Kategori: Dünya

  • Can kaybı 72 bin 27’ye yükseldi

    Can kaybı 72 bin 27’ye yükseldi

    İsrail, 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye devam ediyor. Görgü tanıkları, İsrail ordusunun Gazze kentinin doğu bölgeleri ile bölgenin kuzeyinde yer alan Cibaliya beldesinin doğusunu hedef aldığını belirtti. İsrail ordusunun Han Yunus kentinin doğusunda bina ve evleri patlayıcılarla havaya uçurduğu ve saldırılar sonucu meydana gelen şiddetli patlamanın Gazze Şeridi’nin birçok bölgesinden duyulduğu aktarıldı. İsrail donanmasına ait savaş gemilerinin Refah ve Han Yunus kentlerinin sahillerine doğru ateş açtığı, aynı zamanda Refah üzerinde İsrail’e ait bir helikopterden de ateş açıldığı paylaşıldı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusunun saldırılarında 574 Filistinli hayatını kaybetti, 1518 kişi yaralandı.

    İSRAİL’İN GAZZE ŞERİDİ’NE SALDIRILARINDA CAN KAYBI 72 BİN 27’YE YÜKSELDİ

    İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne saldırılarını sürdürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı. Açıklamada, son 24 saatte 2 Filistinlinin cenazesi ile 25 yaralının Gazze’deki hastanelere getirildiği belirtildi. Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 576 kişinin öldürüldüğü, 1543 kişinin yaralandığı, enkaz altından 717 kişinin cesedinin çıkarıldığı kaydedildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlere dair toplam istatistiklere, 30 Ocak ile 6 Şubat tarihleri arasında bilgileri tamamlanıp ölümleri Adli Komite tarafından onaylanan 174 Filistinlinin de eklendiği ifade edildi.

    GAZZE’DE BİR FİLİSTİNLİ HAYATINI KAYBETTİ

    Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde 30 yaşındaki Filistinli Ferac İbrahim Salim, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Saldırı, İsrail’in ateşkes anlaşmasını günlük olarak ihlal ettiği saldırılar kapsamında gerçekleşti. İsrail ordusu, gece ve sabah saatlerinde Han Yunus kentinin doğusunda bina ve evleri patlayıcılarla havaya uçurmuş, saldırılar sonucu meydana gelen şiddetli patlamaların sesi Gazze Şeridi’nin birçok bölgesinden duyulmuştu. İsrail donanmasına ait savaş gemileri, Refah ve Han Yunus kentlerinin sahillerine doğru ateş açarken, aynı zamanda Refah üzerinde İsrail’e ait bir helikopterden de ateş açılmıştı. İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Gazze Şeridi’nde sürdürdüğü saldırılarda bir Filistinli yaşamını yitirdi, 2 kişi yaralandı. Sağlık kaynakları ve görgü tanıklarının aktardığına göre, Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde 30 yaşındaki Filistinli Ferac İbrahim Salim, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Ayrıca İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr Belah ile kuzeyindeki Beyt Lahiya kentlerinde açtığı ateş sonucu 2 Filistinli yaralandı.

    Saldırılar, İsrail’in ateşkes anlaşmasını günlük olarak ihlal ettiği saldırılar kapsamında gerçekleşti. İsrail ordusu, gece ve sabah saatlerinde Han Yunus kentinin doğusunda bina ve evleri patlayıcılarla havaya uçurmuş, saldırılar sonucu meydana gelen şiddetli patlamaların sesi Gazze Şeridi’nin birçok bölgesinden duyulmuştu. İsrail donanmasına ait savaş gemileri de Refah ve Han Yunus kentlerinin sahillerine doğru ateş açarken, aynı zamanda Refah üzerinde İsrail’e ait bir helikopterden de ateş açılmıştı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusunun saldırılarında 576 Filistinli hayatını kaybetti, 1543 kişi yaralandı.

    UNICEF: ATEŞKESE RAĞMEN YILBAŞINDAN BU YANA GAZZE’DE 37 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ

    UNICEF tarafından yayımlanan raporda, Gazze’de yürürlükteki ateşkesin son derece kırılgan olduğu, İsrail’in saldırıları nedeniyle çocukların yaşamının hâlâ ciddi tehdit altında bulunduğu vurgulanarak, yılbaşından bu yana Gazze’de 37 çocuğun hayatını kaybettiği bilgisine yer verildi. Raporda, ateşkese rağmen İsrail ordusunun saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de çocukların hava saldırılarıyla karşı karşıya kaldığı, sağlık, su ve eğitim sistemlerinin çökmesi nedeniyle insani koşulların ölümcül boyutlara ulaştığı ifade edildi. Mevcut durumun Gazze’deki çocuklar için “son derece kırılgan ve ölümcül” olmaya devam ettiğini belirtilen raporda, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de artan İsrail saldırılarının çocukların güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğine dikkati çekilerek, burada da ocak ayında 2 çocuğun hayatını kaybettiği, 25 çocuğun ise yaralandığı aktarıldı.

    GAZZE SAĞLIK BAKANLIĞI: SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKME NOKTASINDA, HASTANELER HAYATİ HİZMETLERİ SÜRDÜREMİYOR

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği ve hastanelerin hayati hizmetleri sürdüremediği vurgulanarak, halen kısıtlı şekilde faaliyet gösterebilen hastanelerin yaşam kurtaran sağlık merkezleri olmaktan çıktığı, binlerce hasta ve yaralı için “zorunlu bekleme istasyonlarına” dönüştüğü ifade edildi. Sağlık sistemine yönelik, “sağlık soykırımı” olarak nitelendirilen, saldırıların yıkıcı etkilerinin, hizmetlerin sürdürülmesini günlük bir mucizeye dönüştürdüğü ve toparlanma çabalarının önünde büyük bir engel oluşturduğu kaydedildi. Bakanlık, ilaç ve tıbbi sarf malzemelerindeki sıfır stok seviyelerinin, en basit ağrı kesicilerin dahi erişilemez bir lüks haline gelmesine yol açtığını bildirdi. Açıklamaya göre, temel ilaç listesinin yüzde 46’sında, tıbbi sarf malzemelerinin yüzde 66’sında, laboratuvar malzemeleri ve kan bankası ihtiyaçlarının ise yüzde 84’ünde stoklar tamamen tükenmiş durumda. Açıklamada, kanser tedavileri, kan hastalıkları, cerrahi hizmetler, ameliyatlar, yoğun bakım, acil ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin krizin en ağır şekilde etkilediği alanların başında geldiği ifade edildi. Gazze’ye ulaştırılabilen ilaçların ise son derece sınırlı miktarlarda olduğu ve mevcut ihtiyacı karşılamaktan uzak kaldığı belirtildi. Sağlık Bakanlığı, Gazze’deki hastanelerde sağlık sisteminin kurtarılmasının geçici ve acil çözümlerle mümkün olmadığını, bu tür yaklaşımların krizin tehlikeli sonuçlarını daha da derinleştirdiğini vurguladı. Açıklamanın sonunda, ilaç stoklarının acilen güçlendirilmesi için tüm ilgili taraflara derhal ve etkili şekilde müdahale çağrısı yinelendi.

