Kategori: Dünya

  • Tahran’dan beklenen intikam hamlesi geldi!

    Tahran’dan beklenen intikam hamlesi geldi!

    İHA ve füzelerle ilk dalga operasyonu

    İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan resmi açıklamada, İsrail’e yönelik operasyonun ilk dalgasının başlatıldığı belirtildi. Saldırının sadece füzelerle sınırlı kalmadığı, çok sayıda insansız hava aracının (İHA) da İsrail hava sahasına doğru harekete geçirildiği bildirildi. Tahran yönetimi, bu hamleyi “İran topraklarına yapılan saldırıya meşru bir cevap” olarak tanımladı.

    İsrail hava sahasında hareketli dakikalar

    Gelen bilgilere göre, İran’dan fırlatılan yüzlerce İHA ve füze grubu İsrail savunma sistemlerini test etmeye hazırlanıyor. Bölge kaynakları, füzelerin ve İHA’ların farklı rotalar üzerinden İsrail’e yaklaştığını belirtirken, İsrail ordusunun hava savunma sistemlerini en üst seviyeye çıkardığı ve müttefik kuvvetlerle koordineli bir şekilde önleme çalışmalarına başladığı aktarıldı.

    Bölgesel savaşın fitili mi ateşlendi

    İran’ın başlattığı bu geniş kapsamlı saldırı, çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp tüm bölgeye yayılma riskini artırdı. ABD ve diğer müttefik güçlerin saldırıyı durdurmak için devreye girip girmeyeceği merak konusu olurken, Tahran’dan gelen “ilk dalga” vurgusu, saldırıların devamının geleceğine dair güçlü bir sinyal olarak yorumlandı.

  • Hedef doğrudan yönetim merkezi: İsrail bakın nereyi hedef aldı!

    Hedef doğrudan yönetim merkezi: İsrail bakın nereyi hedef aldı!

    Tahran’dan gelen son dakika bilgilerine göre, şehrin en sıkı korunan bölgeleri ağır bombardıman altında kaldı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın isabet almasıyla birlikte bölgeden dev alevlerin yükseldiği görülürken, istihbarat merkezinin de vurulmasıyla İran’ın savunma ve bilgi ağının büyük darbe aldığı iddia ediliyor. Bu hamle, İsrail’in operasyonunun sadece askeri tesislerle sınırlı kalmayacağını, doğrudan rejimin merkezini hedef aldığını gösteriyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Ortadoğu’da sıcak saatler: Savaş resmen başladı!

    Ortadoğu’da sıcak saatler: Savaş resmen başladı!

    Tahran alevler içinde: kritik noktalar vuruluyor

    Başkent Tahran’dan gelen haberlere göre, şehrin merkezinden ve stratejik noktalarından yoğun dumanlar yükseliyor. İsrail ordusu, İran’ın füze ve insansız hava aracı kapasitesini ortadan kaldırmak amacıyla operasyonun ikinci dalgasını başlattığını bildirdi. İran devlet televizyonu patlamaları doğrularken, hava savunma sistemlerinin karşılık verdiği sahneler tüm dünyada yankı uyandırdı.

    İsrail’de kırmızı alarm: olağanüstü hal ilan edildi

    Saldırının hemen ardından İsrail Savunma Bakanı Katz, ülke çapında “Olağanüstü Hal” ilan ederek tüm halkı korunaklı alanlara geçmeye çağırdı. İran’dan gelmesi beklenen misilleme füzelerine karşı hava savunma sistemleri en yüksek seviyeye getirilirken, İsrail hava sahası sivil uçuşlara tamamen kapatıldı.

    Diplomasi bitti savaş sahası ısındı

    Bu gelişme, ABD ve İran arasındaki nükleer görüşmelerin sonuçsuz kalması ve Trump yönetiminin bölgeye F-22 savaş uçaklarını sevk etmesinin hemen ardından geldi. Ankara ve dünya başkentleri teyakkuza geçerken, birçok ülke vatandaşlarına acil “İran ve İsrail’i terk edin” çağrısı yaptı. Artık soru savaşın olup olmayacağı değil, ne kadar süreceği ve hangi ülkelerin bu ateşe dahil olacağı yönünde.>>>HABER MERKEZİ 

  • Pakistan-Afganistan sınırındaki çatışmalar yatıştı

    Pakistan-Afganistan sınırındaki çatışmalar yatıştı

    Afganistan Savunma Bakanlığının, Afgan güçlerinin Pakistan’ın Durand Hattı boyunca bulunan mevzilerine yönelik misilleme operasyonlarının yerel saatle 00.00’da sona erdiğini açıklamasının ardından, iki ülke arasındaki çatışmanın yatıştığı görülüyor. Çatışmalarda iki taraftan da can kaybı olduğu bildirilirken, Pakistan tarafından düzenlenen operasyonlarda Afganistan tarafından 133 kişinin öldüğü, 200’den fazla kişinin de yaralandığı öne sürülmüştü. Afganistan tarafından yapılan misilleme operasyonlarında 55 Pakistan askerinin öldüğü, 23 askerin cesedinin ve çok sayıda silahın ele geçirildiği iddia edilmişti.

    KABİL’DE ÇOK SAYIDA BÜYÜK ÇAPLI PATLAMA

    Öte yandan Afganistan’ın başkenti Kabil’de çok sayıda büyük çaplı patlama meydana geldiği belirtildi. Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin Kabil’deki kaynaklardan edindiği bilgiye göre TSİ 01.00 sularında kent merkezinde çok sayıda patlama yaşandı. Afgan sosyal medyasında Pakistan’ın savaş uçaklarının bombardıman düzenlediği yönünde iddialar yer alırken, İslamabad yönetiminden bu yönde resmi açıklama gelmedi. Pakistan devlet televizyonu PTV News’ün güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, ordunun Kabil, Kandahar ve Paktia’daki bazı askeri tesisleri imha ettiği iddia edildi. Güvenlik kaynakları, Kandahar’daki hava saldırılarında bir cephane deposu ve lojistik üssün de yok edildiğini aktardı. Tolo News’ün haberine göre, Afganistan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Afgan güçlerinin Pakistan’ın Durand Hattı boyunca bulunan mevzilerine yönelik misilleme operasyonlarının yerel saatle gece 12’de sona erdiğini bildirdi.

    ZERDARİ: PAKİSTAN, BARIŞ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN TAVİZ VERMEYECEK

    Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan paylaşım yaptı. Pakistan ordusunun yanıtının “kapsamlı ve kararlı” olduğunu belirten Zerdari, “Pakistan, barış ve toprak bütünlüğünden taviz vermeyecek.” ifadelerini kullandı. Zerdari, “Barışımızı zayıflık sananlar güçlü bir karşılıkla karşılaşacak ve hiç kimse bu yanıtın dışında kalmayacak.” değerlendirmesinde bulundu. Pakistan devlet televizyonu PTV News’e göre Başbakan Şahbaz Şerif de yaptığı açıklamada, Pakistan halkı ve silahlı kuvvetlerinin ülkenin güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya her zaman hazır olduğunu belirtti. “Güçlerimiz her türlü saldırgan emeli ezip geçecek tam kapasiteye sahiptir.” ifadelerini kullanan Şerif, saldırılara gereken karşılığın verileceğini kaydetti.

    BM GENEL SEKRETERİ, ÇATIŞMALARI ENDİŞEYLE İZLEDİĞİNİ BELİRTTİ

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Afganistan ile Pakistan güvenlik güçleri arasında başlayan sınır çatışmalarını endişeyle takip ettiğini belirtti. BM Genel Sekreter Sözcülüğünden Guterres adına yazılı açıklama yapıldı. Genel Sekreter’in, ilgili tarafları, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya ve sivillerin korunmasını sağlamaya çağırdığı belirtilen açıklamada, ayrıca taraflar aradaki sorunları diplomasi yoluyla çözmeye davet edildi.

    AFGANİSTAN-PAKİSTAN ANLAŞMAZLIĞI

    Pakistan Enformasyon Bakanlığı, ülkede son dönemdeki bombalı saldırıların ardından Afganistan ile sınır hattında “terör kampı” olarak nitelediği 7 noktanın hedef alındığını açıklamıştı. Afganistan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Pakistan’a karşı uygun zamanda “uygun ve ölçülü yanıt verileceği” belirtilmişti. Afganistan Kızılayından yapılan açıklamada da Pakistan’ın saldırısı sonucu 18 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı ifade edilmişti. Pakistan İçişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Talal Chaudhry ise “Afganistan sınırı boyunca düzenlenen saldırılarda yaklaşık 70 teröristin etkisiz hale getirildiğini” bildirmişti. Afganistan yönetimi, Pakistan’ın “terör kampı” olarak nitelediği 7 noktayı hedef almasının ardından Dışişleri Bakanlığına çağrılan Kabil Büyükelçisine protesto notası iletmişti.

