Kategori: Dünya

  • “Ateşkesin ihlal edilmesini kararlılıkla kınıyoruz”

    “Ateşkesin ihlal edilmesini kararlılıkla kınıyoruz”

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, hükümetin görev süresini tamamlayacağını belirtirken Orta Doğu’daki krizde, İsrail’den Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı durdurmasını defalarca istediklerini söyledi.

    Meloni, 22-23 Mart’ta yargı reformu öngören anayasa değişikliği referandumundan aldığı yenilginin ardından koalisyon hükümetinin geleceği ve Orta Doğu’daki krize ilişkin parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na hitap etti.

    Meloni, yargı reformunun referandumda reddedilmesiyle bir fırsatın kaçtığını zira ülkenin buna ihtiyaç duyduğunu ifade ederken hükümetin yoluna devam edeceğinin sinyalini verdi.

    Hükümetiyle İtalya’da siyasi istikrarın sağlandığını vurgulayan Meloni, “Haftalardır referandum oylamasının sonuçlarına dair tuhaf senaryolar okuyorum. Hükümetin yakın zamanda istifa edeceğinden, kabine değişikliklerinden, yeni bir başlangıçtan bahsediliyor. İstifa yok, kabine değişikliği yok. Söz verdiğimiz gibi 5 yıl boyunca yöneteceğiz. Kaçmayacağız, geri çekilmeyeceğiz.” dedi.

    Konuşmasında uluslararası meselelere dair değerlendirmelerde bulunan Meloni, İran krizinde İtalya olarak diğer büyük Avrupa ülkeleriyle benzer bir konumda olduklarını kaydetti.

    Meloni, 28 Şubat’ta başlayan çatışmanın dün itibarıyla geçici bir ateşkese varıldığını dile getirerek “Geri dönüşü olmayan noktaya yaklaştık ancak şimdi kararlılıkla takip edilmesi gereken zayıf bir barış umudumuz var. İtalya, Pakistan Başbakanı (Şahbaz) Şerif’i, diğer bölgesel aktörlerin desteğiyle bu zor müzakere sürecinin sorumluluğunu üstlendiği için takdir etmektedir.” diye konuştu.

    “ATEŞKESİN HERHANGİ BİR ŞEKİLDE İHLAL EDİLMESİNİ DE KARARLILIKLA KINIYORUZ”

    Başbakan Meloni, Pakistan’da başlayacak barış görüşmelerinin, anlaşmanın genel noktalarını güçlendirmesini umduklarını kaydetti. “Ateşkesin herhangi bir şekilde ihlal edilmesini de kararlılıkla kınıyoruz.” diyen Meloni, düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesi, Körfez ülkelerine yönelik saldırıların durdurulması, Lübnan’daki askeri operasyonların sona ermesi, İran’ın nükleer programından ve bölgesel komşularına yönelik sürekli tehditlerinden vazgeçmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestliğinin tamamen yeniden sağlanmasını talep ettiklerini belirtti.

    Meloni, Hürmüz Boğazı’nın son saatlerde olduğu gibi herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini ifade ederek “Bu, anlaşmanın uygulanmasında en kritik noktalardan biri olmaya devam ediyor çünkü İran’ın boğazdan transit geçişlerde ek gümrük vergileri uygulama hakkını elde etmesi, öngörülemeyen ekonomik sonuçlara yol açabilir.” ifadelerini kullandı.

    “İTALYA’NIN PAYLAŞMADIĞI VE KATILMADIĞI BİR ASKERİ OPERASYON SÖZ KONUSU OLDU”

    Meloni, İtalya olarak ortaklarıyla açıkça konuştuklarını dile getirerek bunun son örneğinin, mart sonunda ABD’ye ait bazı uçakların, Orta Doğu’ya giderken İtalya’nın güneyindeki Sigonella Üssü’nü kullanmak istemesi ve söz konusu uçuşların iki ülke arasındaki anlaşmaların kapsamının dışında olması sebebiyle izin verilmemesiyle yaşandığını şu sözlerle anlattı:

    “İran’daki savaşta da yaptığımız gibi İtalya’nın paylaşmadığı ve katılmadığı bir askeri operasyon söz konusu oldu. Bu durum, Sigonella olayıyla tüm somutluğuyla ortaya çıktı. Burada İtalya, ABD ile ilişkilerimizi düzenleyen anlaşma ve sözleşmelerin hükümlerine titizlikle uymuştur.”

    Benzer bir durumun İsrail için de geçerli olduğunu aktaran Meloni, şu değerlendirmelerde bulundu: “Lübnan meselesinde İsrail ile de bunu yaptık. Lübnan hükümetini, ülkedeki egemenliği konusunda ve Hizbullah’ın terörist milislerini silahsızlandırma yönündeki çabalarını destekledik. Bu nedenle İsrail’den defalarca askeri tırmanışı durdurmasını, İtalya’nın onlarca yıldır katkı sunduğu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) misyonunda görev yapan personelin güvenliğini garanti altına almasını, ayrıca sayısı artık çok artmış olan yerinden edilmiş insanların evlerine dönmesine izin vermesini talep ettik. Bu, aynı zamanda Avrupa’ya doğru yeni göç akınları riskini önlemek açısından da önemlidir.”

    Meloni, dün UNIFIL’de görev yapan İtalyan birliği konvoyuna İsrail ordusunca ateş açılması hadisesinin de “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

    BAŞBAKAN’DAN ENERJİ DİPLOMASİSİ

    İtalya Başbakanı, 3-4 Nisan’da Avrupa Birliği (AB) ve G7 liderleri arasında bir ilke imza atarak, savaş devam ederken Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’a gittiğini anımsatarak, “Bu ülkeler 28 Şubat’tan bu yana İran tarafından gerçekleştirilen haksız bir saldırıya maruz kaldı. Onlara İtalya’nın dayanışmasını ve yakınlığını ifade etmek istedim ancak aynı zamanda enerji tedarikini özellikle petrolü güvence altına almak için çalıştım. Çünkü bu bölge ülkemizin ulusal enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’ini karşılamaktadır.” yorumunu yaptı.

    Meloni 25 Mart’ta da benzer bir maksatla Cezayir’e gittiğini ve İtalya’ya doğal gaz tedarikinin artırılması konusunda anlaşmak için görüştüğünü, aynı şekilde yakında Azerbaycan’a da gideceğini söyledi.

    AB’YE İRAN SAVAŞI NEDENİYLE HARCAMA KURALLARININ ASKIYA ALINMASI ÖNERİSİ

    İran savaşının ekonomileri üzerindeki etkilerine dair adımlar atılması gerektiğini ifade eden Meloni, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer Orta Doğu’daki kriz yeniden şiddetlenirse Avrupa’nın buna vereceği yanıt konusunu ciddi şekilde ele almamız gerekecektir. Bu yanıt, yaklaşım ve araçlar açısından (Kovid-19) salgın sırasında uygulananlara benzer olabilir. Böyle bir durumda, İstikrar ve Büyüme Paktı’nın geçici olarak askıya alınması ihtimalini tartışmak bir tabu olmamalıdır. Ancak bu, tek tek üye devletler için bir istisna değil, genel bir uygulama olmalıdır.”

    Diğer yandan, ana muhalefetteki Demokratik Partinin (PD) lideri Elly Schlein ise Meloni hükümetinin, referandumdaki yenilgiyle aslında halka karşı zaten kaybettiğini belirtirken bu hükümetin, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya “durmaları gerektiğini dahi söyleyemediği” eleştirisinde bulundu. >>>AA

  • Türk devletler, Nevruz Bayramı’nı kutladı

    Türk devletler, Nevruz Bayramı’nı kutladı

    Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, İran, Irak, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Moğolistan’ın ortak daveti üzerine Paris’teki UNESCO merkezindeki etkinlikte Nevruz Bayramı kutlandı.

    Bu yıl koordinasyonunu Tacikistan’ın üstlendiği etkinliğe, Türkiye’nin UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gülnur Aybet, UNESCO Nezdinde Kültürden Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Vekili Lazare Eloundou Assomo ve çok sayıda davetli katıldı.

    Tacikistanlı sanatçılar, etkinlikte yöresel dans performansları eşliğinde geleneksel enstrümanlarıyla konser verdi.

    Etkinlikte düzenlenen defilede, Azerbaycan dahil farklı ülkelerin kültürel motifleri ve geleneksel kıyafetlerinden esinlenerek tasarlanan kıyafetler dikkati çekti.

    Davetli 13 ülkeye ait stantlarda el emeği eserler sergilenirken, katılımcılara farklı lezzetler ikram edildi.

    “NEVRUZ, KÜLTÜRLER ARASI DİYALOĞU VE İŞBİRLİĞİNİ TEŞVİK EDİYOR”

    Tacikistan’ın UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dilshod Rahimi, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, nevruz etkinliklerinde insanların bir araya gelip geleneksel yemekler hazırladığını ve şenliklere katıldığını söyledi.

    Rahimi, “Nevruz, tarihi mirasa saygıyı güçlendirirken aynı zamanda kültürler arası diyaloğu ve işbirliğini teşvik ediyor.” diyerek, barış ve refahın bayramı olan nevruzun modern dünyada daha da anlamlı hale geldiğinin altını çizdi.

    Nevruz kutlamalarının 2009’da UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine alındığını hatırlatan Rahimi, UNESCO nezdindeki nevruz dosyasına katılan ülke sayısının 13’e çıktığını kaydetti.

    Rahimi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 2010’da aldığı kararla 21 Mart’ı “Uluslararası Nevruz Günü” ilan ederek, bu günün milletler arası dostluğu güçlendirme ve barış kültürünü yaymadaki rolünü vurguladığını belirtti.