    GAZZE’DE FELÇ OLAN SAĞLIK SİSTEMİ

    Gazze’de sağlık sistemi; yakıt, ilaç ve tıbbi malzeme yetersizliği ile insani yardım girişlerine getirilen kısıtlamalar nedeniyle neredeyse tamamen felç olmuş durumda. İsrail ordusu, Ekim 2023’te başlayan ve iki yıl süren saldırıları sırasında hastaneleri, sağlık tesislerini ve ilaç depolarını da hedef almış; sağlık çalışanlarını alıkoymuş ve tıbbi malzemelerin bölgeye girişini engellemişti. Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmediği, tıbbi yardım kamyonlarının girişinin aylık ihtiyacın yüzde 30’unun altına düştüğü belirtiliyor.

    İSRAİLLİLER, 70 YILLIK OLAN ZEYTİN AĞAÇLARINI KESTİ

    Kasra Belediye Başkanı Hani Avde, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin beldenin doğusundaki Şa‘b el-Harab bölgesinde bazıları 70 yıllık olan zeytin ağaçlarını kestiğini söyledi. Avde, gaspçı İsraillilere ait buldozerlerin çok sayıda zeytin ağacını kökünden söktüğünü ve Filistinlilere ait arazileri tahrip ettiğini belirterek, bölgede amacı henüz bilinmeyen kırmızı işaretler bırakıldığını aktardı. Aynı beldede, gaspçı İsraillilerin, Ras el-Ayn bölgesinde bir Filistinlinin evinin çevresine koyunlarını salarak otlattığını kaydeden Avde, bu durumun ev sakinleri arasında korku ve paniğe yol açtığını ifade etti. Avde ayrıca, İsrail ordusunun daha sonra aynı bölgeye baskın düzenleyerek arama faaliyetleri yürüttüğünü vurgulayarak, Ras el-Ayn bölgesinde kurulan yerleşim çadırının ise Filistinlilere yönelik saldırıların merkezi haline geldiğini dile getirdi. Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi’nin raporuna göre, ocak ayında İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından Batı Şeria genelinde toplam 1872 saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırıların 1404’ü İsrail ordusu, 468’i ise gaspçı İsrailliler tarafından yapıldı.

    İSRAİL, İŞGAL ALTINDAKİ DOĞU KUDÜS’TE FİLİSTİNLİ BİR VATANDAŞA, KENDİ EVİNİ YIKTIRDI

    Filistin resmi ajansı WAFA, İsrail makamlarının, Kudüslü Macid es-Selayime’yi, El-Eşkariyye Mahallesi’nde 8 yıl önce inşa edilen ve 4 kişinin yaşadığı evini, ruhsatsız inşa edildiği bahanesiyle yıkmaya zorladığını ve ayrıca 100 bin şekeli (yaklaşık 32 bin doları) aşan para cezası ödemeye mahkum ettiğini aktardı. İsrail’e ait belediyeden gelen yazının ardından Filistinli, uzun yıllardır yaşadıkları yuvalarını yıkmak zorunda kaldı. İsrail yönetimi, özellikle Kudüs şehrinde, Filistinlileri ruhsatsız olduğu bahanesiyle kendi evlerini yıkmaya zorluyor. Buna karşı çıkanların evleri ise İsrail’e ait buldozerlerle yıkılıyor ve binlerce dolar tutan yıkım masrafları da mülk sahiplerine ödetiliyor. Kudüs’teki İsrail belediyesi, Filistinlilere yapı ruhsatı vermeyi reddederek; evlerini yıkıyor ya da Filistinlileri evlerini kendi imkânlarıyla yıkmaya zorluyor. İsrail bunu, barınma hakkını güvence altına alan uluslararası hukuk ve insani normlara aykırı olup, Kudüs kentinden Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini hedefleyen sistematik işgal politikalarının bir parçası olarak yapıyor. Söz konusu politikalar, kent içinde ve çevresinde Yahudi yerleşim yerlerinin genişletilmesiyle eş zamanlı olarak yürütülüyor.

    İSRAİL, BATI ŞERİA’DA GECE DÜZENLEDİĞİ BASKINLARDA 3 FİLİSTİNLİYİ GÖZALTINA ALDI

    Yerel kaynaklara göre, İsrail ordusu Batı Şeria’nın kuzeyindeki Kalkilya’nın doğusunda bulunan Azzun köyünde birçok eve baskın düzenleyerek aralarında 10 yaşında bir çocuğun da bulunduğu 21 Filistinliyi sahada sorguladıktan sonra ise serbest bıraktı. İsrail güçleri, Nablus’un merkezindeki kuzey dağlık bölgesinde bulunan bir binaya düzenledikleri baskın sırasında da bir genci gözaltına aldı. İsrail ordusu, Batı Şeria’nın güneyinde, El Halil’in kuzeyinde bulunan Beyt Emr kasabasında da bir eve baskın düzenleyerek bir genci gözaltına aldı. Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberinde de İsrail güçlerinin Kalkilya’nın doğusundaki Kefr Kaddum köyüne düzenledikleri baskın sırasında Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Müdürü İştivi’nin evinde arama yaptıktan sonra İştivi’yi gözaltına aldığı belirtildi. Filistinli Esirler Cemiyeti’nin 5 Şubat’ta yaptığı açıklamaya göre, Şubat ayı başı itibarıyla İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların sayısı 9 bin 300’ü aşmış olup, bunların arasında 56 kadın ve 350 çocuk bulunuyor.