    PAKİSTAN’IN AFGAN YÖNETİMİNDEN BEKLENTİSİ

    Pakistan, Afganistan’da Taliban’ın 2021 yılında kontrolü ele almasından bu yana yeni yönetimin Pakistan Talibanı (TTP) konusunda tedbir almasını istiyor. İslamabad yönetimi, terör örgütü olarak sınıflandırdığı ve topraklarında çok sayıda eylem düzenleyen TTP’nin Afganistan’da mevzilendiğini, Kabil yönetiminin ise örgüte karşı tedbir almadığını vurguluyor. Afgan yönetimi ise TTP’nin kendi topraklarında faaliyet göstermediğini savunuyor. TTP, Afganistan ile Pakistan arasında İngiliz sömürge döneminde oluşturulan ve fiilen sınır işlevi gören Durand Hattı’nın iki ülkeye yayılmış Peştun kuşağındaki aşiretler bölgesini aktif kullanıyor. >>>AA

  • ABD medyası, görüşmeleri ‘olumlu’ yazdı

    ABD medyası, görüşmeleri ‘olumlu’ yazdı

    Amerikan Axios haber platformuna açıklama yapan ve adı açıklanmayan üst düzey ABD’li bir yetkili, Cenevre’deki görüşmeleri değerlendirdi. Yetkili, ABD adına Başkan Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner’in katıldığı görüşmelerin “olumlu” geçtiğini söyledi ancak daha fazla ayrıntı vermedi. İran-ABD müzakerelerine aracılık yapan Umman’ın Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, Cenevre’de yapılan görüşmelerde önemli ilerlemeler sağlandığını ve tarafların ülkeleriyle istişarelerden sonra yeniden bir araya geleceğini açıklamıştı. İran Dışişleri Bakanı, ABD ile görüşmede ilerleme sağlandığını ancak bazı konularda anlaşmazlığın sürdüğünü bildirdi İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile Cenevre’de yapılan müzakerelerin sona ermesinin ardından İran devlet televizyonuna açıklama yaptı. Bu müzakere turunda oldukça ciddi konuların ele alındığını aktaran Erakçi, “Bugün, en ciddi ve en uzun müzakerelerimizden birinin gerçekleştiğini söyleyebilirim. Görüşme sabah yaklaşık dört saat, akşam ise iki saat sürdü. Genel olarak, bu uzun ve çok yoğun saatler boyunca iyi ilerleme kaydedildi ve hem nükleer alanda hem de yaptırımlar alanında bir anlaşmanın unsurlarının ciddi bir şekilde incelenmesine başlandı.” diye konuştu. Erakçi, “Bazı konularda, anlaşmaya çok yaklaşıldı. Elbette, doğal olarak hala görüş ayrılıkları mevcut ancak her iki taraf da müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak konusunda geçmişe kıyasla daha ciddi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı. Viyana’da pazartesi gününden itibaren teknik düzeyde görüşmelerin yapılmasının kararlaştırıldığını belirten Erakçi, “Bir sonraki müzakere turunun yakın gelecekte muhtemelen bir haftadan kısa bir süre içinde yapılacağına karar verildi.” dedi.

    İRANLI YETKİLİ: SAVAŞ İSTEYENLER GÖRÜŞMELERİ SABOTE ETMEZSE ABD İLE MÜZAKERELERİN BAŞARI OLASILIĞI YÜKSEK

    Al Jazeera’ye açıklama yapan ismi açıklanmayan İranlı üst düzey bir yetkili, “Cenevre görüşmelerinde ABD’nin pozisyonu, sahadaki gerçekliğe daha da yaklaştı. Teknik görüşmeler fiilen başladı ve Amerikan tarafıyla hava olumlu. Savaşı ve gerilimi tırmandırmak isteyenlerin görüşmeleri sabote etmemesi koşuluyla, Washington ile başarılı müzakerelerin olasılığı yüksek.” ifadelerini kullandı.

    İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ

    İsrail ve ABD’nin Haziran 2025’te İran’a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman’ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı. ABD’nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat’ta Umman’da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra görüşmeler, 17 Şubat’ta Cenevre’de devam etmişti. Taraflar, görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ve daha sonra Cenevre’de 26 Şubat’ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmıştı. Taraflar, bugün yerel saatle 09.00’da başlayan ve 3 saat civarında süren toplantının ardından ara vermiş ve akşam saatlerinde yeniden bir araya gelmişti. İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor. >>>AA

  • “İran konusunda tüm seçenekler masada”

    “İran konusunda tüm seçenekler masada”

    Hegseth, Colorado ziyareti sırasında basın mensuplarına, İran’la devam eden müzakerelere ve askeri müdahale ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulundu. İran’ın anlaşma yapması gerektiğini, Başkan Donald Trump’ın da bunu tercih ettiğini kaydeden Hegseth, anlaşmaya varılamaması durumunda Trump’a sunulacak seçeneklerin olduğunu belirtti. Hegseth, askeri saldırı ihtimalinin gündemde olup olmadığına yönelik soruya da “Her şey masada. Bu Başkan’ın kararıdır. Biz bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için buradayız. İran’ın iyi bir anlaşma yapmasının bilgece olacağını düşünüyorum.” yanıtını verdi. ABD Başkanı Trump, Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in “İran’la savaşa karşı olduğu” yönündeki iddiaların tamamen yalan olduğunu belirtmiş, “anlaşma sağlanamaması halinde İran için sonucun kötü olacağı” uyarısında bulunmuştu.

    İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERELER

    İran ile ABD arasında, Haziran 2025’te İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları sonrasında kesintiye uğrayan nükleer görüşmeler, Umman’da 6 Şubat’ta yeniden yapılmıştı. Müzakerelerin ikinci turu 18 Şubat’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenmişti. ABD ile İran arasındaki heyetlerin 26 Şubat’ta yine Cenevre’de bir araya gelmesi bekleniyor. >>>AA

  • NATO tatbikatının yıldızları aynı ağda buluştu

    NATO tatbikatının yıldızları aynı ağda buluştu

    Performanslarıyla NATO tatbikatına damga vuran Türk savunma sanayisi ürünleri TCG ANADOLU ve Bayraktar TB3, milli yazılımlarla birbirine entegre edildi. HAVELSAN tarafından geliştirilen, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının tecrübe ve bilgi birikimini de barındıran Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi ADVENT (ADVENT SYS) ve FleetStar Gemi Veri Dağıtım Sistemi (GVDS), deniz platformlarının yeni operasyonel yetenekler kazanmasına katkı sağlıyor.

    Steadfast Dart 2026 Tatbikatı’ndaki performansları ve uyumlarıyla dikkati çeken ve övgülerle karşılanan Türkiye’nin en büyük askeri gemisi TCG ANADOLU ve Baykar tarafından üretilen gemiye konuşlu silahlı insansız hava aracı (SİHA) Bayraktar TB3’ün bu sistemler üzerinden yürütülen entegrasyon çalışmaları tatbikat öncesinde başarıyla tamamlandı. Böylece TCG ANADOLU, Bayraktar TB3 SİHA ile tam dijital uyuma ulaştı.

    Yürütülen titiz çalışmalar neticesinde Bayraktar TB3 ile gemi üzerindeki sistemler arasında kesintisiz veri alışverişi sağlandı. Yapılan testlerle birlikte, Bayraktar TB3’ün uçuş verileri ve elde ettiği anlık yüksek çözünürlüklü görüntüler, ADVENT SYS ekranlarında başarıyla işlendi ve anlamlı verilere dönüştürüldü.

    Bu entegrasyon, operatörlerin Bayraktar TB3’ü sadece harici bir araç olarak değil, geminin organik bir sensörü ve silah sistemi gibi merkezi olarak izlemesine ve yönetmesine imkan tanıyor. Entegrasyon kapsamında Bayraktar TB3 ve ADVENT SYS arasında çift taraflı veri akışı doğrulandı, SİHA’dan gelen görüntülerin doğrudan savaş yönetim sistemine aktarılmasıyla karar vericilerin hızı artırıldı, FleetStar GVDS’nin modüler yapısı sayesinde ilave kabiliyetlerin eklenmesinin önü açıldı. HAVELSAN’ın geliştirdiği ADVENT SYS ve FleetStar GVDS, esnek ve açık mimarisiyle farklı platformların hızlıca sisteme dahil edilebilmesine olanak tanıyor. TCG ANADOLU’nun bir “SİHA gemisi” konseptine dönüşmesindeki en kritik aşamalardan biri olan bu yazılımsal entegrasyon, platformların operasyonel kabiliyetini üst seviyeye taşıdı. ADVENT SYS’nin ağ merkezli yapısı sayesinde, Bayraktar TB3’ten gelen bilgiler sadece TCG ANADOLU’da değil, gruptaki diğer gemilerle de paylaşılabilecek.

    “BEYİN” VE “SİNİR SİSTEMİ”

    ADVENT SYS, bir savaş gemisinin “beyni” olarak nitelendiriliyor. Sistem, gemi üzerindeki tüm radarların, sonarların, silah sistemlerinin ve elektronik harp cihazlarının tek bir merkezden, uyum içinde yönetilmesini sağlıyor. FleetStar GVDS ise bu beynin ihtiyaç duyduğu bilgileri taşıyan “sinir sistemi” olarak değerlendiriliyor. Gemideki tüm sensörlerden gelen verileri toplayan, işleyen FleetStar, bu bilgileri ihtiyaç duyan tüm alt sistemlere en hassas ve gerçek zamanlı haliyle dağıtıyor. TCG ANADOLU ve Bayraktar TB3 entegrasyonunda ADVENT SYS, SİHA’nın gemiye göre nerede olduğunu ve hangi açıyla yaklaştığını hatasız şekilde sistemlere aktararak güvenli bir operasyon ortamı oluşturuyor. >>>AA

  • ABD’den Meksika’ya mesaj: El Mencho’nun ölümü dünyada yankı uyandırdı!

    ABD’den Meksika’ya mesaj: El Mencho’nun ölümü dünyada yankı uyandırdı!

    İyi adamlar kötü adamlardan daha güçlüdür

    ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Christopher Landau, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada operasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. El Mencho’yu “en kanlı ve acımasız uyuşturucu baronlarından biri” olarak tanımlayan Landau, bu sonucun Meksika, ABD ve tüm dünya için harika bir gelişme olduğunu vurguladı. Eski Meksika Büyükelçisi olan Landau, İspanyolca bir mesajla Meksika kolluk kuvvetlerini bizzat tebrik etti.

    ABD’DEN MEKSİKA’DAKİ KARTEL OPERASYONU HAKKINDA AÇIKLAMA: “EL MENCHO’NUN ÖLDÜRÜLMESİ HARİKA BİR GELİŞME” (İHA/WASHINGTON-İHA)
    ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Christopher Landau, Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) lideri “El Mencho” lakaplı Nemesio Oseguera’nın düzenlenen askeri operasyon sırasında öldürülmesi hakkında, “Bu Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için harika bir gelişme” açıklamasında bulundu.

    Operasyonun kanlı bilançosu ortaya çıktı

    Jalisco eyaletine bağlı Tapalpa şehrinde gerçekleştirilen nefes kesen operasyonun detayları da netleşti. Meksika Savunma Bakanlığı, çatışma sırasında 4 kartel üyesinin öldüğünü, El Mencho dahil 3 kişinin ise hava yoluyla nakledilirken hayatını kaybettiğini duyurdu. Operasyon sırasında 3 güvenlik görevlisinin yaralandığı, 2 kartel üyesinin ise sağ ele geçirildiği açıklandı.