    “BİZLERE DÜNYADA HEPİMİZİN ORTAK ARZUSU OLAN UMUDU HATIRLATIYOR”

    UNESCO Nezdinde Kültürden Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Vekili Assomo ise “Nevruzu kutlamak için bu özel etkinlikte sizlerle bir araya gelmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum.” ifadesini kullandı.

    Assomo, dünyada sadece birkaç geleneğin nevruz gibi bu kadar ülkeyi bir arada toplayabildiğini dile getirerek, “(Nevruz) Bizlere dünyada hepimizin ortak arzusu olan umudu hatırlatıyor.” dedi.

    Türkiye’nin de aralarında bulunduğu farklı ülkelerin ortak girişimiyle nevruz kutlamaları, 2009 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınmıştı. >>>AA

  • Naim Kasım öldürüldü mü? Hizbullah Lideri Şeyh Naim Kasım kimdir, neden hedef alındı?

    İsrail kaynakları, sabah saatlerinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik gerçekleştirilen nokta operasyonda, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın hedef alındığını ve hayatını kaybettiğini öne sürdü. İsrail Ordu Sözcülüğü saldırıyı doğrularken, Hizbullah kanadından ve uluslararası bağımsız kaynaklardan henüz kesin bir onay gelmedi.

    Naim Kasım Kimdir?

    Hasan Nasrallah’ın ardından Hizbullah’ın liderlik koltuğuna oturan Naim Kasım, örgütün kuruluşundan bugüne en kilit isimlerinden biri olarak biliniyor. 1953 yılında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta doğmuştur. Dini eğitiminin yanı sıra bilimsel bir altyapıya sahip olan Kasım, Lübnan Üniversitesi’nde Kimya eğitimi almıştır. Siyasi hayatına ilk olarak Emel Hareketi’nde başlamış, 1980’li yılların başında Hizbullah’ın kurucu kadrosu içerisinde yer almıştır. 1991 yılından itibaren örgütün “iki numaralı ismi” (Genel Sekreter Yardımcısı) olarak görev yapmıştır. Ekim 2024’te İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hasan Nasrallah’ın yerine, 29 Ekim 2024’te resmen Hizbullah Genel Sekreteri olarak seçilmiştir.

    Naim Kasım Neden Öldürüldü 

    İsrail’in Naim Kasım’ı hedef almasının arkasında yatan temel nedenler şunlardır: İsrail, Nasrallah sonrası örgütün yeniden toparlanmasını engellemek için liderlik kadrosuna yönelik “kafa koparma” operasyonlarını sürdürüyor. Örgütün en kıdemli siyasi ve askeri figürünü etkisiz hale getirerek direniş hattında moral bozukluğu yaratmak. Hizbullah’ın karar alma mekanizmasını felç ederek Lübnan sınırındaki askeri tehdidi minimize etmek.

    The post Naim Kasım öldürüldü mü? Hizbullah Lideri Şeyh Naim Kasım kimdir, neden hedef alındı? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Mircea Lucescu, son yolculuğuna uğurlanıyor

    Mircea Lucescu, son yolculuğuna uğurlanıyor

    Romanya futbolunun en önemli isimlerinden Lucescu için ilk tören Ulusal Arena Stadı’nda düzenlendi.

    Hayatını kaybeden ünlü teknik direktör Mircea Lucescu için, Bükreş’teki Ulusal Arena stadyumunda tören düzenlendi.

    Törene, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Türkiye Futbol Federasyonu Dış İlişkiler Kurulu Üyesi Ali Karaca, Galatasaray ve Beşiktaş’ın taraftar dernekleri başkanları ve çok sayıda futbolsever katıldı.

    Güvenlik ve protokol önlemlerinin alındığı stat, yarın da tüm gün ziyaretçilere açık olacak. Lucescu’nun naaşı cuma günü düzenlenecek dini törenle Bellu Mezarlığı’na defnedilecek. >>>AA

  • 15 günlük ateşkese dünyadan tepkiler

    15 günlük ateşkese dünyadan tepkiler

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ile İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladı.

    BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric tarafından yapılan yazılı açıklamada, Guterres’in bölgedeki çatışmaya taraf tüm aktörlere uluslararası hukuk yükümlülüklerine uyma ve ateşkes şartlarına riayet etme çağrısında bulunduğu belirtildi.

    Ateşkesin bölgede kalıcı ve kapsamlı barışın önünü açması açısından önemli olduğu ifade edilen açıklamada, Guterres’in 2 haftalık ateşkesten memnun olduğu bildirildi.

    Açıklamada, Guterres’in çatışmaların derhal sona ermesinin sivillerin korunması ve insani acıların hafifletilmesi açısından kritik olduğunun altını çizdiği ve ateşkesin sağlanmasına yönelik Pakistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerin yürüttüğü arabuluculuk çabalarından memnuniyet duyduğu aktarıldı.

    Açıklamada, BM Genel Sekreter Özel Temsilcisi Jean Arnault’nun ise bölgede temaslarını sürdürerek kalıcı barışa yönelik çalışmalara destek verdiği bilgisi de paylaşıldı.

    Almanya

    Almanya Başbakanı Friedrich Merz yaptığı yazılı açıklamada, Alman hükümetinin, ABD ile İran arasında gece saatlerinde varılan 2 haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını ifade ederek bu önemli anlaşmanın sağlanmasında yaptığı aracılık için Pakistan’a teşekkürlerini ilettiklerini aktardı.

    “Şimdi hedef, gelecek günlerde savaşın kalıcı bir şekilde sona ermesini müzakere etmek olmalı.” ifadesini kullanan Merz, bunun da yalnızca diplomatik yolla başarılabileceğini vurguladı.

    Friedrich Merz, müzakerelerin İran’daki sivil halkın korunmasına ve bölgedeki güvenliğe hizmet edeceğinin altını çizerek “(Müzakereler) Ciddi bir küresel enerji krizini önleyebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Almanya’nın diplomatik çabaları desteklediğini belirten Merz, bunun için ülkesinin ABD ve diğer partnerlerle yakın diyalog içinde olduğunu dile getirdi.

    Başbakan Merz, Almanya’nın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasına uygun şekilde katkıda bulunacağını kaydetti.

    Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, sonunda siyasette sevindirici bir haberin olduğunu belirterek “İran savaşında tarafların ateşkes kararı almasını memnuniyetle karşılıyorum.” ifadesini kullandı.

    Bu anlaşmayı destekleyenlere, özellikle Pakistan’a teşekkür eden Wadephul, şunları kaydetti:

    “Bu, kalıcı bir barışa giden yolda atılan belirleyici ilk adım olmalı. Çünkü savaşın devam etmesinin sonuçları öngörülemezdir. Almanya, bu diplomatik yolu tüm gücüyle destekleyecektir.”

    Malezya

    Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını belirterek Tahran yönetiminin sunduğu 10 maddelik planın sadece bölge için değil, dünyadaki barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesi açısından umut verici olduğunu kaydetti.

    Bu önerinin sadece İran için değil Irak, Lübnan ve Yemen’i de kapsayan kapsamlı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesinin zorunlu olduğuna dikkati çeken Enver, ayrıca başta Gazze olmak üzere, Filistin halkına yönelik soykırım ve yerinden edilmenin sona ermesini sağlamanın da ilgili tarafların görevi olduğunu vurguladı.

    Avustralya

    Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

    Avustralya’nın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik çabaları desteklemek ve ihtiyaç sahiplerine yardımların ulaştırılmasını sağlamak üzere uluslararası ortaklarıyla işbirliği içinde çalıştığını belirten Albanese, gerginliğin azaltılmasına yönelik çabaları dolayısıyla Pakistan, Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan’a teşekkür etti.

    Albanese, Avustralya’nın ateşkesin sürdürülmesini ve çatışmanın çözüme kavuşturulmasını istediğini vurgulayarak tüm tarafları uluslararası hukuka uymaya ve sivilleri korumaya davet etti.

    Japonya

    Kyodo ajansının haberine göre, Japonya Kabine Başsekreteri Kihara Minoru, düzenlediği basın toplantısında, 2 haftalık ateşkesi “olumlu bir adım” olarak değerlendirdi.

    Kihara, Orta Doğu’da gerilimin düşürülmesinin öncelik olduğunu belirterek diplomatik çabalarla yakında “nihai anlaşmaya” ulaşılmasını beklediklerini ifade etti.

    Yeni Zelanda

    Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters da X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.

    Çatışmayı sona erdirmeye yönelik tüm çabalara arka çıktıklarını aktaran Peters; Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın çözüm arayışındaki rolüne teşekkür etti.

    Peters, kalıcı ateşkes için gelecek günlerde önemli adımlar atılması gerektiğine işaret ederek Yeni Zelanda’nın bu yöndeki tüm girişimlere destek vereceğini kaydetti.

    Güney Kore

    Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Park Il, 2 haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

    Sözcü Park, söz konusu adımın, küresel enerji tedariki açısından öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin yeniden başlaması açısından zemin hazırladığını belirterek gemilerin boğazdan güvenli geçişine yönelik beklentilerini dile getirdi.

    Rusya

    Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD-İran geçici ateşkesini değerlendirdi.

    ABD ile İran arasındaki çatışmaların durdurulduğunu hatırlatan Medvedev, “Her iki taraf da zafer ilan etti. Peki kim kazandı? Beyaz Saray’ın İran medeniyetini yok edeceğine yönelik açıklamaların zedelediği sağduyu kazandı. Bununla birlikte (ABD Başkanı Donald) Trump’ın 10 maddelik planı istişare etmeyi kabul etmesi, İranlıların başarısı.” ifadelerini kullandı.