    İSRAİL, BATI ŞERİA’DA BİR HAFTADA 526 HAYVANI ÇALDI, 824 AĞACI SÖKTÜ

    Filistin Tarım Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in 29 Ocak-5 Şubat tarihlerinde tarım ve hayvancılık sektöründe gerçekleştirdiği ihlallere ilişkin rapora yer verildi. Bunlar arasında zeytin başta olmak ağaçlarının sökülmesi, kesilmesi ve zarar verilmesi, tarım arazilerindeki tesislerin ve su kaynaklarının tahrip edilmesi, çiftçilerin topraklarına ve meralarına erişiminin engellenmesi, hayvanlarının çalınması ve Filistinlilere saldırılması gibi ihlallerin yer aldığı kaydedildi. Açıklamada, “Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail ordusunun saldırıları sonucu söz konusu dönemde 824 ağaç söküldü, 526 baş hayvan çalındı. Bu saldırılar, yaklaşık 706 bin dolar tutarında zarara yol açtı.” ifadesi kullanıldı. Batı Şeria genelindeki en fazla zararın El Halil’de kaydedildiği, özellikle kentin güneyindeki Mesafir Yatta bölgesinde oluşan tahmini zararın yaklaşık 618 bin 142 dolar olduğu aktarıldı. Bakanlık, uluslararası toplum, insan hakları ve insani yardım kuruluşlarına “Filistinli çiftçilere acil koruma sağlanması, bu ihlallerin cezasız bırakılmasına son verilmesi ve İsrail makamlarından hesap verilmesi” çağrısında bulundu. Filistin resmi kurumlarının verilerine göre, işgal altındaki Batı Şeria’da 2025 yılı boyunca Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Filistinlilere ve mülklerine yönelik 4 bin 723 saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda 14 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda da artış yaşanıyor. Filistinliler, bu saldırıların İsrail’in Batı Şeria’yı resmen ilhak etmesinin önünü açtığı ve bunun da Birleşmiş Milletler kararlarında yer alan iki devletli çözüm ihtimalini tamamen ortadan kaldıracağı uyarısında bulunuyor.

    İSRAİL ORDUSU, BATI ŞERİA’DA BİR ASKERİ ÜSTE ESİR ALDIĞI FİLİSTİNLİYİ VURDU

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, olayın Ürdün Vadisi’ndeki bir askeri üste meydana geldiği bildirildi. Açıklamada, askeri üste bir Filistinli esirin kelepçelerinden kurtularak bir İsrail askerine saldırdığı ve yaraladığı öne sürüldü. Olay yerinde bulunan bir başka askerin ateş açarak Filistinli esiri vurduğu belirtilen açıklamada, yaralanan İsrail askerinin hastaneye kaldırıldığı aktarılırken Filistinli esirin durumu hakkında bilgi paylaşılmadı. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, dün Kral Hüseyin Köprüsü (Allenby) Sınır Kapısı’nda gerekçe gösterilmeksizin İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 50’li yaşlardaki Filistinli esirin dizlerinden vurulduğunu ve orta derecede yaralandığını kaydetti. >>>AA

  • Jeffrey Epstein gizemi hala yerini koruyor: İlk defa göreceksiniz!

    Jeffrey Epstein gizemi hala yerini koruyor: İlk defa göreceksiniz!

    ABD Adalet Bakanlığı’nın kamuoyuna açıkladığı yeni Jeffrey Epstein belgeleri arasında 2019 yılında cezaevinde ölü bulunan Epstein’ın daha önce yayımlanmamış ve intiharından hemen sonra çekilmiş fotoğrafları da paylaşıldı.

    Hücredeki Son Görüntüler Dosyada

    Yayımlanan yeni görsellerde, Epstein’in New York’taki Metropolitan Correction Center’da bulunan hücresindeki detaylar dikkat çekiyor. Fotoğraflarda, intihar eyleminde kullanıldığı belirtilen çarşaflar, kişisel eşyalar ve hücrenin genel durumu ilk kez bu kadar net bir şekilde gün yüzüne çıktı. Ayrıca otopsi sürecine ve olay yeri incelemesine dair teknik görseller de dosya kapsamında paylaşıldı.>>>Haber Merkezi 

  • Moskova’da suikast: Rusya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Vladimir Alekseyev vuruldu

    Moskova’da suikast: Rusya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Vladimir Alekseyev vuruldu

    Sırtından vuruldu, hastanede yaşam mücadelesi veriyor

    AFP’nin Rusya Soruşturma Komitesi’ne dayandırdığı bilgilere göre saldırı, Alekseyev’in girdiği bir konut binasında meydana geldi. Sırtına isabet eden birkaç kurşunla ağır yaralanan Rus komutanın derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi. Olay yerinde geniş çaplı inceleme başlatan güvenlik güçleri, saldırganın yakalanması için operasyonlarını sürdürüyor.

    Rusya’nın istihbarat operasyonlarının beyni

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en güvendiği isimlerden biri olan Vladimir Alekseyev, kilit görevlerde bulunmasıyla tanınıyor. Uzun yıllar askeri istihbarat birimlerinde hizmet veren Alekseyev, özellikle Rusya’nın Suriye müdahalesinde kritik bir rol oynamıştı. Beşar Esad yönetimine verilen askeri ve istihbari desteğin koordinatörü olarak bilinen general, bölgedeki operasyonların mimarlarından biriydi.

    Wagner isyanında başroldeydi

    Tuğgeneral Alekseyev, 2023 yılında yaşanan Wagner krizi sırasında da dünya kamuoyunun dikkatini çekmişti. Yevgeny Prigozhin’in başlattığı isyan girişimi sırasında, isyancılarla müzakere etmek ve süreci kansız bir şekilde sonlandırmak amacıyla bizzat görevlendirilmişti. Bu suikast girişimi, Rusya içindeki güç dengeleri ve güvenlik zafiyetleri tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

  • İsrail’in saldırısında 27 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail’in saldırısında 27 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail ordusu, ateşkese rağmen çeşitli bahanelerle Gazze’de saldırılarını sürdürüyor Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in son 24 saatteki saldırılarında 27 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 18 kişinin yaralandığı belirtildi. Açıklamada 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkesten bu yana 574 Filistinlinin öldüğü, 1518’inin yaralandığı, enkaz altından 717 kişinin cansız bedeninin çıkartıldığı ifade edildi. Saldırıların başladığı Ekim 2023’ten beri ise Gazze’deki toplam can kaybının 71 bin 851’e, yaralı sayısının 171 bin 626’ya ulaştığı da kaydedildi.