    Kartelden havalimanı baskını ve misilleme

    Liderlerinin ölüm haberini alan kartel üyeleri, Meksika sokaklarını adeta savaş alanına çevirdi. Araçları ateşe veren ve Guadalajara Uluslararası Havalimanı’na saldıran suç örgütü üyeleri ile güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise halka sükunet çağrısı yaparak, tüm eyaletlerle koordinasyon içinde olduklarını ve ülkenin genelinde hayatın normal seyrinde devam ettiğini duyurdu.>>>İHA

  • Yapışık ikizlerden birisi evlendi, diğeri ise talip arıyor!

    Yapışık ikizlerden birisi evlendi, diğeri ise talip arıyor!

    Aşk engel tanımadı

    Yaşamlarını fiziksel olarak paylaşmak zorunda olan ikizlerden Carmen, sevgilisi Daniel ile olan ilişkisini evlilikle taçlandırdı. Sosyal medyada büyük ilgi gören düğün süreci, yapışık ikizlerin özel hayatlarına dair merak edilen pek çok soruyu da beraberinde getirdi. Çiftin bu kararı, birçok kişi tarafından sevginin sınır tanımadığına dair ilham verici bir örnek olarak görüldü.

    Lupita’nın kendi hayalleri var

    Kız kardeşi Carmen’in mutluluğuna ortak olan Lupita Andrade ise kendi hayatına dair samimi açıklamalarda bulundu. Şu an için bekar olduğunu belirten Lupita, evliliğe kapılarını kapatmadığını ifade etti. Kendi karakterine ve ruhuna hitap edecek doğru kişiyi, yani “ruh eşini” bulduğunda kendisinin de evlenmek istediğini dile getiren genç kadın, hayatın getireceği yeni sürprizlere açık olduğunu vurguladı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Resmi Gazete’de bugün: Üniversitelere yeni merkez yönetmelikleri yayımlandı

    Resmi Gazete’de bugün: Üniversitelere yeni merkez yönetmelikleri yayımlandı

    23 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre, başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere bazı üniversitelerde yeni uygulama ve araştırma merkezlerine ilişkin yönetmelikler yürürlüğe girdi. Ayrıca Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi bünyesinde Abay Kazak Dili, Edebiyatı ve Kültürü Araştırma Merkezi’ne dair düzenleme yayımlandı.

    İlan bölümünde ise yargı, ihale ve çeşitli ilanların yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen devlet iç borçlanma senetlerinin günlük değerleri kamuoyuna duyuruldu.>>>HABER MERKEZİ 

  • Tahran’dan Trump’a sert yanıt!

    Tahran’dan Trump’a sert yanıt!

    Verilerimizin doğruluğunu sorgulayan kanıt getirsin

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Arakçi, son olaylarda yaklaşık 200 güvenlik görevlisi dahil olmak üzere toplam 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Hükümetin kapsamlı bir liste yayınladığını belirten Bakan, “Verilerimizin doğruluğunu sorgulayan herhangi biri varsa lütfen bir kanıt paylaşsın” ifadelerini kullanarak ABD yönetimine yanıt verdi. Arakçi, ölenler arasında ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ettiği 690 “teröristin” de bulunduğunu öne sürdü.

    Trump: 32 bin kişi öldürüldü

    İran’dan gelen bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın basın toplantısındaki çarpıcı iddialarının hemen ardından geldi. Trump, İran’daki durumun çok üzücü olduğunu belirterek, kısa süre içinde 32 bin kişinin öldürüldüğünü savunmuştu. Ayrıca 837 kişinin asılmak üzere olduğunu ancak kendi müdahalesiyle bu infazların durdurulduğunu iddia eden Trump, “Onlara bir kişiyi dahi asarsanız karşılığını göreceksiniz dedim ve asmayı bıraktılar” şeklinde konuşmuştu.

    İnsan hakları örgütleri farklı rakamlar veriyor

    İran hükümetinin 3 bin, Trump’ın ise 32 bin rakamını telaffuz ettiği süreçte, bağımsız kuruluşlardan da farklı veriler geliyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), hayat pahalılığıyla başlayıp rejim karşıtı gösterilere dönüşen olaylarda gerçek can kaybının 7 bini aştığını duyurdu. Bölgedeki bilgi kirliliği ve veri farklılıkları, uluslararası kamuoyunda endişeyle takip ediliyor.>>>İHA

  • Küresel tarife oranını yüzde 10’dan 15’e çıkaracak

    Küresel tarife oranını yüzde 10’dan 15’e çıkaracak

    ABD Başkanı Donald Trump, konuya ilişkin Amerikan Truth Social hesabından paylaşımda bulundu. ABD Yüksek Mahkemesinin tarifelerle ilgili dün açıkladığı karara tepki gösteren Trump, kararı “aylarca süren bir düşünme sürecinin ardından açıklanan gülünç, kötü yazılmış ve olağanüstü derecede Amerikan karşıtı” olarak nitelendirdi. Trump, kararın “kapsamlı, detaylı ve eksiksiz” incelemesine dayanarak dünya genelinde ülkelere uygulanacak yüzde 10’luk gümrük vergisi oranını derhal geçerli olmak üzere yüzde 15 seviyesine çıkaracağını belirtti. Yönetiminin gelecek birkaç ay içinde yeni ve yasal olarak izin verilen tarifeleri belirleyeceğini ve açıklayacağını kaydeden Trump, “olağanüstü başarılı” olarak tanımladığı “Amerika’yı yeniden büyük yapma” sürecini devam ettireceklerini ifade etti. ABD Başkanı Trump, dün 1974 Ticaret Yasası’nın 122. Bölümü uyarınca tüm ülkelere yüzde 10 küresel gümrük vergisi getirilmesine ilişkin kararı imzalamıştı. Söz konusu karar, ABD Yüksek Mahkemesinin Trump tarafından yürürlüğe konulan tarifelerin dayandırıldığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA) Başkana tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetmesi sonrası gelmişti. >>>AA

  • Huckabee’nin açıklamasına tepkiler büyüyor

    Huckabee’nin açıklamasına tepkiler büyüyor

    ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee’nin İsrail’in Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının “kabul edilebilir” olacağı yönündeki ifadelerine Ürdün’ün ardından Suudi Arabistan, Filistin, Mısır, Irak, Kuveyt, Umman, İİT ve Arap Birliği de tepki gösterdi.

    ÜRDÜN’DEN, ABD’NİN İSRAİL BÜYÜKELÇİSİNİN “NİL’DEN FIRAT’A UZANAN BÖLGE İSRAİL’İN HAKKI” AÇIKLAMASINA TEPKİ

    Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu ifadelerin diplomatik teamülleri ihlal ettiği, bölge ülkelerinin egemenliğine zarar verdiği ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’na açıkça aykırı olduğu belirtildi. Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Fuat el-Mecali de açıklamasında Huckabee’nin açıklamalarını, “provokatif ve sorumsuz” olarak nitelendirerek, bu söylemlerin ABD Başkanı Donald Trump’ın işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını reddeden açıklanmış tutumuyla da çeliştiğini vurguladı. Açıklamada, Batı Şeria’nın Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi dahil olmak üzere uluslararası hukuka göre işgal altındaki Filistin toprağı olduğu ifade edilerek, iki devletli çözüm temelinde bağımsız Filistin devletinin hayata geçirilmesinin adil ve kapsamlı barışın tek yolu olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca Gazze’de istikrarın sağlanması için çabaların yoğunlaştırılması gerektiği belirtilerek, tırmandırıcı ve hukuki değeri bulunmayan açıklamalar yerine uluslararası kararların uygulanmasına odaklanılması çağrısında bulunuldu. Söz konusu tepki, Huckabee’nin ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda, Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin “İsrail’e Tanrı tarafından vaat edildiğini” savunması ve İsrail’in bu toprakların tamamını kontrol etmesinin sorun olmayacağını söylemesinin ardından geldi.

    SUUDİ ARABİSTAN VE ARAP BİRLİĞİ HUCKABEE’NİN AÇIKLAMASINI KINADI

    Suudi Arabistan ve Arap Birliği, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin İsrail’in Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının “kabul edilebilir” olacağı yönündeki ifadelerine tepki gösterdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD’ye, Huckabee’nin açıklamaları karşısında “net bir tutum” alması çağrısı yapılarak, Huckabee’nin açıklamaları “tehlikeli ve dünya barışına tehdit” olarak nitelendirildi. Açıklamada, “uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler Antlaşmasını ve diplomatik teamülleri açıkça ihlal eden bir ABD’li yetkili tarafından yapılmasıyla tehlikeli bir emsal teşkil eden bu sorumsuz açıklamaları kesinlikle reddettikleri” belirtildi. Bunu, “bölge ülkelerinin ABD ile olan seçkin ilişkilerine saygısızlık, bölge ülkelerine ve halklarına karşı düşmanlığı körükleyerek küresel güvenlik ve barışı tehdit eden, vahim sonuçlar doğuracak aşırıcı bir yaklaşım” olarak nitelendirilen açıklamada, ABD’den “dünyadaki barış yanlısı tüm ülkeler tarafından reddedilen bu yaklaşıma” ilişkin tutumunu netleştirmesi talep edildi. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Huckabee tarafından dile getirilen “aşırıcı ifadeleri” kınadığını belirtti.

    Söz konusu açıklamaların, “diplomasinin tüm temel kurallarına ve normlarına aykırı olmasının yanı sıra mantık ve sağduyuyla da bağdaşmadığını” kaydeden Ebu Gayt, Huckabee’nin sözlerinin, “ABD’nin politika ve tutumlarıyla çeliştiğini ve İsrail’deki sağcı kamuoyuna hoş görünmeyi amaçladığını” ifade etti.

    Ebu Gayt, “Herhangi bir temele dayanmayan bu gibi aşırıcı açıklamaların” duyguları körüklediği, dini ve milli hassasiyetleri tahrik ettiği uyarısında bulundu.