    Washington’ın bu planı kabul etmeyeceği değerlendirmesinde bulunan Medvedev, bunun, Trump’ı aşağılayacağını ve İran için gerçek zafer anlamına geleceğini vurguladı.

    Medvedev, “O halde yine çatışmalar mı başlayacak? Bu mümkün ancak ara bir seçenek mevcut. Trump, uzun süreli savaş istemiyor ve sürdüremez. Kongre onu desteklemeyecek. Bu nedenle kırılgan ateşkesi sürdürmesi ve her şey yolundaymış gibi davranması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

    İsrail’in İran’la ilgili sorunlarını çözmediğine, bu nedenle de bu ateşkese ihtiyaç duymadığına dikkati çeken Medvedev, Tel Aviv’in kendi başına hamle yapabileceğini, bunun da durumu belirsizleştirdiğini kaydetti.

    Azerbaycan

    Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ABD ile İran arasındaki 2 haftalık ateşkesin memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, arabuluculuk yapan tüm tarafların çabalarının takdir edildiği vurgulandı.

    Açıklamada, bu gelişmenin bölgede gerginliğin azaltılmasına katkı sağlayacağı ifade edilerek, taraflara mevcut sorunların çözümü ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesi amacıyla yapıcı diyalog çağrısında bulunuldu.

    Ayrıca açıklamada, Azerbaycan’ın, bölgede kalıcı barışın, güvenliğin ve işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik girişimleri her zaman desteklemeye hazır olduğu vurgulandı.

    Irak

    Irak Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu gelişmenin bölgedeki gerilimi azaltarak güvenlik ve istikrarın güçlenmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

    Açıklamada, Irak’ın krizlerin çözümüne yönelik bölgesel ve uluslararası tüm girişimleri desteklediği vurgulanarak, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği ifade edildi.

    Taraflara ateşkese tam bağlı kalmaları ve yeni bir gerilime yol açabilecek her türlü adımdan kaçınmaları çağrısında bulunulan açıklamada, anlaşmazlıkların temel nedenlerinin ele alınmasının ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı.

    Açıklamada ayrıca Irak’ın dengeli diplomasi yaklaşımını sürdüreceği belirtilerek, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğe katkı sunma kararlılığı ifade edildi.

    Avusturya

    Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, geçici ateşkese ilişkin Avusturya’nın “Ö1 Morgenjournal” radyo kanalına değerlendirmelerde bulundu.

    Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması gerektiğini dile getiren Meinl-Reisinger, savaşın tarafı olmasalar da savaştan etkilendiklerini söyledi.

    Meinl-Reisinger, geçici ateşkesten memnun olduklarını belirterek, “İran Savaşı’ndaki ateşkes önemli bir nefes alma fırsatı. Şimdi müzakereler başlamalı. Bu savaşta yaşananlar Avusturya’yı da doğrudan etkileyecek. Bu nedenle, diplomatik bir çözüm bulmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız bizim çıkarımıza.” ifadelerini kullandı.

    AB

    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, ABD-İran ateşkesiyle ilgili “Bu, tehditleri azaltmak, füze saldırılarını durdurmak, deniz taşımacılığını yeniden başlatmak ve kalıcı bir anlaşmaya yönelik diplomasi için alan oluşturmak adına çok ihtiyaç duyulan bir fırsat yaratıyor.” ifadelerini kullandı.

    Pakistan Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ile görüştüğünü kaydeden Kallas, ilk anlaşmanın sağlanmasına katkıları dolayısıyla Dar’a teşekkür ettiğini aktardı.

    Kallas, arabuluculuk kapısının açık tutulması gerektiğini belirtirken, çatışmanın temel nedenlerinin henüz çözülmediğine dikkati çekerek diplomatik çabaların sürmesi gerektiğini vurguladı.

    AB’nin bu süreci desteklemeye hazır olduğunu belirten Kallas, bölgedeki ortaklarla temas halinde olduklarını ve konuyu bugün Suudi Arabistan’da ele alacağını bildirdi.

    AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de “ABD ve İran’ın dün gece vardığı iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşılıyorum. Bu, çok ihtiyaç duyulan bir gerilim azaltma sağlıyor. Pakistan’a arabuluculuğu için teşekkür ediyorum. Şimdi bu çatışmaya kalıcı bir çözüm bulmak için müzakerelerin devam etmesi çok önemli. Bu amaçla ortaklarımızla koordinasyona devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

    Umman

    Umman Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD ve İran arasında sağlanan ateşkesin memnuniyetle karşılandığı kaydedildi.

    Muskat’ın, Pakistan’ın bu konudaki çabaları ile savaşın sona ermesi çağrısında bulunan tüm tarafları takdir ettiği aktarıldı.

    Ayrıca krizin kökten çözülmesini sağlayacak yolların bulunması, bölgede savaş ile saldırıların kalıcı şekilde sonlandırılması için sarf edilen çabaların artırılmasının önemi vurgulandı.

    Mısır

    Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Kahire’nin ABD’nin bölgedeki saldırıları 2 hafta askıya alma kararını memnuniyetle karşıladığı ifade edildi.

    Bu adım, “müzakereler ile diplomasi önünde alan açmak adına değerlendirilmesi gereken çok önemli bir fırsat” şeklinde nitelendirildi.

    Bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyon içinde güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla Mısır’ın Pakistan ve Türkiye’yle yürütülen yoğun çabalarının devam ettiği vurgulandı.

    Kararın gerilimin düşürülmesi ve sükunetin sağlanması konusunda önemli ve olumlu bir gelişme olduğu; bölgenin güvenliği, istikrarı ve halklarının kazanımlarının korunmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

    ABD tarafından saldırıların durdurulması ve İran tarafının buna olumlu karşılık vermesinin, diplomasi ve yapıcı diyalog yoluyla ciddi bir müzakere sürecinin başlatılması adına değerlendirilmesi gereken bir fırsat olduğu vurgulandı.

    Bunun da anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine, gerilimin düşürülmesine, savaşın sona erdirilmesine, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yol açacağı aktarıldı.

    Atılan bu adımın; askeri operasyonların tamamen durdurulması ve deniz seyrüsefer hakkına saygı duyulması yoluyla devam ettirilmesinin önemini vurgulayan Kahire, barış ve güvenliğin sağlanmasını hedefleyen tüm girişimleri desteklediğini yineledi.

    Suudi Arabistan

    Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise ABD ve İran arasında sağlanan ateşkesten memnuniyet duyduğu bildirildi.

    Açıklamada, Riyad’ın “ABD Başkanı Donald Trump ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ABD-İran arasındaki ateşkes anlaşmasını duyurmasını memnuniyetle karşıladığı” ifadesine yer verildi.

    Bu çerçevede, ülkesinin ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in anlaşmaya varılması için sarf ettiği verimli çabaların takdir edildiği aktarıldı.

    Pakistan’ın güvenlik ve istikrarı sağlayacak ve onlarca yıldır istikrarsızlık ve güvensizliğe neden olan tüm sorunları ele alacak kalıcı bir anlaşmaya varılması için yürüttüğü arabuluculuk çabalarına Riyad’ın desteği teyit edildi.

    Kazakistan

    Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ABD ile İran arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yapılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladı.

    Kazakistan Cumhurbaşkanlığı sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Tokayev, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Mareşal Asim Munir’in arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin önemine dikkati çekti.

    Tokayev, söz konusu mutabakatın, ABD Başkanı Donald Trump ile İran’ın üst düzey yönetimi başta olmak üzere çatışmaya taraf tüm ülkelerin iyi niyeti ve sağduyusu sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

    Ateşkesin uzun vadeli olmasını temenni eden Tokayev, bunun, küresel ticaretin gelişmesine ve tüm ülkelerin ekonomik refahına katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

    İspanya

    İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki iki haftalık geçici ateşkes kararını değerlendirdi.

    Özellikle de adil ve kalıcı bir barışa yol açıyorsa ateşkeslerin her zaman iyi haber olduğunu kaydeden Sanchez, “Ancak bu anlık rahatlama, kaosu, yıkımı ve kaybedilen hayatları unutturamaz.” ifadesini kullandı.

    Sanchez, şöyle devam etti:

    “İspanyol hükümeti, sadece bir kova ile ortaya çıktıkları için dünyayı ateşe verenleri alkışlamayacaktır. Şimdi ihtiyaç duyulan şey: diplomasi, uluslararası hukuk ve barış.”

    İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de X’teki hesabından, “Yaklaşık 40 gün sonra bugün sağlanan ateşkes, Orta Doğu’ya ve dünyaya umut getiriyor. Arabulucuların, özellikle de Pakistan’ın hayati önem taşıyan çalışmalarını destekliyoruz. Ateşkes, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacak bir tırmanmayı önlüyor.” ifadesine yer verdi.

    Diplomasinin, müzakerenin ve uluslararası hukukun, Orta Doğu halkının hak ettiği kalıcı barışa ulaşmanın tek yolu olduğunu vurgulayan Albares, şunları kaydetti: “Tüm taraflar, saldırıları sona erdirmek ve çatışmayı azaltmak için sorumluluk ve kararlılık göstermelidir. İspanya da bu konuda desteğini sürdürecektir. Ateşkes Lübnan’ı da kapsayacak şekilde genişletilmelidir.” >>>AA

  • Donald Trump’tan İran’a ağır tehdit: Bir medeniyet bu gece yok olacak

    Donald Trump’tan İran’a ağır tehdit: Bir medeniyet bu gece yok olacak

    Koca bir medeniyet yok olacak

    Truth Social platformu üzerinden paylaşım yapan Trump, saldırı sinyali vererek İran’da tam bir rejim değişikliği yaşanabileceğini belirtti. Trump paylaşımında, “Bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum ama muhtemelen olacak” ifadelerini kullanarak 47 yıllık dönemin sona ereceğini öne sürdü.