    KISITLAMALARLA AÇILAN REFAH SINIR KAPISI’NDAN 25 FİLİSTİNLİ DAHA GAZZE’YE DÖNDÜ

    Sağlık kaynaklarından AA’ya verilen bilgiye göre, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 25 Filistinli, Birleşmiş Milletler’e (BM) ait otobüsle Han Yunus’taki Nasır Hastanesine getirildi. Aylar sonra yakınlarına kavuşan Filistinliler duygusal anlar yaşayarak, gözyaşlarına boğuldu. Gazze’ye dönen 25 kişi hastanede sağlık kontrolünden geçirildi. Gazze’ye dönen kızına kavuşan Filistinli anne, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Kızımı görünce bütün her şeyi unuttum.” dedi. Başka bir kadın ise yaşadığı dramı dile getirerek, dünyanın kendisi için çok zor bir yer olduğunu anlattı. Filistinli kadın, “Oğlumu ve kocamı kaybettim. Saldırılarda şehit oldular.” diye konuştu. Gazze’nin dünyaya açılan kapısı konumundaki Mısır sınırında bulunan Refah Sınır Kapısı, 21 ay aradan sonra 2 Şubat Pazartesi günü iki yönlü şekilde “sınırlı” geçişlere açılmıştı. İsrail, Refah Sınır Kapısı’ını sınırlı sayıda Flisitinlinin geçişine açsa da Gazze’deki ateşkes planının önemli bir parçasını oluşturan insani yardımların ve ağır iş makinelerinin bölgeye girişini halen engelliyor. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı ve uluslararası kuruluşlar, Gazze’de 4 binden fazlası çocuk olmak üzere 16 bin 500’den fazla yaralı ve hastanın Gazze dışında tedavi alabilmek için beklediğini bildiriyor. Gazze’de tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle 1000’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

    KUDÜS VALİLİĞİ: İSRAİL, KENTİN KUZEYİNDE FİLİSTİN BÖLGELERİNİ BİRBİRİNDEN AYIRACAK YOL ÇALIŞMASINA BAŞLADI

    Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, konuya ilişkin bilgi verildi. Açıklamada, “İsrail işgal makamları işgal altındaki Doğu Kudüs’ün kuzeyinde ’45’ olarak isimlendirilen yasa dışı yerleşim yolunun yapım çalışmalarına başladı.” ifadesi kullanıldı. Söz konusu yolun, “Kudüs’ün kuzeyinde ve Ramallah’ın doğusunda kalan yasa dışı yerleşim birimlerini işgal altındaki Kudüs kentiyle bağlamayı ve çevresinde sömürgeci kontrolü güçlendirmeyi amaçlayan bir yerleşim planı çerçevesinde yapıldığı” kaydedildi. Halihazırda 5 kilometre uzunluğunda planlanan yolun doğudaki Mıhmas beldesinden başlayarak batıda Kalandiye tüneline kadar uzandığı; gelecek dönemde “433” olarak isimlendirilen caddeye bağlanacağı bilgisi verildi. Valilik açıklamasında yolun “Kudüs çevresinde Filistin topraklarını gasbederek kurulan yerleşim kuşatmasını güçlendirmeyi ve çevresindeki coğrafyayı yeniden şekillendirmeyi amaçlayan çevre yollar ağı kapsamında inşa edildiği” belirtildi. Bu adımla, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, ulaşımının kolaylaştırılması; Kudüs’ün kuzeyi ile Ramallah’ın doğusundaki yerleşim birimlerinin doğrudan kent ile işgal altındaki iç bölgelere bağlanmasının amaçlandığı aktarıldı. Yol yapımının, Kudüs’ü Filistinlilerin bulunduğu bölgelerden izole etme ve Batı Şeria’nın kuzeyi ile orta kesimleri arasındaki coğrafi bağlantıyı kesme planının bir parçasını olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun Tel Aviv yönetiminin “Büyük Kudüs” olarak dillendirdiği ve birkaç yerleşim birimini kapsayan projenin hizmet ettiği kaydedildi. Yolun inşasını gerçekleştirmek için İsrail yönetiminin, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün kuzeyinde yer alan Mıhmas, Ceba, Er-Ram ve Kefr Akab köylerinde Filistinliler ait yaklaşık 280 dönüm araziye el koyduğu bildirildi.

    BATI ŞERİA’DA FİLİSTİN TOPRAKLARI GASBEDİLEREK KURULAN 365 YASA DIŞI YERLEŞİM BULUNUYOR

    Batı Şeria’nın güneyindeki “Kefar Etzion” Yahudi yerleşim birimi, İsrail’in 1967’de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü işgal etmesinin hemen ardından kurulduğu için ilk Yahudi yerleşim birimi olarak kabul ediliyor. Sonrasında Batı Şeria’da yüzlerce yasa dışı yerleşim yeri inşa edildi. İsraillilerin gasbettiği Filistin topraklarını takip eden İsrailli sivil toplum kuruluşu “Peace Now” (Barış Şimdi) hareketinin 2024 yılı verilerine göre, Doğu Kudüs hariç, işgal altındaki Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşarken, Filistin topraklarını gasbeden İsrailli nüfusu ise 500 bini aşmış durumda. İsrail hükümetinin 11 Aralık’ta onay verdiği 19 yerleşim haricinde, gasbedilen Filistin topraklarında 141 yasa dışı yerleşim mevcutken aşırı sağcı Yahudi grupların kurduğu ve İsrail yasalarına göre de kaçak sayılan 224 kaçak yerleşim yeri de bulunuyor. Buna göre, Batı Şeria’da toplam 365 yasa dışı Yahudi yerleşimi bulunmakta. İsrail hükümetinin söz konusu “kaçak yerleşim” yerlerine sık sık aldığı kararlarla tek taraflı onay verdiği biliniyor. İsrail’in işgal ettiği topraklarda kurduğu Yahudi yerleşim birimleri ve buraya nüfusunu nakletmesi uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor.