    Filistin

    Filistin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Huckabee’nin açıklamaları kınanarak, söz konusu ifadelerin “dini ve tarihi gerçeklerle, uluslararası hukukla çeliştiği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Batı Şeria’nın ilhakını reddeden açıklamalarıyla da ters düştüğü” belirtildi. Dışişleri Bakanlığının açıklamasında Huckabee’nin açıklamalarının devletlerin egemenliğine yönelik açık bir saldırı çağrısı niteliği taşıdığı, kabul edilemez ve provokatif olduğu kaydedildi. Söz konusu açıklamaların, “İsrail’in soykırım ve zorla yerinden etme politikalarını sürdürmesine, ilhak ve ayrımcı genişleme planlarını Filistin halkına karşı hayata geçirmesine destek anlamı taşıdığı” belirtilen açıklamada, uluslararası toplumun bu planları bütünüyle reddettiği ve Gazze Şeridi ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’nın uluslararası hukuka göre işgal altındaki Filistin toprağı olarak tanıdığı vurgulandı. Bakanlığın açıklamasında Huckabee’nin söz konusu ifadelerinin “Başkan Trump’ın Orta Doğu’da kalıcı barış vizyonunun hayata geçirilmesine katkı sağlamadığı” belirtildi.

    Mısır

    Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Huckabee’nin açıklamalarının kınandığı, Tel Aviv yönetiminin Filistin ve Arap toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı vurgulandı. Açıklamada, Huckabee’nin sözlerinin, uluslararası hukukun ilkelerine açık bir aykırılık teşkil ettiği belirtildi. Huckabee’nin söz konusu açıklamalarının, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşın sona erdirilmesine ilişkin ortaya koyduğu vizyonla çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, “İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği yoktur.” ifadeleri kullanıldı.

    İslam İşbirliği Teşkilatı

    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee’nin Tel Aviv yönetiminin Nil Nehri’nden Fırat’a uzanan bölgedeki toprakları işgalini genişletmesine ilişkin açıklamalarını reddettiğini duyurdu. Teşkilat, söz konusu ifadelerin bölgenin istikrarını tehdit ettiğini vurguladı. İİT’nin açıklamasında ABD’nin İsrail Büyükelçisi’nin açıklamalarının “tehlikeli ve sorumsuz” olduğu ve kınadığı kaydedildi. İİT’nin açıklamasında “bu aşırı ideolojik söylemin radikalizmi besleyeceği ve İsrail işgalini, zorla yerinden etme, yerleşim faaliyetleri, ilhak ve işgal altındaki Filistin topraklarını fiilen ilhak etme girişimleri gibi hukuka aykırı uygulamalarını sürdürmeye teşvik edeceği” uyarısında bulunuldu.

    ABD Elçisi Huckabee, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a röportaj vermiş, Gazze’de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve “Tevrat’a dayalı Büyük İsrail” görüşünü savunmuştu. Huckabee, Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne uzanan bölgede “İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı olduğunu” iddia ederek, “Hepsini alsalardı iyi olurdu.” demişti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 14 Ağustos’ta, kendisinin tarihi ve manevi bir misyon üstlenmiş olduğunu hissettiğini iddia ederek, işgal altındaki Filistin topraklarını da içeren “Büyük İsrail” vizyonuna bağlı olduğunu söylemişti. İ24 News muhabirinin kendisine sorduğu “Büyük İsrail” vizyonuna karşı bir bağ hissedip hissetmediği sorusuna Netanyahu, “Çok” yanıtını vermişti.

    Irak ve Kuveyt

    Irak Dışişleri Bakanlığından konuyla ilgili yazılı açıklama yapıldı. “ABD İsrail Büyükelçisi’nin, İsrail’in Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol sağlamasının kabul edilebilir olabileceğine dair açıklamalarını şiddetle kınıyoruz ve büyük bir esefle karşıladık.” denilen açıklamada, bu açıklamaların tehlikeli bir aşırılık teşkil etmekte olup uluslararası hukuk ilkeleriyle çeliştiği ifade edildi. Söz konusu açıklamanın devletlerin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik ihlal niteliği taşıdığı, bunun yanı sıra bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğu kaydedildi. Öte yandan Kuveyt, Büyükelçi Huckabee’nin açıklamalarını “sorumsuz” olarak nitelendirerek şiddetle kınadı. Kuveyt Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu ifadelerin reddedildiği vurgulanırken, Huckabee’nin ifadelerinin uluslararası hukukun açık ihlali olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, Filistin halkının devredilemez kendi kaderini tayin hakkına ve 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurma hakkına verilen desteğin sürdürüleceği bildirildi.

    Umman

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu beyanların uluslararası hukuku ve BM kararlarını ihlal ettiği, barış umutlarını zayıflattığı ve bölgenin güvenlik ile istikrarını tehdit ettiği vurgulandı. Umman’ın bu tür açıklamaları kesin bir dille reddettiği belirtildi. Açıklamada, “ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee tarafından yapılan ve işgal altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap toprakları üzerinde kontrolün dayatılmasının gayrimeşru biçimde kabulünü ima eden açıklamaları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.” denildi. Umman’ın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde ve Doğu Kudüs’ü başkent kabul eden bağımsız bir devlet kurulmasına yönelik desteğinin yinelendiği açıklamada, tüm Arap topraklarındaki işgalin sona erdirilmesi çağrısı tekrarlandı.

    ABD medyası Huckabee’nin açıklamalarına tepki gösterdi

    ABD’de yayın yapan The Hill, haberinde “Huckabee, İsrail’in Orta Doğu’nun tamamını ele geçirmesinin sorun olmayacağını iddia etti, İncil’in Yahudi devletine bu hakkı verdiğini öne sürdü.” ifadelerine yer verdi. Ayrıca Amerikan ordusundan emekli albay Dr. Lawrence Sellin, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, söz konusu röportajın görüntülerini paylaşarak, “Bu röportaja ve bölgeden gelen diğer bilgilere dayanarak, Mike Huckabee yönetimindeki ABD’nin Kudüs Büyükelçiliğinin Amerikan halkı adına değil, İsrail hükümeti adına hareket ettiğini söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

    İran

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformunda konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Huckabee’nin Nil Nehri’den Fırat Nehri’ne uzanan bölgede “İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı olduğu” yönündeki iddiasının, ABD’nin İsrail soykırımına ortaklık yaptığını kanıtladığını belirten Bekayi, “İran, işgalci rejimin Filistinlilere karşı işlediği suçlar ile bölge ülkelerine saldırganlığını cesaretlendirecek bu tür aşırı ideolojik açıklamaları kınamaktadır.” dedi. Huckabee, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a yaptığı açıklamada “vadedilmiş topraklar” iddiasına ilişkin soru üzerine İncil’e atıf yapmıştı. Ardından Carlson’un, “Bu Mısır’ın, Suriye’nin, Irak’ın, Ürdün’ün, Lübnan’ın ve Suudi Arabistan’ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Orta Doğu’yu almak anlamına geliyor.” diye çıkışması üzerine Huckabee, “İsrail’in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi.” değerlendirmesinde bulunmuştu.​​​​​​​ >>>AA

  • Trump’tan İran’a üstü kapalı tehdit

    Trump’tan İran’a üstü kapalı tehdit

    ABD Başkanı Trump, Washington’da düzenlenen Gazze Barış Forumu toplantısında İran’a yönelik söylemlerini yineledi. İran’ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağının altını çizen Trump, Orta Doğu’daki barışın ancak nükleer silahı olmayan bir İran ile mümkün olabileceğini ifade etti. Trump, “İran’la anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olur.” diyerek, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner’in İranlılarla çok iyi görüşmeler yaptığını söyledi. ABD Başkanı, “Orta Doğu’da bir adım daha ileri atabiliriz, ya da atamayabiliriz. Belki de bir anlaşma yapacağız, bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” diye konuştu. Tahran ile “anlamlı bir anlaşma” yapmanın tarihsel olarak zor olduğunu kabul ettiklerini anlatan Trump, müzakerelerin iyi geçtiğini ancak kendilerinin olumsuz sonuca da hazır olduklarını aktardı. Trump, Gazze’de barış süreciyle birlikte Orta Doğu’da barış için önemli bir mesafe kat edildiğini dile getirerek, Tahran’a, “Şimdi, İran’ın, yaptığımız işi tamamlayacak bir yola bizimle birlikte çıkma zamanıdır. Eğer bize katılırlarsa bu harika olur. Katılmazlarsa da harika olur, ama çok farklı bir yoldan.” sözleriyle seslendi. İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını yeniden vurgulayan ABD Başkanı, “Onlar nükleer silaha sahip olamazlar, yoksa Orta Doğu’da barış sağlanamaz.” değerlendirmesini yaptı. >>>AA

  • Gazze’de Ramazan ayının ilk gününde saldırdılar

    Gazze’de Ramazan ayının ilk gününde saldırdılar

    İsrail, Gazze’de 10 Ekim’de yürürlüğe giden ateşkesi ihlal etmeye devam ediyor. Gazze’nin güneyinde Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesinden yapılan açıklamada, İsrail askerlerinin Han Yunus kentinin doğusundaki Beni Suheyla Kavşağı’nda ateş açtığı belirtildi. Açıklamada, İsrail askerlerinin saldırısında bir Filistinlinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Bölgedeki AA muhabirinin yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, İsrail askerlerinin Han Yunus kentinde işgal altında tuttukları bölgede açtıkları ateş sonucu Filistinli bir genç yaşamını yitirdi. Görgü tanıklarına göre, Han Yunus’un doğu bölgelerinde sabah saatlerinden itibaren, konuşlu İsrail askeri araçlarından yoğun ateş açıldı. Ayrıca, İsrail askeri araçları, Refah kenti yakınlarında Morag Koridoru civarında da ateş açtı, topçu birlikleri ise Bureyc Mülteci Kampı’nın doğu bölgelerini bombaladı. İsrail askeri araçları, Beyt Lahiya beldesinin doğu kesimlerine ateş açtı. Topçu birlikleri Gazze kentinin güneydoğusundaki Zeytun Mahallesi’nin doğusunu bombaladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bölgede ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 603 kişi hayatını kaybederken, 1618 kişi yaralandı. İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 72 bin 63 kişi yaşamını yitirdi, yaralı sayısı ise 171 bin 726’ya ulaştı.