    İsfahan’da demir yolu köprüsü hedef alındı

    Gerilimin tırmandığı bölgede İsrail’in saldırı tehditlerinin ardından İsfahan Valiliği’nden açıklama geldi. Valilik, bölgedeki bir demir yolu köprüsünün hedef alındığını ve saldırıda can kayıplarının yaşandığını duyurdu. İran tarafında ise stratejik tesisleri korumak amacıyla elektrik santralleri çevresinde insan zinciri oluşturulması için çağrılar yapılmaya başlandı.

    İran’ın finansal can simidi Çin

    Savaşın ekonomik boyutunda ise Çin’in rolü dikkat çekiyor. Uzmanlar, yaptırımlara rağmen İran’ın her ay milyarlarca dolarlık petrol satmaya devam ettiğini belirtiyor. ABD basınında yer alan analizlere göre Çin, İran’ın ürettiği petrolün neredeyse tamamını satın alarak ülkenin en büyük finansal destekçisi konumunda bulunuyor.>>>Şahan KARTAL -AA

  • Pedro Sanchez, Lübnan’a desteğini yineledi

    Pedro Sanchez, Lübnan’a desteğini yineledi

    Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile telefon görüşmesi yaptığını duyurdu. “Lübnan bu savaşı seçmedi. (Lübnan’ın) Egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir.” diyen Sanchez, Selam ile görüşmesinde İspanya’nın Lübnan’a olan desteğini ve dayanışmasını ifade ettiğini kaydetti. Sanchez ayrıca, Lübnan’daki BM barış gücü UNIFIL’deki İspanyol birliklerinin “takdire şayan bir iş yaptığını” belirterek, “BM barış gücü misyonuna yönelik saldırılar kabul edilemez ve derhal durdurulmalıdır.” çağrısında bulundu.

    İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI

    İsrail ordusundan 2 Mart’ta yapılan açıklamada, Lübnan’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti. Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut’u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan’da kara işgalini genişletme kararı almıştı. Lübnan hükümeti, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarından dolayı şimdiye kadar 1497 kişi hayatını kaybederken, 4 bin 630’dan fazla kişi de yaralandı. >>>AA

  • Bir LPG tankeri daha Hürmüz Boğazı’nı geçti

    Bir LPG tankeri daha Hürmüz Boğazı’nı geçti

    Hindustan Times gazetesinin haberine göre, Yeni Delhi hükümeti, Hürmüz Boğazı’ndaki Hindistan bayraklı LPG tankerlerine ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada, boğazı 3 Nisan’da geçen “Green Sanvi” isimli tankerin ardından “Green Asha” isimli LPG tankerinin de dün güvenli şekilde geçtiği belirtildi.

    Bölgede geriye kalan tek Hindistan bayraklı LPG tankeri “Jak Vikram” ise boğazdan geçmek için Hindistan Donanmasından talimat bekliyor.

    Öte yandan, boğazdan geçen 7’nci Hindistan bayraklı LPG tankeri olan “Green Sanvi” gemisinin de yarın Hindistan’ın Gucerat eyaletindeki limana ulaşması bekleniyor.

    Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği kritik bir güzergah olan Hürmüz Boğazı’ndan deniz taşımacılığı, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş nedeniyle ciddi biçimde sekteye uğramıştı.

    Boğazdaki aksaklıklar, petrol fiyatlarının yanı sıra nakliye ve sigorta maliyetlerini de yukarı çekmiş, küresel ekonomiye ilişkin kaygıları derinleştirmişti. >>>AA

  • Kudüs Valiliği’nden kurbanlık açıklaması

    Kudüs Valiliği’nden kurbanlık açıklaması

    Valiliğin açıklamasına göre, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesine kadar kurbanlıkları ulaştırdı.

    Açıklamada, bu adımların Mescid-i Aksa’da dini ritüeller dayatma ve fiili durum oluşturma çabasının tehlikeli bir tırmanışı olduğu belirtildi.

    Açıklamada ayrıca, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulmasını, kışkırtma kampanyaları için kullandığı, bu kapsamda görüntülü içerikler ve yapay zeka destekli materyallerle destekçi toplamaya çalıştığı kaydedildi.

    Valilik, bu girişimlerin durdurulması, İslami kutsal mekanların korunması ve Aksa’nın yeniden ibadete açılması için yerel ve uluslararası düzeyde acil harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

    İsrail makamlarının güvenlik gerekçesiyle Mescid-i Aksa’yı 37 gündür kapalı tuttuğu, bu süreçte Aksa üzerindeki kontrolü daha da artırmaya çalıştığı ifade edildi.

    İsrail, İran’a yönelik saldırıları bahane ederek Mescid-i Aksa’yı 28 Şubat’tan bu yana kapalı tutuyor. Ramazan Bayramı’nda 1967’deki işgalden bu yana ilk kez, Aksa’da bayram namazı kılınmasına izin verilmemişti.

    Fanatik Yahudiler, 1-8 Nisan’da kutlanacak Hamursuz Bayramı boyunca “Tapınak Dağı” olarak adlandırdıkları Aksa’da kurban kesilmesine yönelik propagandalarını yapay zekayla üretilen görüntüleri de kullanarak yoğunlaştırmıştı.

    İsrail’deki aşırı sağcı Yahudi gruplar, özellikle Yahudilerin dini bayramlarında Mescid-i Aksa’ya baskınlarını artırmasıyla biliniyor.

    Yahudilik inancına göre Hamursuz (Pesah) Bayramı 9 Nisan’a kadar devam ediyor.

    >>>AA

  • WSJ: Türkiye, müzakere için çabalıyor

    WSJ: Türkiye, müzakere için çabalıyor

    Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Türkiye, Mısır ve Pakistan’dan arabulucular, savaşı durdurmak ya da geçici bir ateşkes sağlamak amacıyla girişimlerini sürdürüyor.

    Kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile telefon görüşmeleri yaptıklarını, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini belirtti.

    Türkiye ve Mısır’ın olası müzakerelere ev sahipliği yapması için İstanbul ve Katar seçeneklerini değerlendirdiğini ifade eden kaynaklar, Katar’ın ABD ve Orta Doğu ülkeleri tarafından kendisine teklif edilen arabulucu rolüne karşı çıktığını öne sürdü.

    Kaynaklar, İranlı yetkililerin taleplerinden taviz vermeyi reddettiğini ve geçici ateşkes karşılığında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması da dahil çeşitli önerileri geri çevirdiğini belirtti.

    Ayrıca kaynaklar, İran’ın ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik taleplerini kabul edilemez bulduğunu ve ABD’li yetkililerle Pakistan’ın başkenti İslamabad’da görüşmeyi reddettiğini aktardı. >>>AA

  • Maduro’dan birlik çağrısı

    Maduro’dan birlik çağrısı

    Maduro, Amerikan merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Paskalya Bayramı nedeniyle Venezuelalılara mesaj gönderdi. Venezuelalılara birlik ve beraberlik çağrısında bulunan Maduro, şunları kaydetti: “Venezuela’nın sevgili halkı, vatanımızın kız ve erkek kardeşleri, dünya halkları. Bu Diriliş Pazarı’nda (Paskalya) Cilia (eşi Cilia Flores) ve ben sevgi, barış ve umut dolu bir mesaj paylaşmak istiyoruz. Bu kutsal hafta bize çok derin bir gerçeği hatırlatıyor: Çile olmadan diriliş olmaz. Önce çarmıh, acı ve teslimiyet gelir ancak ondan sonra yeni bir hayat başlar.”

    MADURO, NEW YORK’TA İKİNCİ KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKARILMIŞTI

    Maduro ve eşi, 26 Mart’ta New York’un Brooklyn kentinde tutulduğu Metropolitan Gözaltı Merkezi’nden alınarak Manhattan’daki mahkemeye getirilmişti. Duruşmada, Maduro’nun New York’ta hapse atılmasına neden olan uyuşturucu kaçakçılığı davasındaki yasal masraflarının Venezuela hükümeti tarafından ödenmesine engel bir durumun olup olmadığı tartışılmıştı. Maduro ve eşinin avukatları, Venezuela hükümetinin söz konusu dava için gönderdiği paranın kullanılmasına ABD hükümeti tarafından izin verilmemesinin, Maduro’nun anayasal haklarını ihlal ettiğini savunmuştu. Savcılık kanadı, ABD’nin uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Venezuela’dan gelen paranın, söz konusu yargılamada kullanılmayacağını öne sürerken, Yargıç Alvin Hellerstein, Güney Amerika ülkesiyle ABD hükümeti arasında yeniden diplomatik ilişkilerin başladığını, dolayısıyla Maduro’nun mahkeme masrafları için gönderilen fonların da salıverilmesi gerektiği görüşünü paylaşmıştı. Yargıç, tartışmanın ardından herhangi bir karar açıklamadan duruşmayı sonlandırmıştı. Öte yandan yargıç, kararını ve bir sonraki duruşmanın tarihiyle ilgili daha sonra bilgilendirme yapacağını belirtmişti. Maduro ve eşi, mahkeme sonrası konvoy eşliğinde Metropolitan Gözaltı Merkezi’ne götürülmüştü. >>>AA

  • Hürmüz geriliminin enerji dönüşümüne etkileri

    Hürmüz geriliminin enerji dönüşümüne etkileri

    Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması sonucu oluşan arz kesintisi riski ham petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine yükseltti. Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana dizel, jet yakıtı ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) gibi rafine ürünlerde ise daha sert fiyat artışları görüldü.