    İSRAİL, BATI ŞERİA’DAKİ BASKINLARINDA 32 FİLİSTİNLİYİ GÖZALTINA ALDI

    Filistinli Esirler Basın Ofisi’nden yapılan açıklamadai İsrail ordusunun Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerine baskınlar düzenlediği belirtildi. Açıklamada gözaltına alınanlar arasında El Halil kentinin eski Yasama Konseyi üyesi Hatim Kafişe, bir çocuk ve daha önce serbest bırakılmış esirlerin bulunduğu aktarıldı. İsrail askerlerinin çeşitli bölgelerde düzenlediği baskınlarda 32 Filistinliyi gözaltına aldığı, baskın düzenledikleri evlerindeki eşyaları tahrip ettiği ifade edildi. Filistinli Esirler Basın Ofisi’nin açıklamasında, İsrail ordusunun yaptığı baskınlar ve gözaltılarla Filistinlileri toplu bir şekilde cezalandırmayı amaçladığına işaret edildi. İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

    İSRAİL ORDUSU, BATI ŞERİA’DA FİLİSTİNLİLERE AİT EVLERİ YIKTI

    Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail güçleri Beyt Avva beldesine baskın düzenleyerek bazı mahalleleri giriş ve çıkış yönünde kapattı. İsrail güçleri daha sonra Muhammed Avni es-Suveyti adlı Filistinliye ait olduğu belirtilen bir evi “ruhsatsız olduğu” gerekçesiyle yıktı. Yıkılan evin yaklaşık 600 metrekare alana sahip olduğu, iki kattan oluşan binanın ilk katında dükkanların bulunduğunu, ikinci katının ise inşaat halinde olduğu belirtildi. Öte yandan, El Halil kentindeki Birin Köyü Yerel Meclisi Başkanı Ferid Burkan da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin iş makineleriyle köye baskın yaptığını belirtti. İsrail güçlerinin köyde Filistinlilere ait 2 evi yıktığı ve bazı ekin arazilerine iş makineleriyle zarar verdiğini aktaran Burkan, İsrail’in köyde bir su kuyusunu da yıktığı evlerin etrafındaki tarımsal alanları tahrip ettiğini ifade etti. Burkan, Birin köyüne baskında toplam 30 dönümlük araziye zarar verildiği ve bazı duvarların yıkıldığına işaret etti. Bu arada Ramallah kentine bağlı Naleyn Belediye Başkanı Yusuf el-Havaca da İsrail ordusunun, Naleyn beldesindeki bazı yapılarda inşaatları durdurma kararını kendilerine ilettiğini kaydetti. Havaca, “İsrail ordusu, beldenin batı kesimine baskın düzenleyerek ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 7 yapının inşaatını durdurma kararını iletti.” dedi. İsrail ordusu, bugün El Halil kentinin batısında yer alan Beyt Avva beldesinde de Filistinli bir aileye ait evi “ruhsatsız olduğu” iddiasıyla yıkmıştı. İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

    FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBEDEN İSRAİLLİLER, BATI ŞERİA’DA YÜZLERCE AĞACINI KÖKÜNDEN SÖKTÜ

    AA muhabirinin yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, İsrailliler Ramallah’ın kuzeyindeki Turmus Aya kasabası ovasında Avvad ailesinin evinin çevresindeki bölgede 300 zeytin ağacını kökünden söktü. Ramallah ilinin kuzeydoğusunda da İsrailliler El-Mugayyir köyüne baskın düzenleyerek güney bölgesinde hayvanlarını otlatan sakinlere saldırdı. Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus Valiliği’nin güney kesiminde de İsrailliler bir grup Filistinliye biber gazı sıktı. İsrailliler ayrıca, Akraba ve Curiş köyleri arasında bulunan Vadi el-Hac İsa bölgesinde bir evde çalışan 3 gence de saldırarak darbetti. Resmi Filistin verilerine göre, İsrailliler son dönemde Filistinlilere ait geniş tarım arazilerini kapsayan 349 mülke yönelik tahribat ve hırsızlık eylemi yaptı. İsrail ordusunun desteğiyle yapılan bu saldırılarda 750’si El Halil’de, 245’i Ramallah’ta ve 250’si Nablus’ta olmak üzere 1245 zeytin ağacı kökünden söküldü, tahrip edildi ve zehirlendi. >>>AA

  • “Gazze için Mısır’la birlikte çalışmak istiyoruz”

    “Gazze için Mısır’la birlikte çalışmak istiyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Mısır İş Forumu Kapanış Oturumu’nda konuştu. Erdoğan konuşmasında, Kahire ziyareti vesilesiyle iş dünyasının seçkin temsilcileriyle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretinin ilk anlarından itibaren gösterdiği hüsnükabul için Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Mısır makamlarına teşekkür etti. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı’nda iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri de ayrıntılı biçimde ele aldıklarını vurgulayan Erdoğan, her alanda kapsamı genişleyen ilişkilerin ahdi zeminini güçlendirecek anlaşmalara imza attıklarını anımsattı.

    Mısır’ın geleceğine damga vuracak 2030 vizyonunu ilgiyle takip ettiğini Sisi’ye söylediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası gündemi en çok meşgul eden gelişmelerin merkezinde yer alan iki büyük ülkeyiz. Aramızdaki işbirliğinin sadece ülkelerimiz için değil, bölgemizin istikrarına yaptığı katkıya hep birlikte şahit oluyoruz. Bunu özellikle yatırım ve ticaret alanında en verimli şekilde kullanmak istiyoruz. Küresel ekonomide bir yanda korumacılık ve içe kapanma artarken, diğer yanda refahın sürdürülebilmesi için işbirliğinin önem kazandığı görülüyor. Giderek zorlaşan bu ortamda, sizlerin de destekleriyle ekonomilerimizin birlikte güçlenerek büyüyebileceğine yürekten inanıyorum.”

    “15 MİLYAR DOLAR TİCARET HACMİNİN HALEN GERİSİNDEYİZ”

    Erdoğan, ellerinin altında değerlendirilmeyi bekleyen büyük bir potansiyelinin olduğunu dile getirdi. Mısır’ın, Türkiye’nin Afrika’daki en büyük ticaret ortağı olduğunu, Mısır’la ticaret hacminin 8 milyar doları aştığını gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Mısır’ın en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında yüzde 7,4 pay ile üçüncü, en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında ise yüzde 3,4 pay ile yedinci sıradayız. Bunlar elbette bizleri umutlandıran, bizleri cesaretlendiren rakamlar ancak hedefimiz olan 15 milyar dolar ticaret hacminin halen gerisindeyiz. Alınan tüm tedbirlere rağmen yaşanan bu durumda, dünyada bozulan iş ortamının etkili olduğunu siz iş insanlarımız çok iyi biliyor. Biz de liderler olarak bunun farkındayız. Kıymetli kardeşimle görüşmemizde iş dünyamızı destekleyecek tedbirleri etraflıca istişare ettik. Kendisiyle 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimiz doğrultusunda yakın mesaimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Ticaret Bakanlarımız ise bugün yatırımların karşılıklı güçlendirilmesi, teknik konularda işbirliğinin derinleştirilmesi ve sizlerin karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik adımları kapsamlı şekilde ele aldılar. Yatırımcılarımızın ikamet, çalışma izni ve ruhsatlar gibi konularda karşılaşabildikleri pürüzlerin giderilmesi konusunda Mısırlı dostlarımızdan inşallah güzel haberler almayı bekliyoruz.”

