değinen Erdoğan, “Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında şu anda yani iftar vaktinde bile görevinin başında olan, yaşatmayı, iyileştirmeyi, yaralara merhem olmayı hayatının merkezine alan sağlık camiamızın tüm mensuplarına buradan şükranlarımı ve muhabbetlerimi iletiyorum. Aynı şekilde yine buradaki kardeşlerimle birlikte 81 ilimizdeki tüm hekimlerimizin, hemşirelerimizin, hasta bakıcılarımızın, sağlık ordumuzun her bir mensubunun 14 Mart Tıp Bayramı’nı yürekten kutluyor, emekleri ve gayretleri için kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, ilk bimarhanelerin ve şifahanelerin kurulmasından bu yana kendilerini milletin sağlık ve sıhhatine adayan, bu uğurda varını yoğunu ortaya koyan ve ebedi aleme göç eden sağlık çalışanlarını da rahmetle yad ettiğini söyledi.

    Tıphane-i Amire ve Cerrahhaneme-i Amire’yi kurarak Türkiye’de modern tıp eğitimini başlatan büyük şahsiyetlere de rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Devrin müstevlilerine karşı mücadele bayrağı açmak suretiyle 14 Mart’ı bizlere Tıp Bayramı olarak armağan eden tıp fakültesi talebelerini, onlara katılan, destek veren, güç veren tüm hekimleri de yine saygıyla, şükranla ve elbette rahmetle anıyorum. İnanıyorum ki kendilerini milletimizin istiklaline adayan o doktorların, o talebelerin mücadele azmi bugün sizlerin de yolunu çok güçlü bir şekilde aydınlatıyor. İnanıyorum ki milli mücadelede cepheden cepheye koşan hekimlerimizin, hemşirelerimizin cesaret ve metaneti sizlerin de gönlünüzü, ruhunuzu coşturuyor. Rabbim cümlesine rahmet eylesin, hepsinin de ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun diyorum.”

    “ÜLKENİN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNE İNATLA GÖZLERİNİ KAPATAN BİR KESİM VAR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı mesleklerin eda, bazı mesleklerin ise feda mesleği olduğunu ifade ederek, “Sağlık ordumuz çok yüksek bir tempo ve özveriyle çalışarak, yeri geldiğinde ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederek, kendilerini milletimiz için adeta feda eden bir karaktere sahiptir. Biz de tüm imkanlarımızı kullanarak, tüm kaynaklarımızı seferber ederek sağlık camiamızın yanında olmaya gayret ediyoruz. ” dedi.

    Bir konuyu büyük bir gururla ifade etmek istediğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: “Sağlık sistemimiz, bugün geçmişe göre hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır. Hastanelerimiz, sağlık tesislerimiz keza geçmişle kıyas kabul etmeyecek derecede modern bir donanım ve altyapıya sahiptir. Kovid-19 salgınından 6 Şubat depremlerine sağlık sistemimiz tüm zorlu sınavlardan alnının akıyla geçmeyi başarmıştır. Tıp ve fikir dünyamızın abidevi isimlerinden İbn Sina ‘Hiç kimse görmek istemeyen kadar ama değildir.’ diyor. Evet, ülkemizde de maalesef yapılanı görmemekte ısrar edenler var. Hakkı teslim etmekten gocunan, ülkenin nereden nereye geldiğine inatla gözlerini kapatan, sayısı az ama sesi çok çıkan bir kesim var.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi ülkesi ve milletinin başarılarına karşı duyarsız olanlara, kayıtsız ve bigane olanlara ne derse, ne anlatsa beyhude olduğunu kaydetti.

    Onları hiçbir zaman dikkate almadıklarını, bugün de kale almadıklarını belirten Erdoğan, “Sizlerin emeklerini, sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarını yok sayanları biz de ademe mahkum ediyoruz.” ifadesini kullandı.

    Erdoğan, hep işlerine baktıklarını, hizmete odaklandıklarını, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmenin çabası içinde olduklarını, bu anlayışla çalışarak 23 yılda yatırımlarla projelerle reform ve hizmetlerle sağlık alanında tarihi nitelikte adımlar attıklarını vurguladı.