    Bu süreçte, artan fiyatların hane halkları, işletmeler ve genel ekonomi üzerindeki olası etkilerine yönelik endişeler güçlendi ve hükümetler ile yatırımcıları enerji dönüşümünü hızlandırarak enerji tedarikini güvence altına almak ve dışa bağımlılığı azaltmak için harekete geçirdi. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla küresel arzda oluşan enerji riski, şebeke, depolama ve verimlilik yatırımlarının önemini artırdı.

    Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi Araştırma Görevlisi Tatiana Mitrova, Orta Doğu’daki son krizin enerji dönüşümü sürecini tersine çevirmediğini ancak bu dönüşümün mantığını değiştirdiğini söyledi.

    Mitrova, enerji dönüşümünün sadece iklim hedeflerini takip eden bir yol haritası olmaktan çıkıp “güvenli geçiş” stratejisine evrildiğini belirterek, “Bu süreç, endüstriyel rekabet gücünü korurken ithal hidrokarbonlara, kırılgan deniz taşımacılığı güzergahlarına ve dış baskılara olan bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor. Bu anlamda kriz, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, depolama ve şebekeler lehine stratejik gerekçeleri güçlendiriyor ancak aynı zamanda geçişi daha maliyetli, siyasi açıdan tartışmalı ve dengesiz hale getiriyor.” diye konuştu.

    Dayanıklılık, yedeklilik ve altyapıya güçlü bir vurgu yapıldığını aktaran Mitrova, “Avrupa, Rus boru hatlarına olan bağımlılıktan ziyade sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) dayalı bir sisteme yöneldi ancak istenen enerji egemenliği sağlanmadı. Bunun yerine deniz taşımacılığına bağımlılık, nakliye riski, sigorta maliyetleri ve kargolar için Asya ile rekabet gibi yeni bir bağımlılık yapısı ortaya çıktı.” değerlendirmesinde bulundu.

    Mitrova, ilerleyen süreçte enerji sisteminin dayanıklılığını artırmaya öncelik verileceğine işaret ederek, “Muhtemel politika tepkisi, enerji dönüşümünden geri adım atmak yerine, şebekeler, depolama, enterkonneksiyonlar, verimlilik ve esnek talebe daha fazla destek sağlamak olacaktır.” dedi.

    Hürmüz gibi stratejik geçitlerin öneminin yalnızca taşınan petrol ya da LNG miktarından ibaret olmadığını ve bu tür gelişmelerin uzun vadeli planlamayı da yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Mitrova, şöyle devam etti: “Büyük bir transit güzergahının savunmasız olduğu ortaya çıktığında, altyapı ve ulaşım sistemleri en az tedarik kaynaklarının kendisi kadar önemli hale geliyor. Anlık şokların geçici olduğu anlaşılsa bile, oluşan savunmasızlık hafızası kalıcılığını koruyor. Bu durum, temel risk primlerini artırırken çeşitlendirme ihtiyacını güçlendiriyor ve hükümetler ile yatırımcıları daha korunaklı, esnek ve yurt içi temelli bir enerji sistemine yönlendiriyor.”

    ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ DAHA SEÇİCİ HALE GELİYOR

    Mitrova, enerji dönüşümünün jeopolitik gelişmelerle daha seçici bir yapı kazandığını ifade ederek, geçişin hangi alanlarının hızlanıp hangilerinin yavaşlayabileceğine bakıldığında, güneş enerjisi, depolama, esneklik ve verimliliğin, özellikle ithal yakıt bağımlılığını azaltabildikleri ölçüde stratejik önem kazandığını söyledi. Elektrik şebekeleri ve ülkeler arası enterkoneksiyonların önemine de dikkati çeken Mitrova, şunları kaydetti: “Şebekeler ve enterkonneksiyonlar da daha kritik hale geliyor çünkü bunlar olmadan enerji dönüşümü gerçek anlamda dayanıklılık sağlayamıyor. Buna karşılık, savaş kaynaklı enflasyon, sıkılaşan finansman koşulları ve genişleyen risk primlerinin kurulum maliyetlerini artırması, bazı sermaye yoğun alanlarda gecikmelere yol açabiliyor. Dolayısıyla asıl değişim, dönüşümün basit bir şekilde durması ya da hızlanması değil, daha seçici hale gelmesidir. Egemenliği ve sistem dayanıklılığını artıran teknolojiler öncelik kazanıyor.” >>>AA

  • İran ile ABD hattında alevler sönmüyor!

    İran ile ABD hattında alevler sönmüyor!

    C-130 tipi yakıt ikmal uçağı hedef alındı

    İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, İsfahan bölgesinde “işgalcilerin yakıt ikmali için kullandığı” iddia edilen C-130 tipi bir uçağın düşürüldüğü duyuruldu. Kayıp Amerikalı pilotu arama faaliyetleri kapsamında bölgede bulunan uçağın vurulması, ABD’nin bölgedeki askeri kayıplarına bir yenisini daha ekledi. Operasyonun detaylarına ilişkin Pentagon’dan henüz bir teyit gelmedi.

    Körfez ülkelerinde enerji tesisleri alevler içinde

    İran’ın misilleme saldırıları sadece havada değil, bölgedeki stratejik tesislerde de etkisini hissettiriyor. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, düzenlenen saldırılar sonucu bir tesiste yangın çıktığını doğruladı. Kuveyt’te ise İran’a ait insansız hava araçlarının iki enerji ve su arıtma tesisini vurduğu, saldırılar neticesinde ciddi maddi hasar oluştuğu ve enerji ünitelerinin devre dışı kaldığı bildirildi.

    Tahran’da rejim karşıtı protestolara idam kararı

    İran yönetimi, dışarıdaki askeri gerilimin yanı sıra içeride de sert politikalarını sürdürüyor. İran yargısı, Ocak ayındaki rejim karşıtı protestolara katıldıkları gerekçesiyle iki kişinin idam edildiğini açıkladı. Uluslararası Af Örgütü, aynı dosyadan yargılanan çok sayıda kişinin daha idam riski altında olduğu konusunda dünyayı uyardı. Geçtiğimiz hafta infaz edilen bir gencin ardından gelen bu kararlar, ülkedeki insan hakları tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

    Savaşın faturası ekonomiye kesildi: Enerji krizi derinleşiyor

    Askeri çatışmaların küresel piyasalardaki etkisi, bölge ülkelerinde zam dalgasına neden oldu. Mısır, artan enerji maliyetleri ve kriz nedeniyle elektrik fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki çatışmaların enerji arz güvenliğini tehdit etmesi nedeniyle küresel ekonomideki sarsıntının büyüyerek devam edeceğini öngörüyor.

    Gerilim çok cepheli bir krize dönüştü

    Askeri uzmanlar ve siyasi analizciler, ABD ile İran arasındaki mücadelenin artık sadece bir sınır çatışması olmadığını vurguluyor. Körfez ülkelerine yayılan saldırılar, diplomatik tıkanıklıklar ve ekonomik yaptırımlarla birlikte bölgenin topyekun bir savaşın eşiğine geldiği değerlendiriliyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Bakan Fidan, savaşı bitirmek için diplomasiyi sürdürüyor

    Bakan Fidan, savaşı bitirmek için diplomasiyi sürdürüyor

    Fidan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı sonlandırmaya yönelik birçok mevkidaşıyla telefonda görüşüyor.

    Bu kapsamda Fidan, 27 Mart’ta İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve ABD’li yetkililer ile telefonda görüştü.

    Görüşmelerde, bölgedeki son durum ve “savaşı sona erdirmek amacıyla yürütülen faaliyetler” değerlendirildi.

    Fidan, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 marjında 28 Mart’ta Bulgaristanlı mevkidaşı Nadejda Neynski ile bir araya geldi.

    29 Mart’ta İslamabad’da Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüşen Fidan, Pakistanlı mevkidaşı Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın katılımıyla Orta Doğu’daki son gelişmelerin ele alındığı “Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı”na iştirak etti.

    Fidan, 30 Mart’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, “bölgedeki durum ve savaşı sona erdirmeye yönelik faaliyetler” ele alındı.

    Fidan, aynı gün İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Pakistan Dışişleri Bakanı Dar ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaptı.

    Bakan Fidan’ın Şeybani ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki savaş ile Suriye ve Lübnan’daki gelişmeler değerlendirildi.

    31 Mart’ta Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile Ankara’da bir araya gelen Fidan, aynı gün Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’u da Ankara’da kabul etti.

    Fidan, ayrıca 31 Mart’ta Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti ve Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Ankara’da ayrı ayrı bir araya geldi.

    1 Nisan’da Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Bakan Fidan, mevkidaşıyla Filistin meselesi dahil bölgedeki mevcut durum ve savaşın sonlandırılmasına yönelik yürütülen çok yönlü diplomatik girişimleri ele aldı.

    Aynı tarihte Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu ile telefonda ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş ve küresel etkilerini görüşen Fidan, ayrıca Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati​​​​​​​ ile ayrı ayrı telefonda görüşmesi gerçekleştirdi.

    Görüşmelerde, Körfez ülkelerindeki son durum, savaşın gidişatı ve Filistin konusu ele alındı.

    Fidan, 1 Nisan’da Ankara’da bir araya geldiği Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile 2 Nisan’da telefonda ikili ilişkiler, bölgedeki son durum ve savaşın durdurulmasına yönelik çabaları görüştü. >>>AA

  • O ülkede akaryakıt istasyonlarında sınırlı hizmet

    O ülkede akaryakıt istasyonlarında sınırlı hizmet

    Başkent Paris’in banliyölerinden Montreuil’deki akaryakıt istasyonunda bazı akaryakıt pompalarının hizmet dışı bırakıldığı görüldü. >>>AA

  • Endonezya deprem | 7.4 şiddetinde sallandı, tsunami riski var!