    İSRAİLLİLER, İŞGAL ALTINDAKİ DOĞU KUDÜS’ÜN MİHMAS KASABASINDA 3 FİLİSTİNLİYİ ATEŞ AÇARAK YARALADI

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Mihmas kasabasına düzenledikleri baskın sırasında 3 Filistinliyi ateş açarak yaraladı. Filistin Kızılayından yapılan yazılı açıklamada, İsraillilerin, Mihmas kasabasına düzenledikleri baskın sırasında ateş açmaları sonucu 1’i ağır olmak üzere 3 Filistinlinin yaralandığı ifade edildi. Açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentinde bulunan kızılay ekiplerinin söz konusu 3 yaralıyı hastaneye kaldırdığı ve yaralılardan birinin durumunun ciddi olduğu belirtildi. Kudüs Valiliği’nden baskına ilişkin yapılan açıklamada da İsraillilerin Filistinli çiftçilere ait onlarca koyunu çaldığı kaydedildi. Filistin’in Sesi Radyosu’nun haberinde de İsraillilerin Mihmas beldesinin dış kesimlerinde Filistinlilerin evlerine saldırdığı, bazı Filistinlileri darbettiği ve koyunlarını çaldığı belirtildi. İsrail’in Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıların ardından Batı Şeria’da da öldürme, gözaltı, zorla yerinden etme ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri dahil olmak üzere ihlaller arttı. Bu süreçte Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere 1115’ten fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 11 bin 500 kişi yaralandı, yaklaşık 22 bin Filistinli gözaltına alındı.

    İSRAİL, İŞGAL ALTINDAKİ BATI ŞERİA’DA ARKEOLOJİK ALANLARIN BULUNDUĞU 2 BİN DÖNÜMLÜK ARAZİYE EL KOYDU

    İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Nablus kentinde, arkeolojik alanların da bulunduğu 2 bin dönümlük araziye el koyduğu bildirildi. Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Mueyyed Şaban, yaptığı açıklamada, konuya ilişkin bilgi verdi. İsrail’in Nablus’a bağlı Sebastiya ve Burka beldelerinde içinde arkeolojik alanların da bulunduğu 2 bin dönümlük araziye el koyduğunu aktaran Şaban, “Bugün yayımlanan resmi kamulaştırma emri, 18 Ocak 2025 tarihinde yayımlanan el koyma niyet beyanının doğrudan devamı niteliğindedir.” ifadesine yer verdi. Söz konusu el koyma işleminin Filistin halkının kültürel mirasına yönelik bir saldırı teşkil ettiğini vurgulayan Şaban, İsrail yönetiminin, yerleşim birimi hedeflerine ulaşmak için araçları, “seçicilikle” kullandığını dile getirdi. El koyma işleminin sadece arkeolojik sit alanıyla sınırlı kalmadığını, çevredeki tarım arazilerini de kapsayarak, bölge ekonomisine zarar verdiğini anlatan Şaban, İsrail’in Batı Şeria’daki fiili ilhakı, “düzenleme veya kültürel miras” kılıfıyla, idari araçlar üzerinden dayattığını ancak asıl amacın toprak kontrolünü yeniden yapılandırmak olduğunu ifade etti.

    BİNLERCE ZEYTİN AĞACI TEHDİT ALTINDA

    İsrail’in Haaretz gazetesi de 20 Kasım 2025 tarihli haberinde, orduya bağlı Sivil İdare’nin, Sebastiya arkeolojik alanını “geliştirmek” amacıyla özel mülkiyete ait 1800 dönüm araziyi kamulaştırmayı planladığını yazmıştı. Söz konusu haberde, kamulaştırma kararının Filistinlilere ait binlerce zeytin ağacını barındıran geniş arazileri de kapsadığına dikkat çekilmişti.

    316 TARİHİ ALAN HEDEF ALINDI

    Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hani el-Hayik de daha önce AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun son 2 yıldaki saldırılarında Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 316 arkeolojik ve tarihi alanı hedef aldığını belirtmişti. İsrail’in tarihi eserlere yönelik tahribatına ilişkin Hayik, “İsrail, tarihi alanlara sistematik şekilde el koyuyor. Bu durum, alanların geniş ölçüde tahrip edilmesi ve arkeolojik arazilerin gasbedilmesiyle sonuçlanıyor.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

    FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBEDEN İSRAİLLİLER, BATI ŞERİA’DA FİLİSTİNLİLERİN KOYUNLARINI ÇALDI

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde Filistinlilere ait koyunları çaldı. Filistin resmi ajansı WAFA’ya göre, Filistin topraklarını gasbeden siviller, gece ellerinde silahlarla çevreye ateş açarak Yebrud köyüne baskın düzenledi. İsrail askerlerinin himayesinde bölgeye geldiği belirtilen fanatik grubun Filistinlilerin ağıllarına girerek koyunlarını çaldığı ve çevredeki bazı yapılara zarar verdiği kaydedildi. Öte yandan İsrail ordusunun, el-Halil kentine düzenlediği baskında, 14 Filistinliyi gözaltına aldığı bildirildi. Kentin girişlerine blok betonlar yerleştirerek askeri kontrol noktaları oluşturan İsrail ordusu, trafik akışını da durdurdu. İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne başlatılan saldırıların ardından, işgal altındaki Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki baskınlarını artırmış ve Yahudi yerleşim faaliyetlerini yoğunlaştırmıştı.

    GAZZE ŞERİDİ’NDE BİR İSRAİL ASKERİ “DOST ATEŞİYLE” ÖLDÜRÜLDÜ

    Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bir İsrail askeri, açılan “dost ateşi” sonucu hayatını kaybetti. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Han Yunus’ta Paraşütçü Tugayı’na bağlı keşif birliğinde görev yapan 21 yaşındaki Başçavuş Ofri Yafe’nin öldüğü belirtildi. Açıklamada olayın ayrıntılarına yer verilmedi. İsrail devlet televizyonu KAN ise söz konusu askerin, yanlışlıkla İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu öldürüldüğünü aktardı. Ordunun olayla ilgili soruşturma başlattığı belirtildi. >>>AA

  • Gazze’de çocuklar ameliyat olmayı bekliyor

    Gazze’de çocuklar ameliyat olmayı bekliyor

    Bağışçıların katkılarıyla sağlanan ameliyat destekleri, hayati müdahaleye ihtiyaç duyan çocukların tedavi süreçlerine katkı sundu. Afyonkarahisar halkının emanet ettiği yardımlar, kilometrelerce ötede şifa bekleyen minik yüreklere umut oldu. Yetkililer, Gazze’de hastanelerin ve sağlık imkânlarının büyük ölçüde zarar gördüğünü, bu nedenle gerçekleştirilen her ameliyatın yalnızca tıbbi bir müdahale değil; aynı zamanda bir hayatın yeniden filizlenmesi anlamına geldiğini ifade etti. Yapılan desteklerin, çocukların sağlığına kavuşmasının yanı sıra ailelerine de moral ve umut verdiği vurgulandı.

    “GAZZE’DE AMELİYAT BEKLEYEN DAHA BİRÇOK ÇOCUK BULUNMAKTA”

    Gazze’de ameliyat bekleyen daha birçok çocuğun bulunduğuna dikkat çeken İHH Afyonkarahisar Temsilciliği, hayırseverleri bu iyilik hareketine destek olmaya davet etti. İHH Afyonkarahisar yetkilileri, insani yardım çalışmalarının artarak devam edeceğini belirterek, destek veren tüm bağışçılara teşekkür etti. Afyonkarahisar’dan yükselen dayanışma ruhunun, mazlum coğrafyalarda umut olmaya devam edeceği ifade edildi. >>>Haber Merkezi

  • Savaşın gölgesinde Ramazan ayını karşılayacaklar

    Savaşın gölgesinde Ramazan ayını karşılayacaklar

    İsrail’in abluka ve saldırıları altındaki Gazzeliler, 3 yıldır çadır hayatının zorluklarıyla mücadele ediyor. İnsanoğlunun en çok ihtiyaç duyduğu istikrarlı ve onurlu yaşamdan mahrum bırakılan Filistinliler, siyasi ve askeri belirsizliklerin devam ettiği, barınma ve yeme içme gibi en temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir ortamda hayata tutunmak için ellerinden geleni yapıyor. Ramazanı büyük bir coşkuyla, adeta bir bayramı karşılar gibi karşılayan ve büyük hazırlıklar yapan Gazzeliler, ramazan hilalinin, çadırlarda bile sönmeyeceğini ve Filistinliler için bu hilalin büyük bir umut olduğunu gösteriyor.

    Necat Kampı sakinleri de bu amaçla kolları sıvadı. Kampta girişilen hummalı çalışmayla çadırlara “hayırlı ramazanlar” yazıları asıldı. Ramazanla bütünleşen “fener” resimleri yapılarak, kamp boydan boya Filistin bayraklarıyla donatılırken, akşamları ortamın aydınlanması için bayrakların arasına lambalar yerleştirildi ve led ışıklı süslemeler asıldı.

    Kamptaki mescidin üstündeki direğe devasa bir fener asılırken, kamp meydanına çocukların eğlenmesi için salıncak ve trambolin getirildi. Çocuklar ramazan boyunca sürecek bu eğlenceye salıncakta sallanarak ve trambolinde zıplayarak daha şimdiden başladı.

    AA muhabirinin mikrofon uzattığı genci yaşlısıyla kamp sakinleri, huzurlu ve saldırıların durduğu bir ramazan geçirmeyi ve daha güzel ramazanlara erişmeyi diledi.

    BOMBA YAĞMAYAN, KAYIP VERİLMEYEN BİR RAMAZAN DİLİYORLAR

    Kamp sakini çocuklardan Muhammed Abdulfettah Fucu, “Bu zor şartlarda, abluka altında ve yaşadığımız acılara rağmen kendi kendimizi mutlu etmeye çalıştık ve bu nedenle kampı süsledik.” dedi.

    Ramazanın özel ritüelleri olduğunu, süslemelerin de bunlardan biri olduğunu anlatan Fucu, iftar ve sahurda hep bir araya geldiklerini, bunların Gazze’de kutsal kabul edilen değerler olduğunu ifade etti.