    Sağlık alanında Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteren bazı rakamları paylaşmak istediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “2002 yılında 379 bin sağlık çalışanımız vardı. Yaklaşık 4 kat artışla bu sayı 1 milyona çıktı. Hekim sayımızı 92 binden alıp 233 bine, hemşire ve ebe sayımızı ise 113 binden 330 bine yükselttik. Sadece geçen yıl 36 bin 253’ü hekim ve 14 bin 470’i hemşire olmak üzere toplam 75 bin 255 personel ataması gerçekleştirdik. Son 23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. 794 yeni hastaneyi hizmete vererek, kamu hastanelerindeki toplam yatak kapasitemizi 173 bine çıkardık. 2002’de 18 bin olan nitelikli yatak sayımız bugün 184 binin üzerinde. Tüm sağlık tesislerimizdeki yatak sayımız ise 270 bini aşmış durumda. Göreve geldiğimizde sadece 58 olan MR sayımız 1063’e, bilgisayarlı tomografi sayımız ise 323’ten 1400’e yükseldi.”

    “BURALARA HASTANELERİN BİRER HARABEYİ ANDIRDIĞI GÜNLERDEN GELDİK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin yalnızca yatak sayılarıyla değil, yüksek teknolojiye sahip altyapıları, modern tıp cihazları, donanımlı ameliyathaneleri ve yoğun bakım kapasiteleriyle çok kritik roller üstlendiğinin altını çizerek, “Toplamda 39 bin 367 yataklı 27 şehir hastanesini hizmete aldık. 14 bin 153 yataklı 11 şehir hastanesinin yapımı ise devam ediyor. 9 şehir hastanesi sağlık kampüsü ise ihale, proje ve arsa aşamasında.” bilgisini paylaştı. Toplamda 379 yeni Aile Sağlığı Merkezi’ni milletin istifadesine sunduklarını aktaran Erdoğan, bugün itibarıyla 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi ve 30 bin 286 aile hekimi birimiyle ülkenin dört bir yanında, vatandaşa hizmet verdiklerini belirtti.

    Erdoğan, daha burada saymaya kalksa saatlerini alacak nice hizmeti, sağlık tesisini ve yatırımı ülkeye kazandırdıklarını dile getirdi. Buralara kolay gelmediklerini belirten Erdoğan, “Hastanelerin birer harabeyi andırdığı günlerden geldik. Buralara sadece hastaların değil, hasta yakınlarının akıl almaz çileler çektiği dönemlerden geldik. Buralara ‘bıçak parası’ zulmünden, ambulans hizmetlerinin yetersizliğinden, yaralıların yollarda can çekiştiği zamanlardan geldik. Yalnızca sağlık sistemini dönüştürmekle, yenilemekle, güçlendirmekle kalmadık, aynı zamanda hizmet sunumundaki zihniyeti ve paradigmayı da değiştirerek sağlıkta bir daha asla kapanmayacak tertemiz bir sayfa açtık.” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET VE MİLLET OLARAK SİZLERİN HAKKINI NE YAPARSAK YAPALIM ASLA TAM ANLAMIYLA ÖDEYEMEYİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte kendilerine verdiği destekten dolayı, sağlık sisteminin ayağa kaldırılması için gösterdikleri gayretten ötürü sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, şöyle devam etti: “Şunun çok açık ve net bir şekilde altını çizmek istiyorum. Sağlık çalışanlarımızın fedakarlıkları bizim için çok ama çok kıymetlidir. Devlet ve millet olarak sizlerin hakkını ne yaparsak yapalım asla tam anlamıyla ödeyemeyiz. Asrın felaketini yaşadığımız dakikalarda yeni doğan bebekleri hayatta tutabilmek için çırpınan ebelerimizi unutmadık ve asla unutmuyoruz. Bir hastayı yaşatmak için gerektiğinde ameliyathanesinden yarım gün çıkmayan, operasyonu başarıyla tamamlayınca dünyanın bütün yükü omuzlarından kalkmışçasına rahatlayan cerrahlarımızı unutmadık ve unutamayız. Bir abla ve bir kardeş hassasiyetiyle bir anne şefkatiyle hastasına kol kanat geren hemşirelerimizi, doktorlarımızı unutmadık ve unutamayız. Yerine göre bir evladın bile yapmakta zorluk çekeceği hizmetleri hastası için hiç yüksünmeden yerine getiren hasta bakıcılarımızı unutmadık ve unutamayız.”