    “MISIRLI KARDEŞLERİMİZİ ÜLKEMİZDE MİSAFİR ETMEKTEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, işbirliğini ilerletmek amacıyla attıkları her adımın çok geniş bir alanda çarpan etkisi oluşturduğunu belirtti. Mısır’ın kapıda vize uygulamasına geçmesinin Türkiye’den iş heyeti ziyaretleri ile turist sayısında artışa önemli katkı yaptığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “İnanıyorum ki bunun devamı katlanarak gelecektir. Türkiye olarak biz, Mısırlı kardeşlerimizi ülkemizde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türk turistlerin de köklü tarihiyle, zengin kültürüyle, doğal güzellikleriyle Mısır’a yoğun ilgi gösterdiğini biliyorum. Tüm bu konularda alınacak ilave önlemleri değerlendirmek üzere ticaret bakanlarımız Yüksek Düzeyli Ticari İstişare Mekanizması Toplantısı’nın müteakip toplantısını Ankara’da gerçekleştireceklerdir. Serbest Ticaret Anlaşmamızın tarım ürünlerini de kapsayacak şekilde güncellenmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu sene Ankara’da yapmayı arzu ettiğimiz 6. Ortak Komite Toplantısı da bu istikamette önemli mesafe katedilmesini hedefliyoruz.”

    MÜTEAHHİTLER MISIR’DA BUGÜNE KADAR 1 MİLYAR DOLARI AŞAN 27 PROJEYİ ÜSTLENDİ

    Türkiye’nin 4 milyar dolara yaklaşan Mısır’daki yatırımlarının bugün 100 bin Mısırlının istihdamına destek sağladığını görmekten memnun olduklarını ifade eden Erdoğan, firmaların tekstil, kimya, cam, hijyen, imalat sanayi, turizm başta olmak üzere pek çok sektörde başarılı çalışmalarıyla öne çıktığına dikkati çekti. Erdoğan, Türk şirketlerinin bulundukları sektörlerde yüksek ihracat kapasitesine sahip öncü firmalar konumunda yer aldığını, müteahhitlerin ise Mısır’da bugüne kadar 1 milyar doları aşan 27 projeyi üstlendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 vizyonu kapsamında kurulması planlanan 14 yeni akıllı şehrin inşasında firmaların pay almalarını temenni ettiklerini söyledi. Bu noktada Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Türk müteşebbislere atfettiği değeri bildiğini ve takdirle karşıladığını dile getiren Erdoğan, Sisi’ye Türk iş dünyasına güvendiği ve Türk firmalarını desteklediği için teşekkür etti.

    “GAZZE’NİN YENİDEN İMARINDA DA MISIR’LA BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTİYORUZ”

    Türkiye ve Mısır’ın, iki kardeş ülke olmanın yanı sıra bölgesinde sınırlarının ötesinde sorumluluklara sahip iki güçlü devlet olduğunun altını çizen Erdoğan, “İsrail’in Gazze’ye hedef saldırıları boyunca Mısır, devleti ve halkıyla ciddi sınamalardan başarıyla geçmiştir. Gazzeli kardeşlerimize gönderdiğimiz insani yardımların ulaştırılmasında Mısır makamlarının sergilediği işbirliğini her zaman şükranla yad ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki hassasiyetinin yakın şahidiyim. Gazze’nin yeniden imarında da Mısır’la birlikte çalışmak istiyoruz.” diye konuştu. Erdoğan, Türk müteahhitlik sektörünün sahip olduğu teknoloji ve standartların Mısır’ın insan gücü ve tecrübesiyle birleştiğinde Afrika ve Asya’da büyük ölçekte projelerin üstesinden gelebileceğine gönülden inandığını dile getirdi. Gelecek süreçte enerji, madencilik ve ham madde alanlarında daha yapacak çok işlerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, ilk seferini 2012’de yapan Ro-Ro gemilerinin her iki tarafın müşterek menfaatine olacak şekilde yeniden başlatılmasını önemli bulduğunu kaydetti.

    “15 MİLYAR DOLAR TİCARET HEDEFİNE GİDEN YOLDA HER TÜRLÜ ÖNERİYE AÇIĞIZ”

    Erdoğan, havalimanı inşa ve işletmesinden evvelce var olan işbirliğini gelecek dönemde de devam ettirebileceklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehir hastaneleri, şahsımın hayalini kurduğu ve hayata geçirdiği vizyon projelerinden biridir. Şimdiye kadar toplam 39 bin 217 yatak kapasitesine sahip 27 şehir hastanemizi hizmete açtık. Devasa bir sağlık külliyesi olan bu eserlerimiz kendi alanında bir markaya dönüştü. Türk sağlık sisteminin sembollerinden biri haline geldi. Yap, işlet, devret modeliyle inşa edilen şehir hastanelerimiz özellikle bu kapsamda tecrübe paylaşımına başlandığını memnuniyetle öğrendim. Süveyş Kanalı dolayısıyla dünya deniz taşımacılığında önemli bir yere sahip olan Mısır’la gemi inşası alanında da beraber çalışabiliriz. Biz, ‘kazan kazan’ temelinde buna her zaman hazırız. Gördüğünüz üzere iki ülke arasında gerçekten muazzam işbirliği imkanları mevcut. Bu imkanları değerlendirecek olan bizim de desteklerimizle sizlersiniz. Siz çalıştığınız, siz ürettiğiniz, siz istihdam sağladığınız müddetçe biz de sizin önünüzü açmaya devam edeceğiz. 15 milyar dolar ticaret hedefine giden yolda her türlü öneriye açığız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.”

    Türkiye ve Mısır arasındaki ticari ve ekonomik bağların daha da kuvvetlenmesi için gösterilen gayret ve çalışmalar için herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 gün sonra vasıl olunacak Ramazan-ı Şerif’i tebrik etti, ramazanın tüm İslam alemine hayırlar getirmesini niyaz etti.