    Endonezya’nın doğusunda yer alan Molucca Denizi merkezli 7,4 büyüklüğündeki şiddetli deprem, bölgede büyük paniğe ve tsunami alarmına neden oldu. 2 Nisan 2026 sabahı gerçekleşen sarsıntıda, ilk belirlemelere göre bir kişi hayatını kaybetti.

    İşte Endonezya’yı sarsan deprem ve sonrasındaki tsunami sürecine dair tüm detaylar…

    Depremin Detayları ve Etkileri

    • Büyüklük: ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) depremi 7,4 (ilk ölçüm 7,8) olarak raporladı.

    • Saat: Sarsıntı yerel saatle 06:48‘de meydana geldi.

    • Artçı Sarsıntılar: Ana depremin ardından en büyüğü 5,5 şiddetinde olan 11 artçı sarsıntı kaydedildi.

    • Can Kaybı: Manado kentinde bir binanın yıkılması sonucu en az bir kişi yaşamını yitirdi.

    A man inspects debris at the site of a damaged building following an earthquake in Manado, North Sulawesi province, Indonesia, April 2, 2026. REUTERS/Tonny Rarung

    Tsunami Alarmı ve Kaydedilen Dalgalar

    Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, depremden sonraki ilk iki saat boyunca “tehlikeli tsunami dalgaları” uyarısında bulundu. Endonezya Jeoloji Ajansı (BMKG) verilerine göre şu dalga yükseklikleri ölçüldü:

    • Minahasa (Kuzey Sulawesi): 75 santimetre.

    • Kuzey Maluku: 30 santimetre.

    • Pitueng: 20 santimetre.

    Tehlikenin geçmesinin ardından tsunami uyarısı yaklaşık iki saat sonra kaldırıldı. Japonya Meteoroloji Ajansı ise kendi kıyılarında deniz seviyesinde hafif değişiklikler beklendiğini ancak bir risk bulunmadığını duyurdu.

    “Panik İçinde Dışarı Fırladılar”

    Ternate sakinlerinden Budi Nuriyanto, sarsıntının bir dakikadan fazla sürdüğünü belirterek, “İnsanlar o kadar panikledi ki, bazıları duşlarını bile bitiremeden kendilerini sokağa attı,” ifadelerini kullandı. Manado ve çevre illerde halkın uzun süre açık alanlarda beklediği bildirildi.

    The post Endonezya deprem | 7.4 şiddetinde sallandı, tsunami riski var! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İsrail’in Lübnan’a saldırılarında ölü sayısı 11’e çıktı

    İsrail’in Lübnan’a saldırılarında ölü sayısı 11’e çıktı

    İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine gece saatlerinden bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 11’e yükseldi.

    İsrail ordusu Lübnan’a 2 Mart’ta başlattığı saldırıları sürdürüyor. Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine bağlı Marub beldesine düzenlediği saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti. İsrail’in gece saatlerinden bu yana Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 11’e yükseldi. Öte yandan, İsrail ordusu Lübnan’ın güneyinde Nebatiye ve Sur kentlerine bağlı çok sayıda beldeyi hedef alan hava saldırılarını sürdürüyor.

    Lübnan’ın resmi haber ajansı NNA’da yer alan habere göre İsrail ordusu, gece saatlerinde Lübnan’ın güneyinde yer alan Sur ve Nebatiye kentlerine bağlı birçok beldeyi bombalamaya devam etti. İsrail ordusu, güneydeki Nebatiye kentine bağlı el-Hiyam beldesinde de birçok noktayı hava saldırılarıyla bombaladı. Saldırılarda yaralanan 3 kişi hastaneye ulaştırıldı. Lübnan’ın güneyindeki Bafliye, Kavneyn ve diğer bazı beldeler de gece saatlerinde İsrail’in hava saldırılarına maruz kaldı. >>>AA

  • Diplomatik kriz tırmanıyor: İran müzakere masasını reddetti

    Diplomatik kriz tırmanıyor: İran müzakere masasını reddetti

    ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı hamlelerle kritik bir eşiğe ulaştı. Pakistanlı kaynakların “İran bugün müzakerelere katılacak” yönündeki iddiası, Tahran yönetimi tarafından kesin bir dille yalanlandı. İran Dışişleri Bakanlığı, şu aşamada ABD ile yeni bir görüşme planlanmadığını duyurarak kapıları kapattı.

    Hürmüz Boğazı ve kargo gemisi krizi

    Bölgedeki tansiyon, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurmasıyla zirveye çıktı. Bu gelişmenin hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump’tan dünyayı sarsan bir açıklama geldi. Trump, Amerikan ordusunun İran bayraklı bir kargo gemisini vurduğunu duyururken, CENTCOM ise gemiye yönelik operasyonun görüntülerini dünya kamuoyuyla paylaştı.

    İran’dan ABD’ye sert suçlamalar

    Müzakere iddialarına “jet” hızıyla yanıt veren İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin diplomatik süreçte ciddi olmadığını savundu. Bekayi, Washington’un saldırgan eylemlerde bulunduğunu ve ateşkes hükümlerini açıkça ihlal ettiğini belirterek, mevcut şartlar altında ikinci tur görüşmelerin yapılmayacağını vurguladı.

    Müzakerelerin ilk turu sonuçsuz kalmıştı

    Şubat ayı sonunda başlayan ve bölgeye yayılan çatışmalar, 8 Nisan’daki geçici ateşkesle durulmuştu. Pakistan’ın arabuluculuğunda 11 Nisan’da İslamabad’da gerçekleştirilen ilk tur görüşmelerden somut bir sonuç çıkmamıştı. Son yaşanan gemi saldırısı ve boğazın kapatılmasıyla birlikte, diplomatik kanalların tamamen tıkanma noktasına geldiği değerlendiriliyor.

    İran, ABD, Hürmüz Boğazı, müzakere, Donald Trump, Pakistan, diplomasi, kriz

  • Vanuatu sallandı: Ada ülkesinde 7.3’lük deprem!

    Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer alan ada ülkesi Vanuatu, bugün öğle saatlerinde şiddetli bir sarsıntıyla sallandı. 30 Mart 2026 Pazartesi günü meydana gelen deprem, bölgede kısa süreli panik yaratsa da sevindirici haber tsunami merkezinden geldi.

    İşte depremin detayları ve bölgedeki son durum…

    Depremin Merkez Üssü ve Derinliği

    • Konum: Vanuatu’nun ikinci büyük kenti olan Luganville’in yaklaşık 35 kilometre kuzeydoğusu.

    • Büyüklük: 7.3 (USGS verilerine göre).

    • Kaynak: AFP ve USGS.

    Tsunami Riski Bulunmuyor

    Şiddetli depremlerin ardından genellikle verilen tsunami alarmları bu sarsıntı için geçerli olmadı. Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, deprem sonrası yapılan incelemeler neticesinde herhangi bir tsunami tehdidinin oluşmadığını resmen bildirdi. Depremin ardından Luganville ve çevre adalarda can veya mal kaybına ilişkin henüz resmi bir rapor yayınlanmadı ancak yetkililer saha taramalarına devam ediyor.

    Bölgesel Bağlam: Pasifik Ateş Çemberi

    Vanuatu, dünyadaki depremlerin ve volkanik faaliyetlerin %90’ının gerçekleştiği “Pasifik Ateş Çemberi” kuşağında yer alıyor. Bu büyüklükteki depremler bölge için alışılagelmiş olsa da 7.3 şiddeti ciddi sarsıntı kategorisinde değerlendiriliyor.

    The post Vanuatu sallandı: Ada ülkesinde 7.3’lük deprem! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Ankara’dan İsrail’in İran planına darbe: Erdoğan’dan Trump’a “Vururuz” resti

    Ankara’dan İsrail’in İran planına darbe: Erdoğan’dan Trump’a “Vururuz” resti

    Türkiye hızla devreye girdi

    Saldırıların başladığı 28 Şubat’tan itibaren İsrail’in PKK ve Pjak’ı İran’a karşı kara gücü olarak konumlandırma girişimi Türkiye’nin hamlesiyle çöktü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, terör örgütlerinin bu savaşta kullanılmasına kesin bir dille karşı çıktığı ve İran’ın toprak bütünlüğünün kırmızı çizgi olduğunu ilettiği belirtildi.

    Suriye hatırlatması ve müdahale uyarısı

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın yürüttüğü diplomasi trafiğinde, Irak ve Ikby yönetimine net mesajlar verildi. Görüşmelerde, terör örgütlerinin sürece dahil olması halinde Türkiye’nin sessiz kalmayacağı vurgulanarak, “Suriye’de yaptığımızı burada da yaparız. Bölgeyi ateşe atacak bir adımda ‘terörsüz Türkiye’ süreci dinlemeden gerekeni yaparız” denildi.

    Kandil’e Öcalan mesajı

    Süreçte terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın da devreye girdiği öğrenildi. Öcalan’ın Kandil’e “İsrail’in oyununa gelmeyin” uyarısında bulunarak İran konusuna kesinlikle müdahil olunmaması talimatı gönderdiği ifade edildi. Türkiye’nin bu dört koldan yürüttüğü baskı sonucunda İsrail’in vekil güç planı boşa çıkartılmış oldu.>>>HABER MERKEZİ 

  • ABD’de, Trump’a karşı “Krallara Hayır” protestosu

    ABD’de, Trump’a karşı “Krallara Hayır” protestosu

    Geçen yıl haziran ve ekimde düzenlenen Trump karşıtı “Krallara Hayır” protestolarından sonra bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilen ABD genelindeki gösterilerde, milyonlarca kişi meydanları doldurdu.