    Bir şeyi çok iyi bildiklerini dile getiren Erdoğan, “Bazı şeyler ücretle, terfiyle, teşekkürle ödenmez. Hayat kurtarmak, yaralara merhem olmak, şifa dağıtmak işte bunlardan biridir. Büyük şairimiz Yunus Emre’nin de söylediği gibi ‘Bir hastaya vardın ise bir yudum su verdin ise yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi.’ İşte bütün mesele budur. Sağlık ordumuzun tüm neferlerinin bu yüksek hassasiyetle çalıştığına ve çalışacağına yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maide Suresi’nin 32. ayetinde Allah’ın “Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” buyurduğunu, bir insanı yaşatmanın da bütün insanlığı yaşatmak kadar aziz, kıymetli ve mukaddes olduğunu, bunun için devlet felsefesinin temelinde “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesinin bulunduğunu söyledi.

    Erdoğan, bugün dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kundaktaki, kuvözdeki bebeklerin katledildiği, yanaklarında güllerle, gülücüklerle okula gönderilen çocukların bombalarla can verdiği vahşet sahnelerine tanık olduklarını ifade etti.

    Gazze soykırımında çocuklarla, kadınlarla, sivillerle birlikte doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının acımasızca şehit edildiğini dile getiren Erdoğan, “1700’e yakın sağlık çalışanı Gazze’de İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gözünü kan bürümüş bir şebeke maalesef Gazze’de olduğu gibi İran ve Lübnan’da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında insanları savunan, aklıselimi savunan, diyalog ve diplomasiyle krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır.” dedi.

    Türkiye’de olduğu gibi, bölgede ve dünyada da sadece yaşatmanın, sadece insani değerleri korumanın derdinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Hadiselere, petrolün, altının, doğal gazın, merceğin değerinden bakan değil, hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz. Burada şunu da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyorum. Hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken, ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayız. Sağlık çalışanlarımızın görevlerini gönül huzuruyla yapabilmeleri temel önceliklerimizden biridir. Bilhassa okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur. Buna rağmen, sınırlı da olsa zaman zaman sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına rastlıyoruz. Bu menfur hadiselerle ilgili gerekli tedbirleri de alıyoruz ve alacağız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddet konusundaki tavırlarının gayet açık ve net olduğunu dile getirerek, “Ne sağlık hizmeti almak için hastaneye giden insanımızın örselenmesine, hakarete uğramasına, oradan oraya sürüklenmesine göz yumarız ne de bu hizmeti veren sağlık çalışanlarımızın şiddete ve hakarete maruz kalmasına müsaade ederiz.” diye konuştu. Hem vatandaşlardan hem de sağlık çalışanlarından bu hususta azami hassasiyet beklediğini söyleyen Erdoğan, “Rabbim hepinizin yardımcısı olsun, işlerinizi kolaylaştırsın, çalışmalarınızı inşallah hayırlı ve sağlıklı neticelerle neticelendirsin diyorum.” ifadesini kullandı.

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve ekibine, bu anlamlı günde kendilerini bir araya getirdiği için şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi ve 14 Mart Tıp Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, tüm meslektaşlarınıza en kalbi selamlarımı iletmenizi rica ediyorum.” dedi.

    PROGRAMDAN NOTLAR

    İftarın ardından başlayan programda, sağlık çalışanlarına ithafen video gösterimi yapıldı. Ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu konuşma yaptı. Daha sonra “Geçmişten Geleceğe: Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” başlıklı video izletildi. Konuşmaların ardından Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İbn-i Sina’nın 6 ciltlik “El Kanun Fi’t-Tıbb” eserini hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı Sabuncuoğlu Şerefeddin Ödülleri’ne layık görülen isimlere tek tek plaketlerini verdi. Program, fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. >>>AA

  • ”Netanyahu öldüyse ABD’nin başında şu an kim var”

    ”Netanyahu öldüyse ABD’nin başında şu an kim var”

    Washington ve Tel Aviv hattına sert eleştiri

    İngiltere’nin en tartışmalı siyasi figürlerinden biri olan ve Orta Doğu politikalarına yönelik sert eleştirileriyle tanınan Galloway, “Eğer Netanyahu öldüyse, şu anda ABD’nin başında kim var?” sorusunu sorarak Washington’ın İsrail tarafından yönetildiğine dair imasını dile getirdi. Bu paylaşım, sosyal medyada kısa sürede on binlerce etkileşim alırken, ABD’nin İsrail-İran savaşındaki rolünü de yeniden tartışmaya açtı.