    SİSİ: MISIR İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ TİCARİ İŞBİRLİĞİ, BAĞLARIN VE ORTAK ÇIKARLARIN GÜCÜNÜ YANSITIYOR

    Sisi, salonda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ülkesinde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Sisi, “Son yıllarda ekonomik ve ticari işbirliğinde artan bir ivme yakalamayı başaran her iki ülkenin iş dünyasına derin takdirlerimi sunuyorum. Bu, Mısır ile Türkiye arasındaki bağların ve ortak çıkarların gücünü yansıtmaktadır.” dedi. Mısır-Türkiye İş Forumu’nun iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın önemini vurguladığını dile getiren Sisi, şunları kaydetti: “Mısır ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler sağlam ve pratik temeller üzerine kurulmuştur. İki ülke arasındaki güçlü ekonomik entegrasyon, coğrafi ve kültürel yakınlık, siyasi ve ticari irade, benzeri görülmemiş düzeyde ticaret ve yatırım işbirliğine ulaşılmasına katkıda bulunmuştur.” Ülkesinin Türkiye’nin Afrika’daki en önemli ticaret ortağı olduğunu kaydeden Sisi, “Türkiye de Mısır ihracatının en önemli destinasyonlarından biridir. Türkiye’nin Mısır’daki yatırımları 4 milyar doları aştı. Bu başarı, hükümetlerin ve iş dünyasının ortak çabaları sayesinde mümkün oldu. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100’üncü yılını kutlarken, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bugün yaptığımız görüşmelerde işbirliği potansiyelinin henüz tam olarak gerçekleştirilmediği konusunda mutabık kaldık.” ifadelerini kullandı.

    Sisi, küresel gelişmelerin tedarik zincirlerinin millileştirilmesini ve pazarlarla daha yakınlaştırılmasını gerektirdiğini belirterek, Türk sanayi uzmanlığının Mısır’ın avantajlarıyla bütünleşmesinin önemine vurgu yaptı.

    Mısır Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ortak işbirliği alanlarına işaret ederek, otomotiv ve yedek parça, kimya, metal ve ev aletleri gibi öncelikli sektörlerde teknolojik öneme sahip alanlarda ortak sanayi yatırımlarını teşvik etmenin gerekliliğine dikkati çekti.

    Sisi ayrıca, Türkiye ile Mısır arasındaki deniz taşımacılığı hatları ve liman hizmetleri konusundaki ortaklığa işaret ederek, küresel pazar eğilimlerine uygun şekilde yenilenebilir enerji ve doğayı kirletmeyen üretim alanlarında işbirliğini pekiştirmenin öneminin altını çizdi.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, MISIR’DAN AYRILDI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır’ın başkenti Kahire’deki resmi temaslarını tamamlamasının ardından özel uçak “TUR” ile Türkiye’ye hareket etti. Erdoğan’ı Kahire Uluslararası Havalimanı’nda, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve eşi Entissar Amer ile Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen uğurladı. İstanbul’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde yetkililer karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile bazı yetkililer de İstanbul’a geldi. >>>AA

  • Tamince Epstein dosyalarındaki Antalya detayına açıklık getirdi

    Tamince Epstein dosyalarındaki Antalya detayına açıklık getirdi

    İş insanı Epstein ile doğrudan bağı olmadığını savundu

    Fettah Tamince, Jeffrey Epstein ile hiçbir zaman bir araya gelmediğini ve doğrudan bir iletişimi olmadığını vurguladı. Dosyalarda yer alan teşekkür e-postalarındaki “selam” ifadesinin ise yardımcılarının rutin yazışma dilinden kaynaklanmış olabileceğini dile getirdi. Yaşananlar karşısında üzgün olduğunu belirten Tamince, sosyal medyadaki tepkilerin haksız olduğunu ifade etti.

  • “Üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız”

    “Üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz.” dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. İslam aleminin Leyle-i Berat’ını tebrik eden Erdoğan, huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişilmesi temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızın manevi duygularının ziyadeleştiği, gönüllerimizin iyiliklere ve güzelliklere yöneldiği bu mübarek gün ve gecelerin bizi birbirimize daha sıkı bağlamasını, kardeşliğimizi daha da pekiştirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Bugün 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci yarı yılının “Bayrak Sevgisi” temalı dersle başladığını belirten Erdoğan, yeni dönemin hem öğrenciler hem eğitim camiası hem de aileler için hayırlara vesile olmasını diledi.

    Göreve geldiklerinde, Türkiye’yi her alanda kalkındıracaklarını, yurdu daha emniyetli, huzurlu, müreffeh ve bayındır hale getireceklerini, Türkiye’nin itibarını uluslararası alanda artıracaklarını ifade ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz. 23 yıldır aşkla koşuyor, ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip, yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken, tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye’yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz.”

    Turqia mirëpret çdo hap që ndihmon paqen dhe stabilitetin në Siri dhe që mbron unitetin e saj territorial dhe politik, tha presidenti Recep Tayyip Erdogan, pas mbledhjes së Kabinetit në kryeqytetin Ankara. ( Mehmet Ali Özcan – Anadolu Agency )

    “ESER SİYASETİMİZİ HIZ KESMEDEN SÜRDÜRDÜK”

    Erdoğan, son Kabine toplantısından bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmaları büyük bir coşkuyla devam ettirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: “Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük. Bugünkü toplantımızda alınan kararlara geçmeden evvel bu çalışmaları sizlerle ve milletimizle kısaca paylaşmak istiyorum. 20 Ocak’ta Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini sahiplerine tevdi ettik. Ortaya koydukları seçkin eserlerle kültür ve sanat mirasımızı yarınlara taşıyan ödül sahibi 10 usta ismi ve üç kuruluşumuzu bir kez daha şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. 22 Ocak’ta Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurulu’na iştirak ederek iş dünyamızla bir araya geldik. Bünyesindeki 6 federasyon, 60 dernek ve 500 farklı sektördeki 10 bine yakın üyesiyle TÜGİK ekonomimize çok önemli katkılar yapıyor. Bu katkılar için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.”

    “AYDIN’A HİZMETTE ENGEL TANIMAYACAĞIMIZIN MÜJDESİNİ VERİYORUM”

    Erdoğan, 24 Ocak’ta toplu açılışlar, yeni konutların anahtar teslim ve kura çekimi törenleri için Aydın’ı ziyaret ettiklerini anımsatarak, şunları kaydetti: “Aydınlı kardeşlerimizle kucaklaştık. 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydınımızın merkez ve ilçelerinde inşa edeceğimiz toplam 6 bin 973 konutun kuralarını çektik. Efeler şehrinin farklı mahallelerinde yapımı tamamlanan 1467 konut ve iş yerini Aydınlı vatandaşlarımıza teslim ettik. Ege’nin incisine çok ama çok yakışan Aydın Şehir Hastanemizin de kurdelesini kesmek suretiyle Aydınlı vatandaşlarımızın hizmetine verdik. Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak da faaliyet gösterecek 1300 yataklı hastanemizin içerisinde tam 365 poliklinik ve 34 ameliyathane var. Eğitim kurumlarından spor tesislerine, 176 kilometrelik sinyalizasyon projesinden hükümet konaklarına, yeni köprülerden yangın, havuz ve göletlerine, onlarca yatırımı Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunduk. Ziyaretimizde Aydın Büyükşehir Belediyemizin projelerini de hizmete aldık. Açılışlarını yaptığımız yatırımların Aydın halkı için hayırlı uğurlu olmasını diliyor, tüm bakanlıklarımızı, tüm kurumlarımızı, özellikle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyor, inşallah bundan sonra da Aydın’a hizmette engel tanımayacağımızın müjdesini buradan vermek istiyorum.”