    Başkent Washington’dan Los Angeles’a, New York’tan Chicago’ya kadar başta büyük şehirler olmak üzere ülkenin değişik bölgelerinde protestolara katılanlar, bu yıl özellikle ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı saldırıları gündeme taşıdı.

    NoKings internet sitesine göre, ABD genelinde 50 eyalette 3 bin 100’den fazla yerde düzenlenen protestolara katılım için 9 milyondan fazla kişi kayıt yaptırdı.

    GÖSTERİLERİN MERKEZİNİ MİNNESOTA EYALETİ OLUŞTURDU

    Bu yılki protestoların merkezini, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlilerinin protestolar sırasında 2 ABD vatandaşını öldürdüğü Minnesota eyaleti oluşturdu.

    St. Paul’daki miting, NoKings internet sitesi üzerinden canlı yayımlanırken, protesto programında ünlü şarkıcı Bruce Springsteen, ABD’li aktris Jane Fonda, ABD Kongre Üyesi İlhan Omar gibi isimlerin de yer alması dikkati çekti.

    Başkent Washington D.C’de sabah saatlerinde toplanan göstericiler, “DC’ye Yürüyüş” adı altında Memorial Köprüsü’nden Washington Anıtı’na kadar yürüdü. Binlerce gösterici, pankartlar ve attıkları sloganlarla, Trump yönetiminin özellikle 28 Şubat’tan bu yana İsrail ile birlikte İran’a yönelik saldırılarını eleştirdi.

    New York’taki protestolar ise öğleden sonra Central Park ve Columbus Circle Meydanı’nda binlerce kişinin toplanmasıyla başladı.

    Ellerinde “Krallara hayır”, “İran’da ABD-İsrail savaşını durdurun”, “Trump gitmeli”, “Küba’ya ablukaya hayır”, “Epstein dosyalarında değilsen korna çal” yazılı pankartlarla bir araya gelen göstericiler, daha sonra 7. Cadde üzerinden çeşitli sloganlar atarak Times Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

    Polis, protestolar sırasında çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı.

    “BAŞKANIMIZIN YURT DIŞINDA YAPTIKLARINDAN ÖTÜRÜ ULUSLARARASI HESAP VEREBİLİRLİĞİ OLMALI”

    AA muhabirine konuşan göstericilerden Isla Seaborn, “Ülkemizde şu anda demokrasiden çok monarşi var ve buna kesinlikle karşıyım. Bence bu, Amerikan ideallerimize aykırı.” ifadelerini kullandı.

    Seaborn, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin de “Bence ülkemizin ve Başkanımızın yurt dışında yaptıklarından ötürü çok daha fazla uluslararası hesap verebilirliği olması gerekiyor.” diye konuştu.

    Göstericilerden Bonnie Siegler ise İran’a yönelik saldırıları sert dille eleştirerek, “Bu saçma, bu rezalet, bu anayasaya aykırı, bu inanılmaz, bu insanlık dışı, bu terörizm, bu korkunç.” dedi.

    Sadece ilk ismini Orion olarak veren gösterici de “İran’daki savaş, dünyanın her yerindeki herkese zorla dayatıldı ve bundan en çok para kazananlar iktidarda. Biz de bunu değiştirmek için buradayız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Babasının 2. Dünya Savaşı’nda ABD ordusunda savaştığını belirten Heliene Zera da savaşların hiçbir şeyi çözmediğini belirtti. Trump yönetimini eleştiren Zera, “Yolsuzluğu, ırkçılığı ve milyarderleri protesto ediyorum. Ama en önemlisi, özgürlüğümü geri istiyorum.” diye konuştu.

    BEYAZ SARAY, PROTESTOLARI “SOLCULARIN ÜRÜNÜ” OLARAK GÖRÜYOR

    Beyaz Saray ise ülke çapında gerçekleştirilen protestoları, gerçek bir kamuoyu desteği bulunmayan “solcu finansman ağlarının ürünü” olarak nitelendirdi.

    Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu (göstericiler) Trump delilik terapisi seanslarıyla ilgilenen kişilerdir, bunları haber yapmak için para alan gazetecilerden oluşur.” ifadelerini kullandı.

    ABD dışında “Krallara Hayır” gösterileri, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Japonya ve Avustralya’nın büyük şehirlerinde de değişik isimler altında düzenlendi.

    “KRALLARA HAYIR” PROTESTOLARI İLK DEFA GEÇEN YIL GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİ

    ABD genelinde milyonlarca kişi, Başkan Donald Trump’ın 79. doğum günü olan 15 Haziran 2025’te düzenledikleri ilk “Krallara Hayır” gününde, Trump’ın politikalarına yönelik tepkilerini ortaya koymuştu.

    Trump’ın ülkeyi daha “militer ve otokratik” bir yöne götürdüğünü savunan “Krallara Hayır” protestolarının ikincisi de 18 Ekim’de gerçekleştirilmişti.

    Organizatörler, hazirandaki gösterilere ABD genelinde 5 milyon, ekimdeki gösterilere de 7 milyondan fazla kişinin katıldığını belirtmişti. >>>AA

  • Trump’tan sürpriz açıklama: İran ile müzakereler devam ediyor!

    Trump’tan sürpriz açıklama: İran ile müzakereler devam ediyor!

    “Tahran anlaşma yapmak istiyor”

    Miami Havalimanı’nda ayağının tozuyla açıklamalarda bulunan Trump, iki ülke arasındaki gerilime rağmen arka planda temasların sürdüğünü belirtti. İran’ı stratejik olarak yenilgiye uğrattıklarını savunan ABD Başkanı, “Müzakereler devam ediyor. Karşılıklı diyalog süreci işliyor. Tahran yönetiminin bizimle bir anlaşma yapmak istediğini net bir şekilde görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kritik zirve öncesi yumuşama sinyali mi?

    Trump’ın bu açıklamaları, bölgede füze saldırılarının ve askeri hareketliliğin yoğunlaştığı bir döneme denk gelmesi açısından “stratejik bir manevra” olarak değerlendiriliyor. Yatırım dünyasının kalbinin atacağı Gelecek Yatırım Girişimi zirvesi öncesi gelen bu mesaj, piyasalarda ve diplomatik çevrelerde “kontrollü gerginlikten diplomasiye geçiş” ihtimalini gündeme getirdi.

    İran kanadından henüz yanıt gelmedi

    ABD Başkanı’nın “anlaşma istiyorlar” iddiasına karşı Tahran yönetiminden henüz resmi bir teyit veya yalanlama gelmedi. Ancak bölgedeki uzmanlar, Trump’ın “maksimum baskı” politikasını müzakere masasında bir koz olarak kullanmaya çalıştığına dikkat çekiyor. Diyaloğun içeriği ve hangi kanallar üzerinden yürütüldüğü ise şimdilik gizemini koruyor.>>>DHA 

  • Hürmüz Boğazı kapatıldı: “Hürmüz Boğazı Kapalıdır, Geçişlere Sert Karşılık Verilecek!”

    Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların topyekün bir savaşa dönüşmesiyle birlikte, küresel ekonominin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nda gerilim en üst seviyeye tırmandı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 27 Mart 2026 Cuma günü yaptığı sert açıklamayla boğazın tamamen trafiğe kapatıldığını duyurdu.

    İşte küresel enerji piyasalarını sarsan kritik gelişmenin detayları:

    “Geri Dönmek Zorunda Kaldılar”

    Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, bu sabah saatlerinde yaşanan sıcak bir temasın detayları paylaşıldı. ABD’nin “geçişler serbest” açıklaması üzerine belirlenen koridora girmeye çalışan farklı uyruklu 3 konteyner gemisi, İran donanmasının uyarısı sonrası rotalarını çevirmek zorunda kaldı. “Siyonist-Amerikanların, müttefiklerinin ve destekçilerinin herhangi bir limandan kalkan ve herhangi bir koridoru kullanan tüm gemilerinin hareketi yasaktır” denildi.

    Küresel Enerji Krizi Kapıda

    28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan süreç, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla yeni bir evreye taşındı:

    • Stratejik Önem: Dünya petrol sevkiyatının yaklaşık %20’si bu dar su yolundan geçiyor.

    • Piyasalarda Sarsıntı: Boğazın kapatılması, Brent petrol fiyatlarında ve küresel enflasyon verilerinde ciddi bir sıçramayı tetiklemiş durumda.

    • Savaşın Seyri: Play-off turunda Türkiye’nin rakibi olan Kosova maçının oynandığı saatlerde (27 Mart 00:41), bölgedeki askeri hareketliliğin de zirve yaptığı gözlemlendi.

    The post Hürmüz Boğazı kapatıldı: “Hürmüz Boğazı Kapalıdır, Geçişlere Sert Karşılık Verilecek!” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “Türkiye, küresel ölçekte dengeleyici bir aktör”

    “Türkiye, küresel ölçekte dengeleyici bir aktör”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu yıl beşincisi düzenlenecek Stratejik İletişim Zirvesi’ni (STRATCOM), AA Analiz için kaleme aldı.

    Bugün uluslararası sistem, yalnızca geçici türbülansların değil, aynı zamanda köklü ve yapısal bir dönüşümün içinden geçmektedir. Art arda yaşanan bölgesel çatışmalar, derinleşen jeopolitik rekabet ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliği, mevcut düzenin artık sürdürülebilir olmadığını açıkça göstermektedir. Yaşanan kriz ve belirsizliklerin temelinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistemin hakim paradigmasının, kurumlarının, mekanizmalarının ve normlarının günümüz dünyasının sorunlarını çözme noktasında yetersiz kalması, dahası mevcut sorun ve belirsizlikleri derinleştirmesine sebep olması yer almaktadır. Nitekim bu gerçeklik, düzenin kurucuları konumundaki Batılı siyasetçiler ve entelijansiya tarafından uluslararası platformlarda da açıkça dile getirilmektedir. Bu platformlarda yalnızca krizler değil, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası sistemin norm üretme kapasitesi, temsil adaleti ve meşruiyeti de sorgulanmaktadır. Bununla beraber uluslararası sistemde yaşanan meşruiyet krizinin temelinde, temsil eksikliği ve adalet duygusunun zedelenmesi yatmaktadır.