    Güç dengeleri ve yönetim boşluğu iddiası

    Galloway’in bu sorusu, sadece Netanyahu’nun fiziksel durumuna değil, aynı zamanda müttefik iki ülke arasındaki stratejik karar mekanizmalarına yönelik bir eleştiri olarak değerlendiriliyor. Siyasetçi, bu çıkışıyla Netanyahu’nun yokluğunun sadece İsrail’de değil, ABD’nin Orta Doğu stratejilerinde de bir yönetim boşluğu veya yön kaybı yaratabileceğini savundu.

    Beyaz Saray’dan sessizlik sürüyor

    İran Devrim Muhafızları’nın Netanyahu’yu “takip ve infaz” tehdidinin ardından gelen bu açıklama, dezenformasyon savaşının bir parçası olarak da görülüyor. Beyaz Saray ve İsrail Başbakanlık Ofisi, Netanyahu’nun hayatta ve görevinin başında olduğunu yinelerken; Galloway gibi isimlerin bu tür soruları, bölgedeki belirsizliği ve diplomatik krizi tırmandırmaya devam ediyor.

  • İran’dan açık tehdit: ”Er yada geç” dedi!

    İran’dan açık tehdit: ”Er yada geç” dedi!

    “Er ya da geç” vurgusu ile açık mesaj

    Tahran yönetiminden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun bölgedeki eylemlerinin cezasız kalmayacağı belirtilerek, “er ya da geç” etkisiz hale getirileceği yönünde ifadeler kullanıldı. Bu çıkış, özellikle son dönemde karşılıklı düzenlenen füze saldırıları ve suikast iddialarının ardından, İran’ın İsrail siyasi liderliğini doğrudan hedef listesine koyduğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.

    Bölgesel güvenlik alarmı

    İran’ın bu tehditkar duruşu, İsrail ve müttefiklerini güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmaya sevk etti. İstihbarat birimleri, özellikle yurt dışındaki diplomatik temsilcilikler ve üst düzey yetkililere yönelik olası saldırı girişimlerine karşı teyakkuza geçerken, Tel Aviv yönetimi bu tür tehditlerin kendilerini caydıramayacağını bildirdi.

    Psikolojik savaş mı, operasyonel hazırlık mı?

    Askeri analistler, İran’ın bu tür doğrudan tehditleri genellikle bir psikolojik harp unsuru olarak kullandığını, ancak mevcut konjonktürde bu durumun sahada somut bir operasyona dönüşme riskinin her zamankinden daha yüksek olduğunu savunuyor. Bölgedeki tansiyonu “patlamaya hazır bir bomba” olarak nitelendiren uzmanlar, tarafların bir sonraki adımının bölgeyi geri dönülemez bir savaşa sürükleyebileceğinden endişe ediyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • 3. Dünya Savaşı… İşte en güçlü ülkeler!

    Olası ‘3. Dünya Savaşı’nın en güçlü ülkeleri merak konusu…

    Orta Doğu’da çalan siren sesleri sonrası tüm dünya topyekün teyakkuz haline geçmiş durumda.

    Artık kehanet olmaktan çıkması an meselesi olan 3. Dünya Savaşını farklı senaryolarını değerlendiren yapay zeka son 10 yılın gelişmelerini ele alarak savaşa dayayklılığı en yüksek 50 ülkeyi analiz etti.

    İŞTE 3. DÜNYA SAVAŞININ EN GÜÇLÜ ÜLKELERİ:

    MALEZYA | SAVAŞ GÜCÜ: %23

    Kritik teknoloji bileşenleri üretimi.

    NİJERYA | SAVAŞ GÜCÜ: %24

    Afrika’nın en ​büyük nüfus ve askeri potansiyeli.

    ROMANYA | SAVAŞ GÜCÜ: %25

    NATO Doğu kanadı lojistik üssü.

    AZERBAYCAN | SAVAŞ GÜCÜ: %26

    Modern teknolojik harp tecrübesi ve enerji.

    ŞİLİ | SAVAŞ GÜCÜ: %27

    Coğrafi izolasyon ve bakır rezervleri.

    KATAR | SAVAŞ GÜCÜ: %28

    LNG (Gaz) gücü ve diplomatik arabuluculuk.

    IRAK | SAVAŞ GÜCÜ: %29

    Bölgesel çatışma tecrübesi ve petrol.

    FİNLANDİYA | SAVAŞ GÜCÜ: %30

    Kuzey savunma disiplini ve topçu gücü.