    Ramazanın gelişiyle Gazze’de kadın, erkek, çocuk, yaşlı, herkesin çok mutlu olduğunu dile getiren Fucu, İslam alemine şöyle seslendi:

    “Yahudilere, savaşı durdurmalarını, ramazan ayında bizi bombalamamalarını söylesinler. Çünkü bu mübarek ayda kimseyi kaybetmek istemiyoruz. Biz sofraya oturduğumuzda birinin eksik olmasını istemiyoruz. Pek çok aile yarın o sofraya fertleri eksik bir şekilde oturacak.”

    Eski güzel ramazanları özlemle yad eden Fucu, “Bugün o günlerden geriye hiçbir şey kalmadı. Ölenler, şehit olanlar oldu. Savaş bizi yaraladı.” dedi.

    RAMAZANI ÇADIRDA DEĞİL EVDE KARŞILAYACAKLARI GÜNLERİN HAYALİNİ KURUYORLAR

    Bir diğer çocuk Dima Zuğrub ise karton kutulardan fenerler yaptıklarını ve hazırlıkları tamamladıklarını dile getirdi.

    “Ramazan ayını büyük bir mutluluk ve evimize dönme umuduyla karşıladık. Refah’ı (göç ettiği yer) çok özledik ama inşallah en kısa zamanda evimize döneceğiz. Burada kalmayacağız, inşallah döneceğiz.” diyen Zuğrub ramazanı çadırlarda değil evlerde karşılama temennisinde bulundu.

    Kamp sakinlerinden Ebu Mahmud Aşur ise Gazzelilerin ramazanı bu yıl da çok zor şartlarda karşıladığını kaydetti.

    Refah’tan Han Yunus’a göç ettiklerini aktaran Aşur, “Bu yılki ramazan, inşallah öncekilerden daha iyi olur.” temennisinde bulundu. >>>AA

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Etiyopya’da

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Etiyopya’da

    Erdoğan, Addis Ababa Bole Uluslararası Havalimanı’nda, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedion Timothewos ve Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet de Etiyopya’ya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nden İstanbul Valisi Davut Gül ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve diğer yetkililer uğurlamıştı. Addis Ababa’da Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile baş başa ve heyetler arası görüşme yapması beklenen Erdoğan’ın, ardından anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısına katılması öngörülüyor. >>>AA

  • İsrail’in Gazze’deki zulmü devam ediyor

    İsrail’in Gazze’deki zulmü devam ediyor

    İsrail, Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi ihlal etmeyi sürdürüyor. Sağlık kaynaklarının verdiği bilgiye göre, İsrail askerine ait araçlardan güneydeki El-Meslah bölgesinde yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlara yoğun ateş açıldı. Saldırılarda ikisi çocuk ve biri kadın; yaralanan 3 Filistinli, Han Yunus’taki Nasır Hastanesine kaldırıldı. İsrail ordusu, Han Yunus’un doğusunda kontrolündeki bölgelere savaş uçaklarıyla da saldırı düzenledi. Refah şehrinin batı bölgeleri ise yoğun topçu ateşine maruz kalırken, bu saldırılarda can kaybı ve yaralanma olup olmadığına ilişkin bilgi paylaşılmadı. İsrail topçuları ise Cibaliye Kampı’nın doğu bölgelerini bombaladı. İsrail ordusu, kuzeydeki Gazze kentinin Tuffah Mahalesi’nde açtığı ateş sonucu Muhammed Selim Debabiş isimli genç yaşamını yitirdi. Debabiş’in cenazesi Baptis Hastanesine kaldırıldı. Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Burec Mülteci Kampı’nda da İsrail ordusunun sivilleri hedef alan saldırısında 4 kişi yaralandı. Burec Mülteci Kampı’nda yaralananlar, bölgedeki Aksa Şehitleri Hastanesine kaldırıldı.

    İSRAİL ORDUSU, İŞGAL ALTINDAKİ BATI ŞERİA’DAKİ BASKINLARDA 27 FİLİSTİNLİYİ GÖZALTINA ALDI

    İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlediği baskınlarda aralarında 2 kadının da olduğu 27 Filistinliyi gözaltına aldı. Filistin resmi ajansı WAFA’da yer haberde, İsrail ordusunun, Batı Şeria’nın Nablus, Tubas, Tulkerim ve Eriha kentlerinde Filistinlilerin evlerine baskınlar düzenlediği belirtildi. Nablus’taki baskınlarda 17 Filistinlinin gözaltına alındığı aktarılan haberde, söz konusu kişiler arasında Asira eş-Şimaliye Belediye Başkan Yardımcısı Bera Ceraria’nın da olduğu ifade edildi. İsrail güçlerinin Tubas kentindeki el-Faria Mülteci Kampı’nda düzenlediği baskında da biri genç, 6 Filistinliyi gözaltına aldığı, Tulkerim kentinde evine yapılan baskında ise bir gencin alıkonulduğu kaydedildi. Haberde, Eriha kentinde de İsrail güçlerinin bir eve baskın yaparak Filistinli bir genci gözaltına aldığı belirtildi. AA’nın yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre ise İsrail askerleri, El Halil kentinin güneyindeki el-Fevvar Mülteci Kampı’na düzenlediği baskında üniversite öğrencisi genç bir kız ile diğer bir genci gözaltına aldı. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

    FİLİSTİNLİLER, GAZZE’YE DÖNÜŞTE REFAH KAPISI’NDA İSRAİL’İN BASKI VE TEHDİTLERİNE MARUZ KALIYOR

    İsrail’in Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı iki yıl boyunca işgal altında tuttuktan sonra sınırlı geçişlere açmasının ardından Gazze’ye dönmek isteyen Filistinliler sınırda İsrail ordusu ve desteklediği Ebu Şebab milislerinin taciz, işkence ve yağmasına maruz kalarak uzun bir yolu geçmek zorunda kalıyor. Haaretz gazetesinin haberinde, ABD Başkanı Donald Trump Gazze planı çerçevesinde ateşkesin ikinci aşamasında gecikmeli ve sınırlı bir şekilde açılan Refah Sınır Kapısı’ndan geçiş sürecinin detayları ele alındı. Habere göre, Gazze Şeridi’ndeki evlerine dönmek isteyen Filistinliler, sınırda İsrail askerleri ve destekledikleri milislerin tehdit, işkence ve kötü muamelesine maruz kalarak 15 kilometrelik bir güzergahı geçmek zorunda kalıyor. Öte yandan Gazze’ye geçen Filistinliler yerel basına, Kahire’deki Filistin Büyükelçiliğinin kendilerinden gece saatlerinde Refah yakınlarındaki Mısır’ın El-Ariş kentine gelmelerini istediğini dile getirdi. Mısır tarafındaki işlemlerin ardından Filistinliler Gazze tarafında da kontrol noktasından geçiriliyor. Gazze tarafındaki işlemler, Avrupa Birliği (AB) Refah Sınır Kapısı Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) gözetiminde Filistin Yönetimi personeli tarafından yürütülüyor. Bu alanda İsrail askerleri bulunmuyor. Bu aşamadan sonra İsrail ordusu işgalindeki bölgeye geçen Filistinliler, Selahaddin Caddesi üzerinden yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki İsrail ordusuna ait kontrol noktasına otobüslerle taşınıyor. Filistinlilerin tanıklıkları, İsrail ordusunun kurduğu kontrol noktasına ulaşmadan önce Tel Aviv yönetimi destekli Ebu Şebab milislerinin sözlü ve fiziksel tacizlerine maruz kaldıkları bir süreçten de geçtiklerini ortaya koydu. BM İnsan Hakları Ofisi, Gazze’ye dönen Filistinlilerin milisler tarafından kelepçelendiğine, gözlerinin bağlandığına ve tehdit edildiğine ilişkin kanıtlar olduğunu duyurdu. Gazze’ye dönen bazı Filistinliler ise Ebu Şebab milislerinin valizleri aradığı ve kişisel eşya ve paralara el koyduğunu belirtti.

    İSRAİL’DEN GAZZE’YE DÖNENLERE KELEPÇELİ VE GÖZLERİ BAĞLI SORGU

    Haaretz gazetesine göre, Ebu Şebab milisleri tarafından İsrail ordusunun “Nekaz Regavim” olarak adlandırdığı kontrol noktasına getirilen Filistinliler, burada saatler süren sorgusu, gözleri bağlı ve kelepçeli üst aramalarına maruz kalıyor. Arap basınına konuşan bazı Filistinliler ise sorgu sırasında uzun süre bekletildiklerini ve sağlık sorunlarına rağmen hareket etmelerine izin verilmediğini ifade etti. Birleşmiş Milletlerin (BM) 5 Şubat’ta yayımladığı raporda, Gazze’ye dönenlerin “şiddet, küçük düşürücü sorgular ve bazı durumlarda gözleri bağlı ve kelepçeli şekilde üst araması” uygulamalarına maruz kaldıklarını aktardıkları kaydedildi. Raporda ayrıca bazı kişilerin tıbbi yardıma ve tuvalete erişiminin engellendiği, bunun da “aşırı aşağılayıcı” durumlara yol açtığı belirtildi. Filistinlilerin tanıklıklarına yer veren raporda, İsrail’in Gazze’ye geçenlere aileleriyle birlikte yeniden Mısır’a dönmeleri ve bir daha Gazze’ye gelmemeleri karşılığında para teklif ettiğinin altını çizdi. Bazı Filistinlilere ise İsrail ordusuna muhbirlik yapmaları yönünde teklif yapıldığını aktarıldı. İsrail’in işkenceye varan sorgusundan geçen Filistinliler, son olarak BM Kalkınma Programı (UNDP) personelinin refakatinde otobüslerle Gazze’de İsrail ve Hamas kontrolündeki bölgeleri ayıran “Sarı Hat”ı geçerek, Han Yunus’taki Nasır Hastanesine getiriliyor.