    “STRATEJİK İLETİŞİMİN DÜZEN KURUCU VE İSTİKRAR SAĞLAYICI ROLÜNÜ ELE ALACAĞIZ”

    Öyle ki, Batı dışı dünyanın sesinin yeterince duyulmadığı, uluslararası kurumların belirli güç merkezlerinin etkisi altında kaldığı yönündeki eleştiriler giderek daha geniş bir şekilde karşılık bulmaktadır. Küresel çapta artan adaletsizlik, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi problemler, devletlere ve kamu düzenine olan güveni sarsarak sosyal kırılganlıkları artırmakta, uluslararası düzenin meşruiyetinin geniş kitleler tarafından sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durum, sadece siyasi bir tartışma değil; aynı zamanda iletişimsel bir kırılmadır. Çünkü sistemin kendisini anlatma ve kabul ettirme kapasitesi zayıflamaktadır. Bu nedenle 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi’nin ana temasını “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” olarak belirledik. Bu çerçevede; küresel belirsizliklerin arttığı, yapısal çözünmelerin hızlandığı bir dönemde stratejik iletişimin düzen kurucu ve istikrar sağlayıcı rolünü ele alacağız. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan İran’ın Körfez ülkelerine yönelik misillemeleriyle bölgesel bir savaşa dönüşen çatışmanın etkileri ve oluşturduğu yeni gerçeklikler, hiç şüphesiz bu yıl düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi’nin en önemli gündem maddelerinden birisi olacaktır. Bölgemizdeki kritik altyapıların ve enerji tesislerinin doğrudan hedef alındığı bu savaş, küresel ölçekte çok boyutlu bir kriz dalgası yaratmıştır. Uluslararası güvenlik, enerji güvenliği, ticaret yolları, küresel lojistik ve tedarik zincirlerini derinden etkileyen kriz; uluslararası boyutta da yarattığı ayrışmalarla da uluslararası boyutta meşruiyetin üretimini tartışmaya açmıştır.

    Yarattığı kırılmalarla 21. yüzyılın en önemli sınamalarından birisini oluşturan savaşın başlamasının ardından küresel çapta düzenlenen en büyük uluslararası zirve olma özelliğini taşıyan bu Zirve, krizin yol açtığı jeopolitik kırılmaların ve iletişim dünyası için yarattığı anlamların tartışılması için önemli bir etkileşim platformu sunmaktadır. Çatışma öncesinde ve süresince tanık olduğumuz dezenformasyon kampanyaları ve psikolojik harp taktikleri, stratejik iletişimin ulusal güvenlik çerçevesindeki önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu zirve, savaşın uluslararası sistemde yarattığı derin fay hatlarının iletişim ve anlatı boyutunu ele almak adına oldukça önemlidir.

    Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele, sadece güç dengelerinin değişmesi değildir. Nitekim mesele küresel anlatıların, algıların ve bilginin üretim süreçlerinin de dönüşmesidir. Bu noktada stratejik iletişim, artık devletlerin dış politika setlerinin tamamlayıcı bir unsuru olmakla kalmayıp bizatihi merkezinde yer alan bir güç çarpanıdır. Hakikatin, dezenformasyonla gölgelendiği, bilginin hızla yayıldığı ancak güvenin aynı hızla aşındığı böylesi bir çağda, iletişim, yalnızca bir aktarım süreci değil, bir meşruiyet inşası meselesidir aynı zamanda.

    Öte yandan günümüzün dünyasının öne çıkan sorunları olan savaşlar, çatışmalar, düzensiz göç, gıda güvenliği, enerji arzı, iklim değişikliği ve dijital sahadaki dezenformasyonlar gibi çok boyutlu krizler, uluslararası iş birliğine ve güvene dayanan yeni bir iletişim anlayışının tesisini zorunlu kılmaktadır. Eski araç, yöntem ve kavramlar bu sorunları açıklamakta ve çözmekte yetersiz kalarak yeni krizlere zemin hazırlamaktadır. Bu noktada, insan onuru, ortak akıl ve küresel dayanışma kavramları çerçevesinde, şüphesiz adil, şeffaf ve kapsayıcı yeni bir iletişim dilinin ve güven ortamının tesis edilmesi gerekmektedir. İşte stratejik iletişim, tam da bu noktada devreye girmektedir.

    “İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY İNSAN ONURUNU MERKEZİNE ALAN YENİ BİR İLETİŞİM AHLAKIDIR”

    Bu zaviyeden bakıldığında stratejik iletişim, yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Daha adil, daha kapsayıcı ve daha dengeli bir uluslararası düzenin inşası, ancak doğru iletişim stratejileriyle mümkün olabilir. Bugün ihtiyacımız olan şey hızı değil hakikati, gücü değil adaleti, etkileşim sayısını değil insan onurunu merkezine alan yeni bir iletişim ahlakıdır. Türkiye olarak bizler, bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz. Öyle ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür.” yaklaşımı, aslında bu anlayışın en güçlü ifadesidir. Bu yaklaşım, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda alternatif bir küresel vizyonun da ifadesidir. Türkiye, son yıllarda yürüttüğü çok boyutlu dış politika ve aktif diplomasi ile yalnızca bir bölgesel güç değil, aynı zamanda küresel ölçekte dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Küresel istikrarın çöktüğü, bölgemizin bir ateş çemberine dönüştüğü bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politika vizyonu ve lider diplomasisi, hayati öneme sahiptir. Rusya-Ukrayna savaşında tahıl koridoru anlaşması, Orta Doğu’da yürütülen temaslar ve Afrika’daki arabuluculuk girişimleri, Türkiye’nin barış ve istikrara yönelik somut katkılarının sadece birkaç örneğidir. Türkiye’nin arabulucu rolünü güçlü kılan en önemli unsur, taraflar arasında güven tesis edebilme kapasitesidir. Kutuplaşmanın derinleştiği bir uluslararası ortamda, farklı aktörlerle dengeli ilişkiler kurabilen ve tarafların hassasiyetlerini anlayabilen bir yaklaşım, son derece kıymetlidir. Türkiye, bu yaklaşımıyla sadece krizleri yönetmeye değil, aynı zamanda krizlere kalıcı çözümler üretmeye odaklanmaktadır. Uluslararası düzenin meşruiyetinin sorgulandığı bir dönemde, Türkiye; ilhamını küresel vicdan ve adalet duygusundan alan insan odaklı dış politikasıyla uluslararası arenada düzen kurucu saygın bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

    Bu sorumluluğumuzdan hareketle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün.” çağrısından ilhamla bu dönüşüm sürecinde, Türkiye’nin sesini daha güçlü, daha etkili ve daha doğru bir şekilde duyurmayı hedefliyoruz. Tam da bu anlayışla 5 yıl önce hayata geçirdiğimiz STRATCOM Zirvesi, bu vizyonun somut bir tezahürüdür. Amacımız, yalnızca Türkiye’nin perspektifini anlatmak değil; her alanda olduğu gibi iletişim alanında da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirerek küresel ölçekte daha adil, şeffaf ve sorumlu bir iletişim ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamaktır.

    “ZİRVE İLE AMACIMIZ, KÜRESEL SİSTEMİN GELECEĞİNE DAİR ÇOK BOYUTLU BİR İSTİŞARE ZEMİNİ OLUŞTURMAK”

    STRATCOM Zirvesi, Türkiye’nin stratejik iletişim alanındaki vizyonunun ve kurumsal kapasitesinin bir yansımasıdır. STRATCOM, yalnızca bir zirve değil; aynı zamanda Türkiye’nin küresel iletişim alanında geliştirdiği bir marka, bir düşünce platformu ve bir etkileşim zeminidir. 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek bu zirve ile amacımız, farklı coğrafyalardan liderleri, diplomatları, iletişim profesyonellerini, akademisyenleri ve kanaat önderlerini bir araya getirerek, küresel sistemin geleceğine dair çok boyutlu bir istişare zemini oluşturmaktır.

    STRATCOM Zirvesi, bu çerçevede yalnızca mevcut sorunları tartışan bir platform olmakla kalmayıp; aynı zamanda geleceğin iletişim paradigmasını şekillendirmeyi hedefleyen bir girişimdir. Zirvede ele alınacak başlıklar, küresel yönetişimden iklim diplomasisine, dijitalleşmeden kamuoyu yönetimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu da bize şunu göstermektedir, yeni dönemde güç, yalnızca askeri ve ekonomik kapasiteyle değil; aynı zamanda anlatı kurma, anlam üretme ve güven inşa etme becerisiyle tanımlanacaktır.

    En nihayetinde dünya yeni bir eşikten geçmektedir. Bu eşikte, eski paradigmalar çözülürken yeni arayışlar güç kazanmaktadır. Türkiye, bu süreçte edilgen bir izleyici değil; aktif bir kurucu aktör olma iradesini ortaya koymaktadır. STRATCOM Zirvesi, bu iradenin en somut göstergelerinden biridir. İnanıyoruz ki bu platform, yalnızca bugünün krizlerine ışık tutmakla kalmayacak; aynı zamanda yarının daha adil, daha kapsayıcı ve daha dengeli uluslararası düzeninin inşasına da katkı sağlayacaktır. >>>AA