    FAS | SAVAŞ GÜCÜ: %31

    Batı Afrika kapısı ve modern hava gücü.

    BANGLADEŞ | SAVAŞ GÜCÜ: %32

    Muazzam insan kaynağı potansiyeli.

    SİNGAPUR | SAVAŞ GÜCÜ: %33

    Küçük ama “zehirli” (ultra teknolojik) savunma.

    ARJANTİN | SAVAŞ GÜCÜ: %34

    Coğrafi uzaklık ve tarım potansiyeli.

    KOLOMBİYA | SAVAŞ GÜCÜ: %35

    Güney Amerika’nın en deneyimli kara gücü.

    İSVİÇRE | SAVAŞ GÜCÜ: %36

    Tarafsızlık ve aşılması güç dağ koruması.

    KAZAKİSTAN | SAVAŞ GÜCÜ: %37

    Uranyum rezervleri ve stratejik derinlik.

    HOLLANDA | SAVAŞ GÜCÜ: %38

    Teknoloji ve siber savaş kapasitesi.

    MEKSİKA | SAVAŞ GÜCÜ: %39

    ABD ile lojistik entegrasyon.

    GÜNEY AFRİKA | SAVAŞ GÜCÜ: %40

    Kıtasal izolasyon ve altın/platin rezervleri.

    CEZAYİR | SAVAŞ GÜCÜ: %41

    Afrika’nın en büyük savunma bütçelerinden biri.

    NORVEÇ | SAVAŞ GÜCÜ: %43

    Dev enerji fonu ve Arktik savunma hattı.

    TAYLAND | SAVAŞ GÜCÜ: %44

    Güneydoğu Asya lojistik merkezi.

    İSVEÇ | SAVAŞ GÜCÜ: %46

    Gelişmiş denizaltı ve savaş uçağı (Gripen) üretimi.

    BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ | SAVAŞ GÜCÜ: %47

    Teknoloji odaklı savunma yatırımları ve finans.

    YUNANİSTAN | SAVAŞ GÜCÜ: %48

    Ege hakimiyeti ve güçlü hava kuvvetleri.

    UKRAYNA | SAVAŞ GÜCÜ: %50

    Dünyanın en güncel yüksek yoğunluklu savaş tecrübesi.

    VİETNAM | SAVAŞ GÜCÜ: %51

    Tarihsel direniş tecrübesi ve zorlu orman harbi.

    TAYVAN | SAVAŞ GÜCÜ: %52

    Yarı iletken (çip) tekel gücü (Dünya ekonomisinin sigortası).

    KUZEY KORE | SAVAŞ GÜCÜ: %54

    Topyekûn savaş disiplini ve nükleer tehdit.

    İSPANYA | SAVAŞ GÜCÜ: %55

    Stratejik konum (Cebelitarık) ve dengeli ordu.

    SUUDİ ARABİSTAN | SAVAŞ GÜCÜ: %57

    Finansal güç ve küresel enerji vanaları.

    MISIR | SAVAŞ GÜCÜ: %58

    Süveyş Kanalı kontrolü ve bölgesel ağırlık.

    KANADA | SAVAŞ GÜCÜ: %59

    Arktik kontrolü ve gıda/su güvenliği.

    ALMANYA | SAVAŞ GÜCÜ: %60

    Sanayi kapasitesi (Ancak askeri hantallık riski).

    ENDONEZYA | SAVAŞ GÜCÜ: %62

    Deniz yolları (Malakka) kontrolü ve devasa nüfus.

    AVUSTRALYA | SAVAŞ GÜCÜ: %64

    Kıta-ada izolasyonu ve zengin yeraltı kaynakları.

    İRAN | SAVAŞ GÜCÜ: %65

    Füze programı, vekil güçler ve dağlık “kale” coğrafyası.

    POLONYA | SAVAŞ GÜCÜ: %67

    Avrupa’nın yeni kara savunma kalesi ve dev tank ordusu.

    İTALYA | SAVAŞ GÜCÜ: %68

    Akdeniz hakimiyeti ve ileri havacılık sanayii.

    PAKİSTAN | SAVAŞ GÜCÜ: %70

    Nükleer caydırıcılık ve zorlu coğrafya.

    BREZİLYA | SAVAŞ GÜCÜ: %72

    Savaşın dışında kalma potansiyeli ve dev gıda üretimi.