    İSRAİL GÜÇLERİ, KASSAM LİDERLERİNDEN BERGUSİ’Yİ SOL GÖZÜNDEN YARALADI

    Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları liderlerinden Abdullah el-Bergusi’nin, tutulduğu İsrail Gilboa Hapishanesi’nde baskın sırasında yaralandığı bildirildi. Filistinli Esirler Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, “ziyaretçi salonuna oldukça yorgun ve bitkin bir şekilde geldiği” belirtildi. Açıklamada, Bergusi’nin yaralanması şu ifadelerle aktarıldı: “Bergusi’nin, sol gözünden yaralandığı açık bir şekilde görülüyordu. Baskın operasyonuyla eşzamanlı gelen ziyaretçiyle görüşmeye çıktığı sırada başını kapıya vurduğu için üzerinde kan izleri de vardı.” Bergusi’nin 110 kilogramdan 60 kilograma düştüğüne dikkat çekilen açıklamada, bunun ihmal ve kötü beslenme sonucunda oldukça tehlikeli sağlık sorunları yaşadığının işareti olduğu kaydedildi. Açıklamada, hapishanenin en düşük seviyede dahi yaşam şartlarına sahip olmadığının altı çizildi. Abdullah el-Bergusi, 67 kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. İsrail hapishanelerindeki en fazla ceza alan Filistinli esir durumunda. İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın liderlerinden ve Ramallahlı olan Bergusi, 2003 yılında tutuklandı.

    FİLİSTİNLİ ANNE VE KIZI, İSRAİL HAPİSHANELERİNDE ÇIPLAK ARAMA VE PSİKOLOJİK BASKIYA MARUZ KALDI

    Filistinli bir anne ve kızı, İsrail hapishanelerinde maruz kaldıkları hak ihlallerini anlatarak, çıplak arama, psikolojik baskı ve zorlu tutukluluk koşullarına maruz kaldıklarını belirtti. Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti’nden yapılan yazılı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde gözaltına alınan 55 yaşındaki Amine Suveylem ve 22 yaşındaki kızı Ayet’in İsrail hapishanelerinde yaşadıkları aktarıldı. Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti’nden avukatın Damon Hapishanesi’nde gerçekleştirdiği ziyaret sonrası paylaşılan bilgilere göre Amine Suveylem, çok sayıda İsrail askerinin gözaltı sırasında Nablus’taki evlerine baskın düzenlediğini, kapıyı kırdığını, kendilerini kelepçeleyerek kızıyla ayrı askeri araçlarla götürüldüğünü anlattı. Suveylem, nakil sırasında askeri aracın zemininde oturtulduğunu belirterek, bu durumun “omzunda hala devam eden ağrılara yol açtığını” kaydetti. Kızının gözü önünde uzun süreli sorguya çekildiğini söyleyen Suveylem, “aşırı psikolojik baskıya maruz kaldığını” ifade etti. Kızı Ayet ise nakledilmeden önce evde saha sorgusuna alındığını, ardından Hayfa ile Nasıra arasındaki el-Calama Gözaltı Merkezi’ne götürüldüğünü ve yoğun psikolojik baskı gördüğünü belirtti. Açıklamada, anne ve kızın el-Calama’da hücre hapsinde tutuldukları ve bu süreçte sadece 3 gün bir araya gelmelerine izin verildiği bilgisi verildi. Hücreleri “dar, soğuk, duvarları sert, yatakları ince ve kirli” olarak nitelendiren Filistinli anne ve kızı, yemeklerin az ve kalitesiz olduğunu vurguladı. Filistinli anne ve kızı daha sonra Damon Hapishanesi’ne nakledildiklerini, çıplak aramaya maruz kaldıklarını, ardından kadınlar koğuşunda iki ayrı odaya konduklarını ve odalar arası iletişimin yasaklandığı vurguladı.

    KADIN ESİRLERE İŞKENCE VE İNSANLIK DIŞI UYGULAMALAR

    Filistin Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti, daha önce yaptığı açıklamada, İsrail’in Damon Hapishanesi’nde tutulan ve sayıları 50’yi bulan Filistinli kadın esirlerin de gaz sıkma, darp, kelepçeleme ve soğukta zorla bekletme gibi sistematik saldırılara maruz kaldığını açıklamıştı. Kadın tutukluların hijyen malzemeleri ile sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı aktarılan açıklamada tutuklular arasında kanser gibi kronik hastalıkları bulunan kadınların da yer aldığı belirtilmişti. >>>AA

  • Epstein belgelerinde Kabe örtüsü skandalı

    Epstein belgelerinde Kabe örtüsü skandalı

    Kutsal örtü parçaları Florida’ya gönderilmiş

    Yayımlanan resmi dosyalardaki e-posta trafiği ve faturalar, Kabe örtüsü parçalarının Epstein’in eline nasıl geçtiğini detaylandırıyor: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bağlantılı iş insanı Aziza al-Ahmadi ve Abdullah al-Maari’nin, bu parçaların Suudi Arabistan’dan Florida’ya sevkiyatını organize ettiği görülüyor. Şubat ve Mart 2017 tarihli yazışmalarda, Kabe’nin içinden, dışından ve bir de hiç kullanılmamış olan toplam üç parça örtünün British Airways aracılığıyla gönderildiği belirtiliyor. Sevkiyat belgelerinde bu kutsal parçaların gümrükten geçirilmesi için “sanat eseri” veya “resim çerçevesi” olarak sınıflandırıldığı ve yaklaşık 10.980 dolar değer biçildiği faturada yer alıyor.

    Halı olarak kullanıldığı iddiası infial yarattı

    Dosyalarda yer alan yazışmalar, bu parçaların manevi değerinin pazarlık konusu yapıldığını da ortaya koydu. Aziza al-Ahmadi’nin Epstein’e gönderdiği bir mesajda, “Bu siyah parçaya en az 10 milyon Müslüman dokundu; dualarını ve gözyaşlarını bunun üzerine bıraktılar” ifadesini kullandığı görüldü. Sosyal medyaya ve bazı basın organlarına yansıyan görseller ile iddialarda ise Epstein’in bu kutsal parçaları evinde dekoratif bir unsur, hatta yer yer halı gibi kullandığına dair bilgiler yer alması İslam dünyasında büyük bir öfkeye neden oldu.

    Kutsal değerlerin istismarı tartışılıyor

    Epstein’in özel adasında bir cami inşa ettirdiğine dair e-postaların da ortaya çıkması, bu kutsal objelerin hangi amaçla toplandığına dair soru işaretlerini artırdı. Uzmanlar, bu durumun dini değerlerin kişisel nüfuz ve sapkın bir ağ içerisinde nasıl meta haline getirildiğinin en acı örneklerinden biri olduğunu vurguluyor. Olayın ortaya çıkmasının ardından birçok Müslüman ülkede, kutsal emanetlerin korunması ve yasa dışı ticaretinin engellenmesi için Suudi Arabistan makamlarına soruşturma çağrıları yapıldı.>>>Haber MERKEZİ- FOTO:AA

  • İsrail, Gazze’ye hava ve topçu saldırıları düzenledi

    İsrail, Gazze’ye hava ve topçu saldırıları düzenledi

    Görgü tanıklarından bilgiye göre, İsrail topçusu Gazze kentinin doğu kesimlerini aralıklarla hedef alırken, savaş uçakları Refah kenti ile Han Yunus’un doğusuna hava saldırıları düzenledi. İsrail’e ait helikopterler ve kara araçları Han Yunus’un doğusundaki bölgelere rastgele ateş açtı. İsrail’in hava ve topçu saldırılarında can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına dair henüz bilgi paylaşılmadı. Söz konusu saldırılar, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in günlük ihlalleri kapsamında yaşandı. Bu ihlaller sonucu şimdiye kadar 576 Filistinli hayatını kaybetti, 1543 kişi yaralandı. İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı ve iki yıl süren saldırılarda da çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 72 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi, 171 bini aşkın kişi yaralandı.

    4 FİLİSTİNLİ YAŞAMINI YİTİRDİ, 1 KİŞİ AĞIR ŞEKİLDE YARALANDI

    Filistin resmi ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinin doğusunu hedef aldı. Askeri araçlardan açılan ateş sonucu 20 yaşındaki Nesim Ebul Acin hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kenti de İsrail bombalarının hedefi oldu. Dalia Halid Asfur isimli Filistinli bir genç kadın, Refah kentinin merkezindeki Dahiliye Caddesi’nde ailesine ait evin hedef alındığı bombardımanda yaşamını yitirdi. İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesine düzenlediği topçu saldırıda ise 1 Filistinli hayatını kaybederken, 1 kişi ağır şekilde yaralandı. AA muhabirinin sağlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, İsrail askerlerinin Gazze kentinin Zeytun Mahallesi’nde ateş ettiği Filistinli bir çocuk hayatını kaybetti. Yerel kaynaklar, Zeytun Mahallesi’ndeki Selahaddin Camisi yakınlarında İsrail askerlerince vurulan çocuğun 16 yaşındaki Muhammed es-Sarhi olduğunu bildirdi.