    İSRAİL | SAVAŞ GÜCÜ: %74

    ABD desteği.

    JAPONYA | SAVAŞ GÜCÜ: %75

    Teknolojik üstünlük ve Pasifik’in en güçlü donanmalarından biri.

    İNGİLTERE | SAVAŞ GÜCÜ: %77

    İstihbarat ağı (AUKUS/5 Eyes) ve nükleer denizaltılar.

    FRANSA | SAVAŞ GÜCÜ: %79

    AB’nin tek bağımsız nükleer gücü ve uçak gemisi kapasitesi.

    GÜNEY KORE | SAVAŞ GÜCÜ: %81

    Dünyanın en modern savunma sanayii hatları ve robotik ordu.

    TÜRKİYE | SAVAŞ GÜCÜ: %83

    Boğazlar kontrolü, NATO’nun en aktif askeri ordusu.

    HİNDİSTAN | SAVAŞ GÜCÜ: %85

    Devasa nüfus rezervi, nükleer güç, stratejik özerklik.

    RUSYA | SAVAŞ GÜCÜ: %89

    En büyük nükleer cephanelik, enerji/gıda bağımsızlığı.

    ÇİN | SAVAŞ GÜCÜ: %93

    Dünyanın üretim merkezi, devasa insan gücü, hipersonik teknoloji.

    ABD | SAVAŞ GÜCÜ: %96

    Küresel lojistik ağ, nükleer güç, dolar hegemonyası.

    The post 3. Dünya Savaşı… İşte en güçlü ülkeler! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İşte İsrail’in en çok korktuğu 8 ülke!

    Yahudi Halkı Politika Enstitüsü (JPPI) tarafından hazırlanan son toplum endeksi raporu, İsrail’in bölgedeki varlığını sürdürme konusundaki derin kaygılarını ve çevre ülkelerden duyduğu yoğun güvenlik endişesini çarpıcı verilerle ortaya koydu. İsraillilerin korku ve tehdit algısı, sadece sınır komşularıyla sınırlı kalmayıp bölgesel güç aktörlerine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Peki İsrail’in en çok korktuğu ülke hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

    İşte İsrail’in en çok korktuğu 8 ülke…

    8) SUUDİ ARABİSTAN

    7) MISIR

    6) YEMEN

    5) SURİYE

    4) KATAR

    3) LÜBNAN

    Türkiye ile birlikte İsrail’i çevreleyen en önemli tehdit katmanlarından biri olarak görülmektedir. Lübnan’dan duyulan korku, doğrudan sınır güvenliği ve bölgesel çatışma potansiyeli ile ilişkilendirilmektedir.

    2) TÜRKİYE

    İran’ın ardından listede ikinci sırada yer alan Türkiye, İsrail kamuoyu için en yüksek tehdit odaklarından biri haline gelmiştir. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel ağırlığının ve izlediği politikaların İsrail’de çok ciddi bir çekinceyle takip edildiğini göstermektedir.

    1) İRAN

    İsraillilerin en büyük korkusu olan bu ülke, tek başına “varoluşsal tehdit” kategorisinde yer almaktadır. Rapora göre İsraillilerin %23’ü İran’ın nükleer programını İsrail’in karşı karşıya olduğu en büyük tehlike olarak görmektedir. Katılımcıların %62’si, İran’ı devletin varlığını doğrudan tehdit eden bir güç olarak tanımlamaktadır.

    The post İşte İsrail’in en çok korktuğu 8 ülke! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İsrail’in İran korkusunu gölgede bırakan rapor! İsrail’in aklını alan Türkiye gerçeği

    İsrail’in İran korkusunu gölgede bırakan rapor! İsrail’in aklını alan Türkiye gerçeği

    İran’ı unutun asıl tehlike başka yerde

    Maariv gazetesinde eski general Yitzhak Brick tarafından kaleme alınan analiz, “İran’ı Unutun: İsrail Savunma Kuvvetleri’nin radarının altında gelişen daha tehlikeli tehdit” başlığıyla yayımlandı. Brick, İsrail’in tüm dikkatini İran’a odaklamasının bir “gönüllü körlük” olduğunu savunarak, bölgede Türkiye’nin giderek artan etkisine ve askeri gücüne dikkat çekti. Türkiye’nin uzun vadede İran’dan çok daha ciddi bir stratejik risk oluşturabileceği öne sürüldü.

    Hava kuvvetlerine aşırı güven eleştirildi

    Analizde, İsrail ordusunun stratejik bir hata yaparak kara kuvvetlerini ihmal ettiği ve sadece hava gücüne dayalı bir savunma anlayışı geliştirdiği belirtildi. İran ile süren çatışmaların “steril bir uçak savaşı” niteliği taşıdığı ifade edilirken, olası bir bölgesel savaşta sadece gökyüzünden yapılacak savunmanın yeterli olmayacağı, güçlü bir kara ordusuna ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

    Çok cepheli savaş kabusu

    İsrail’in aynı anda birden fazla cepheyle karşı karşıya kalabileceği senaryoların ele alındığı yazıda; Hizbullah, Suriye, Batı Şeria ve Ürdün sınırındaki hareketliliğin tek bir merkezden hava gücüyle durdurulamayacağı ifade edildi. Güçlü bir savunma için “çelik üçgen” olarak adlandırılan hava, kara ve deniz kuvvetlerinin dengeli olması gerektiği hatırlatıldı.

    Ankara’nın artan bölgesel etkisi

    Yazıda, Türkiye’nin Orta Doğu’daki etkisini hızla artırdığı ve bölgedeki güç dengesinin değiştiği aktarıldı. İsrail yönetiminin, Türkiye’nin bu yükselişini ve gelecekte oluşturabileceği potansiyel riskleri doğru okuyamaması durumunda, ülke güvenliğinin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapıldı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Hakan Fidan’dan İran’a net uyarı: “Hava sahamızın ihlali kabul edilemez”

    Hakan Fidan’dan İran’a net uyarı: “Hava sahamızın ihlali kabul edilemez”

    “Egemenlik haklarımız tartışmaya kapalı”

    Bakan Fidan, komşu ülkeler arasındaki çatışmaların Türkiye’nin hava sahasını riske atmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. Balistik füze geçişlerinin sivil havacılık ve ulusal güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Fidan, “İran balistik füzelerinin Türk hava sahasını ihlal etmesi kabul edilemez bir durumdur” dedi.

    Türkiye’den anında müdahale sinyali

    Hava savunma sistemlerinin teyakkuzda olduğunu hatırlatan Fidan, ihlallere karşı angajman kurallarının kararlılıkla uygulanacağını söyledi. Türkiye’nin kendi güvenliğini korumak için her türlü teknik ve askeri adımı attığını belirten Bakan, “Türkiye gerekli müdahalelerde bulunmaya devam edecektir” diyerek kararlılık mesajı verdi.

  • İran’dan Trump’ın diyalog çağrısına sert yanıt!

    İran’dan Trump’ın diyalog çağrısına sert yanıt!

    Trump: İran bizimle görüşmek için can atıyor

    Fox News’e özel açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetiminin kendileriyle temas kurmak istediğini öne sürdü. Görüşme ihtimaline açık kapı bırakan Trump, “İran çok fena görüşmek istiyor. Şartlara göre bu mümkün ancak artık konuşmak zorunda da değiliz” ifadelerini kullanarak Washington’ın elinin güçlü olduğu mesajını verdi.

    İran’dan “yumruk” benzetmesiyle ret

    Trump’ın bu iddialarına İran cephesinden yanıt gecikmedi. Meclis Başkanı Galibaf, ülkesinin kesinlikle bir ateşkes arayışında olmadığını vurguladı. Saldırgan tarafa ders verilmesi gerektiğini savunan Galibaf, “Saldırganın ağzına yumruk atılması gerektiğine inanıyoruz ki bir daha İran’a saldırmayı düşünmesinler. İsrail’in savaş-müzakere döngüsünü biz kıracağız” dedi.

    Gizli temas trafiği sonuçsuz kaldı

    Bölgedeki diplomatik kaynaklar, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iletişime geçmeye çalıştığını doğruladı. ABD’nin İran’ın ateşkes konusundaki nabzını yoklamayı hedeflediği bu girişimlerin, Tahran yönetimi tarafından karşılık bulmadığı belirtildi. İran Ulusal Güvenlik Konseyi kaynakları, gündemlerinde savaşı durdurmaya yönelik herhangi bir müzakere başlığı bulunmadığını ifade etti.