    MEŞAL: GAZZE’DE SAVAŞ DURDU ANCAK İHLALLER SONA ERMEDİ

    Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 17. El Cezire Forumu’nun ikinci gününde gerçekleştirilen özel oturumda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’deki son gelişmelere değinen Meşal, “Gazze’de soykırım savaşı durdu ancak acılar ve ihlaller sona ermedi. Batı Şeria’da da İsrail’in baskıları ve ihlalleri sürüyor. İsrail ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor.” dedi. Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze’nin yeniden imarı ve mevcut sorunlara çözüm bulunması amacıyla geniş çaplı bir siyasi hareketlilik içinde olduğunu belirten Meşal, Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı. Filistin devletinin tanınmasının olumlu bir adım olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını ve İsrail’in durdurulması için uluslararası kamuoyunun özenle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Meşal, 7 Ekim 2023’te başlayan ve “Aksa Tufanı” olarak adlandırdıkları sürecin Filistin meselesini yeniden bölgesel ve uluslararası gündemin üst sıralarına taşıdığını savunarak, “Filistin davasını aşmak artık mümkün değil, çözümü bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksa Tufanı dünyanın gözünü tekrardan Filistin davasına çevirmiştir.” diye konuştu. Gazze’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Meşal, dış vesayet ya da yabancı yönetim anlayışını kabul etmeyeceklerini belirterek, “Gazze halkınındır, Filistin Filistinlilerindir ve kendi kaderimizi kendimiz tayin etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Hamas hareketinin silahsızlandırılması tartışmalarına da değinen Meşal, işgal altında silahsızlanmanın Filistin halkını savunmasız bırakacağını vurguladı. Meşal silahsızlandırma çağrıları ile ilgili, “Tuhaf bir paradoks şu ki, işgal altındaki Filistin halkı silahsızlandırılırken, Gazze’deki çetelerden Ebu Şebab ve benzerleri milislerin silahları meşrulaştırılıyor.” diye konuştu. Öte yandan, Meşal, Gazze’nin yeniden imarı ve insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılması için çatışmaların yeniden başlamasını engelleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini kaydetti. İsrail’e yönelik eleştirilerini sürdüren Meşal, uluslararası kamuoyunda İsrail’e yönelik tepkilerin arttığını ve özellikle üniversiteler ile sosyal medya platformlarında bu yönde bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Türkiye, Katar ve Mısır’ın arabulucu rollerinden dolayı takdir ettiklerini dile getiren Meşal, ayrıca Filistin meselesindeki rolünden dolayı, Doha yönetiminin bölgedeki arabuluculuk çabalarını önemli ve onurlu olarak nitelendirdi. Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına vurgu yapan Meşal, Gazze’nin Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, “Bizler adil bir davanın sahibiyiz ve Filistin halkının kendi kaderini tayin için direnmeye devam edeceğiz.” dedi. İsrail’in tüm bir bölge için bir tehdit oluşturduğunun altını çizen Meşal, İsrail’in tehlikeli adımlarına karşı islam dünyasının bir ve bütün şekilde hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Meşal, Arap ve İslam dünyasının İsrail ile karşı karşıya kaldığı sorunun sadece Filistin’i işgal etmesi olmadığını ve İsrail’in bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu belirtti. “İsrail bizim tek düşmanımız ve Allah’ın izniyle onu yeneceğiz.” diyen Meşal, İsrail’in uluslararası meşruiyetini kaybeden, dışlanmış bir varlık olduğunu kanıtlamalıyız.” diye konuştu. İsrail’in Batı Şeria’daki işgal adımlarının Ürdün için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Meşal, “İsrail, Suriye ile düşmanlığı başlattı ve Suriye’nin işlerine karışmak istiyor.” dedi.

    FİLİSTİN KIZILAYI: İSRAİL’İN KISITLAMALARI ALTINDA REFAH SINIR KAPISI’NDAN 44 FİLİSTİNLİ GAZZE’DEN AYRILDI

    Gazze’deki Filistin Kızılayı Sözcüsü Raid en-Nems, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “17 hasta ve 27 refakatçiden oluşan 44 Filistinli Gazze Şeridi’nden ayrıldı.” dedi. Kızılay ekiplerinin Gazze Şeridi’ndeki hastaların tahliyesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Nems, bu faaliyetlerin hastalara Gazze dışında tedavi imkanı sağlanmasını amaçlayan insani yardım çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti. Gazze’nin dünyaya açılan kapısı durumunda olan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı, 21 ay aradan sonra 2 Şubat Pazartesi günü iki yönlü olarak “sınırlı” şekilde geçişlere açılmıştı. >>>AA

  • Epstein dosyasından çıkan isim herkesi şaşkına çevirdi

    Epstein dosyasından çıkan isim herkesi şaşkına çevirdi

    Bir kadınla çekilen fotoğrafı dosyaya girdi

    Kamuoyuna açılan resmi belgeler arasında yer alan fotoğrafta, Jack Ma bir sosyal etkinlik sırasında yanındaki bir kadınla birlikte görülüyor. Fotoğrafa dair detaylar şöyle: Görselin sağ alt köşesinde ABD Adalet Bakanlığına ait resmi seri numarası bulunuyor. Jack Ma’nın yanındaki kadının yüzü, mağdur gizliliği ve kişisel verilerin korunması gerekçesiyle resmi makamlarca karartılmış durumda. Bu materyaller, Epstein’ın yıllar içinde iş, siyaset ve sanat dünyasından isimlerle kurduğu geniş ilişki ağını belgeliyor.

    Resmi bir suçlama bulunmuyor

    Dosyalarda Jack Ma’nın adının geçmesi büyük yankı uyandırsa da, hukuki çerçevede bazı önemli noktalar vurgulanıyor: Yayımlanan belgelerde ünlü iş insanına yönelik herhangi bir resmi suçlama, dava veya soruşturma bilgisi yer almıyor. Dış basında, Jack Ma’nın isminin daha önce de bazı uçuş kayıtları ve e-posta trafiklerinde geçtiği iddia ediliyor. Hukuk çevreleri, bu tür belgelerde yer alan isimlerin doğrudan suç ortağı olarak görülmemesi ve görsellerin bağlamından koparılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.

    Dosya kapsamı genişlemeye devam ediyor

    ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı belgelerin incelenmesi sürerken, davanın önümüzdeki dönemde yeni fotoğraflar ve kayıtlarla daha da genişleyebileceği belirtiliyor. Epstein’ın uluslararası ölçekteki bağlantılarını ortaya koyan bu son gelişme, yüksek profilli isimlerin bu ağla olan temaslarının niteliği hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.>>>Haber merkezi 

  • Gurbette öldürüldü: Cinayet zanlısı bir Yunan vatandaş!

    Gurbette öldürüldü: Cinayet zanlısı bir Yunan vatandaş!

    Cenaze törenine yoğun katılım sağlandı

    Serkan Çalar için Gaziantep Bahattin Nakıboğlu Camii’nde bir cenaze töreni düzenlendi. Törene AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, il başkan yardımcıları ve çok sayıda vatandaş katılarak acılı aileyi yalnız bırakmadı. Kılınan cenaze namazının ardından Çalar’ın naaşı dualar eşliğinde toprağa verildi.

    ALMANYA’NIN RHEİNLAND-PFALZ EYALETİNDE BİLET KONTROLÜ SIRASINDA UĞRADIĞI SALDIRI SONUCU HAYATINI KAYBEDEN 36 YAŞINDAKİ TREN GÖREVLİSİ SERKAN ÇALAR, MEMLEKETİ GAZİANTEP’TE GÖZYAŞLARI ARASINDA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI. (İHA/GAZİANTEP-İHA)
    Almanya’nın Rheinland-Pfalz eyaletinde bilet kontrolü sırasında uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden 36 yaşındaki tren görevlisi Serkan Çalar, memleketi Gaziantep’te gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı.

    Milletvekili bozgeyik’ten ırkçılık ve şiddet vurgusu

    Törende bir konuşma yapan Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, şiddetin her türlüsüne ve ırkçılığa karşı olduklarını ifade etti. Merhuma Allah’tan rahmet dileyen Bozgeyik, Serkan Çalar’ın ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı temennilerini iletti. Cenaze töreni boyunca merhumun yakınlarının büyük bir üzüntü yaşadığı görüldü.>>>İHA

  • Saldırıları unutturmak için çocuklara eğitim veriyor

    Saldırıları unutturmak için çocuklara eğitim veriyor

    İsrail’in Gazze’ye yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarının yol açtığı yıkım ve kayıpların gölgesinde yaşayan Filistinli çocuklar, spor sayesinde bir nebze olsun nefes alıyor ve travmalarını hafifletmeye çalışıyor. Antrenmanlar, çocukların fiziksel gelişimini desteklerken, aynı zamanda moral ve umut kaynağı oluyor ve soykırıma varan saldırıların neden olduğu ağır psikolojiyi yenmelerine yardımcı oluyor.

    SPOR, UMUT VE DAYANIŞMANIN SİMGESİ

    Gazzeli karate antrenörü Halil Şagaleh, Filistin Karate Federasyonu’ndan onaylı bir eğitmen olarak, saldırılar öncesinde kendi spor salonunda görev yapıyordu. Ancak İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı saldırılar sonucu salon tamamen yıkıldı, tüm ekipmanlar ve malzemeler yok oldu. Şagaleh, “İsrail saldırları nedeniyle salondan geriye hiçbir şey kalmadı. Şimdi çocuklarla çadırların arasında, kum üzerinde antrenman yapıyoruz. Çocukların yarısı beyaz, yarısı mavi kıyafet giyiyor; elimizdeki imkanlarla idare ediyoruz. Bu çocuklar ölüm, yıkım ve açlıkla büyüyor. Spor, onlara hem fiziksel güç hem de ruhsal destek sağlıyor. Karate sayesinde en azından bir süreliğine savaşın acı ve korkusundan uzak kalabiliyorlar” ifadelerini kullandı. Mevasi’de çadırlar arasında sürdürülen karate dersleri, sadece spor eğitimi vermiyor; aynı zamanda çocukların savaşın getirdiği travmayı bir nebze olsun hafifletmesini sağlıyor. Gazzeli çocuklar ve gençler, kum ve çadırlar arasında devam eden antrenmanlarla saldırıların neden olduğu karanlıktan bir parça da olsa uzaklaşıyor ve geleceğe dair umutlarını korumaya çalışıyor. Antrenör Halil Şagaleh, “Çocukların gördüğü yıkımı, ölümü, açlığı ve çaresizliği bir nebze olsun unutturmak için spor yapıyoruz. Dünya spor camiasına ve tüm insanlığa sesleniyoruz: Bu çocuklara merhamet edin, destek verin. Hepsi bir can taşıyor ve hayalleri var” çağrısında bulundu.

    “ZORLUKLARA RAĞMEN PES ETMEDİK”

    Filistinli 21 yaşındaki genç antrenör Yasmin Şagaleh de saldırıların çocuklar üzerindeki etkilerini yakından gördüğünü belirterek, “Her şey durdu, spor ve kulüp kapandı. Ama çocuklar için yeniden antrenmanlara başladık. Onlara hem fiziksel hem zihinsel güç kazandırmak istiyoruz. Çocuklara bu yeteneği kazandırmak, yurt dışında madalyalar kazandırmak, hayallerini gerçekleştirmek istiyorum. Kulübümüzü yeniden açtık, enkazın altından malzemelerimizi çıkardık ve çalışmaya başladık. Zor şartlara rağmen pes etmedik” diye konuştu. >>>AA