    Savaşta 11. gün: Gerilim düşmüyor

    İsrail ve ABD ile İran arasındaki askeri hareketlilik devam ederken, Tahran’ın müzakere masasını reddetmesi bölgedeki çatışmaların şiddetlenme ihtimalini artırdı. Uluslararası gözlemciler, İran’ın bu sert tutumunun bölgedeki vekil güçler ve doğrudan askeri kapasitesiyle bağlantılı bir gövde gösterisi olduğunu değerlendiriyor.

  • Almanya’dan Japonya’ya uzanan dev yolculuk!

    Almanya’dan Japonya’ya uzanan dev yolculuk!

    Ayı ve tilki sesleri arasında çadırda konaklıyor

    Yolculuğu boyunca pek çok zorlukla karşılaşan Mostanno, Kastamonu’nun Daday ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldi. Geceleri çoğu zaman dışarıda ve çadırda konakladığını belirten gezgin, “Kastamonu’ya geldiğimde köpek, ayı ve tilki sesleri duyuyorum ama hayvanlar bana zarar vermiyor. Şimdiye kadar hep bu şekilde devam ettim” diyerek doğayla iç içe geçen zorlu şartları anlattı.

    ALMANYA’DAN JAPONYA’YA YÜRÜYEREK GİTMEK İÇİN YOLA ÇIKAN MUSTAFA MOSTANNO, 6 AYDA TÜRKİYE’YE ULAŞTI. (SERKAN YILMAZ – VEDAT YUNUS İKİZOĞLU/KASTAMONU-İHA)
    Almanya’dan Japonya’ya yürüyerek gitmek için yola çıkan Mustafa Mostanno, yaklaşık 6 ayda Türkiye’ye ulaştı.

    Rotası Karadeniz üzerinden Gürcistan’a uzanıyor

    Henüz kesin bir güzergah planı olmadığını ifade eden Mostanno, önümüzdeki 2-3 ay boyunca Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon üzerinden Rize’ye kadar yürümeyi planlıyor. Hedefine ulaşmak için binlerce kilometre daha kat etmesi gereken gezgin, yol boyunca rotasını doğaçlama bir şekilde belirliyor.

    ALMANYA’DAN JAPONYA’YA YÜRÜYEREK GİTMEK İÇİN YOLA ÇIKAN MUSTAFA MOSTANNO, 6 AYDA TÜRKİYE’YE ULAŞTI. (SERKAN YILMAZ – VEDAT YUNUS İKİZOĞLU/KASTAMONU-İHA)
    Almanya’dan Japonya’ya yürüyerek gitmek için yola çıkan Mustafa Mostanno, yaklaşık 6 ayda Türkiye’ye ulaştı.

    Vatandaşların desteğiyle besleniyor

    Beslenme ihtiyacını marketlerden veya hayırsever vatandaşların yardımlarıyla karşıladığını söyleyen Mustafa Mostanno, “Biri yemek verirse alıyorum, market bulursam ihtiyaçlarımı gideriyorum. 6 aydır bu şekilde yoldayım, Japonya’ya varana kadar da böyle devam edeceğim” dedi. Mostanno, Daday’daki molasının ardından Sinop istikametine doğru yürüyüşüne kaldığı yerden devam etti.>>>İHA

  • Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi

    Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi

    Görüşmede, diplomasi kapısının açılmasına ihtiyaç olduğunu, Türkiye’nin bunu sağlamak için çaba harcadığını ifade eden Erdoğan, İran’a yönelik hukuksuz müdahaleleri ve İran’ın bölgedeki kardeş ülkeleri hedef almasını doğru bulmadıklarını, bilakis kardeş ülkeleri hedef almanın hiç kimsenin faydasına olmadığını ve bunların sonlandırılması gerektiğini belirtti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin tarafı olmadığı çatışmalardan olumsuz etkilendiğini, her ne sebeple olursa olsun, hava sahasının ihlal edilmesinin mazur görülemeyeceğini ve Türkiye’nin buna karşı gerekli tüm önlemleri almaya devam edeceğini vurguladı.

    Pezeşkiyan’a Menab’daki okul saldırısında öldürülen çocuklar başta olmak üzere yaşanan can kayıplarından derin üzüntü duyduğunu aktaran, İran lideri Ali Hamaney için başsağlığı dileklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mücteba Hamaney’in yeni lider seçilmesinin bölgede barışa vesile olmasını temenni ettiğini dile getirdi.

    Pezeşkiyan da Türkiye hava sahasına giren füzelerin İran kaynaklı olmadığını ve konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapacaklarını söyledi. >>>AA