    “AFRİKA KITASIYLA İLİŞKİLERİMİZ HER ALANDA GÜÇLENİYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ocak’ta ise dünyanın dört bir yanında üstlendikleri projelerle başarıdan başarıya koşan yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörünün temsilcilerine ödüllerini tevcih ettiklerini hatırlatarak, “Dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesinde 45 Türk firması ile ikinci sırada bulunuyoruz. Küresel ekonomideki olumsuzluklara karşın uluslararası projelerden 20,8 milyar dolar gelir elde eden bu firmalarımızın 8’i ilk 100, 2’si ise ilk 50 arasında yer alıyor. Yüzde 90’ı iktidarlarımız döneminde olmak üzere bugüne kadar 138 farklı ülkede yürütülen 12 bin 816 projeyle 557 milyar doları aşkın iş alan firmalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” dedi.

    Aynı gün Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, şunları ifade etti: “21. yüzyılın yükselen yıldızı olan Afrika kıtasıyla ilişkilerimiz hamdolsun her alanda güçleniyor. Kıtadaki büyükelçilik sayımızı 44’e çıkardık. Hedefimiz ise 50. Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler Afrika’da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci eğitim alıyor. Türkiye mezunları, Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor. Karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve kazan kazan temelinde kıtanın tamamıyla olduğu gibi Nijerya’yla da ilişkilerimizi inşallah geliştireceğiz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye aldıklarını belirterek, “6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette, finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak.” dedi.

    Türkiye’nin dış politikasında Türk dünyasının müstesna bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, yaklaşık 300 milyon nüfusa, 4,5 milyon kilometrekarelik bir alana ve 2 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan Türk dünyasının, çok ciddi bir gücü ve potansiyeli temsil ettiğini dile getirdi. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında hayata geçirilen projelerle bu devasa potansiyeli en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13’üncü zirvesine bu yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağına dikkati çekti. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 29 Ocak’taki ziyaretinin bu bakımdan ayrıca anlamlı olduğuna işaret eden Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin Dördüncü Toplantısı’nı Mirziyoyev ile gerçekleştirdiklerini ve 10 yeni anlaşma imzaladıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’la ikili ticaret hacmini son 10 yılda 3 kat artırdıklarını, 5 milyar dolarlık yeni hedefe de yakında ulaşacaklarını kaydetti. Özbekistan’ın, asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinin yaşandığı günlerde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden biri olduğunu anımsatan Erdoğan, TOKİ’nin Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa ettiği 3 bin 93 konuttan oluşan projede Özbekistan’ın 308 konutun yapımını üstlendiğini belirtti. Erdoğan, Mirziyoyev ile birlikte bu konutların anahtar teslim törenini ve aynı zamanda Özbekistan’ın yurt dışında inşa edeceği ilk eğitim kurumu olan okulun “taş koyuş merasi”mini icra ettiklerini söyledi.

    “BÖLÜNMÜŞ YOL VE OTOYOL YATIRIMLARIMIZ HER YIL 303 MİLYAR LİRALIK EKONOMİK FAYDA SAĞLIYOR”

    Yapımı tamamlanan bölünmüş yolların 30 bininci kilometresini hizmete almanın gururunu 30 Ocak’ta yaşadıklarını kaydeden Erdoğan, göreve geldiklerinde bölünmüş yol ağının sadece 6 bin 101 kilometre olduğunu, yalnızca 6 ilin bölünmüş yollarla birbirine bağlı olduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye, bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77’ye çıkardık. Bunları, daha başka bahane bulamadıkları için ‘Yol mu yiyeceğiz?’ diyen, ‘Bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz; yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur. Yol demek ulaşım demektir. Sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir. Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre, bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede katbekat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor.” Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerinin büyük olduğunu ifade eden Erdoğan, halihazırda 3 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağını ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracaklarını vurguladı. Erdoğan, “Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz, milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz.” diye konuştu.

    “2026 YILI İÇİN HEDEFİMİZ 68 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ ELDE ETMEK”

    Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı 2025 yılının, enflasyondan ihracata temel ekonomik göstergelerde ümitvar bir şekilde kapatıldığını hatırlatan Erdoğan, geçen günlerde açıklanan verilerin turizmde de yüzlerin gülmesine vesile olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizminin 2025 yılını rekorla tamamladığının altını çizdi. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre, 2025 yılında turizm gelirinin yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefin de üzerine çıktıklarını kaydetti. Erdoğan, “Bizim için önemli bir diğer veri, kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız.” ifadesini kullandı.

    “HÜKÜMET OLARAK ÜRETENİN, İHRAÇ EDENİN, İSTİHDAM SAĞLAYANIN YANINDAYIZ”

    Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da müspet haberler aldıklarını dile getiren Erdoğan, Merkez Bankasının rezervlerinin artmaya devam ettiğini söyledi. İktidarı devraldıklarında 27 milyar dolar olan rezervlerin, geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştığını belirten Erdoğan, bunların milletçe herkesi sevindiren, umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan, güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın, özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim. Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız.” değerlendirmesinde bulundu.

    İMALAT SANAYİSİ İŞLETMELERİ İÇİN UYGUN KOŞULLU FİNANSMAN PAKETİ

    İmalat sanayisini güçlü şekilde desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, geçen haftalarda emek yoğun sektörlere yönelik 2026 yılında uygulayacakları İstihdam Koruma Programı’nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini verdiklerini anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketiyle de destekliyoruz. KOBİ’lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimiz de hayırlı uğurlu olsun.” Erdoğan, “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür.” dedi. Suriye’nin 911 kilometre ile Türkiye’nin kara sınırlarının en uzun olduğu komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Suriye’nin, bunun da ötesinde çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlarla kardeş bir ülke olduğunu söyledi. “Dicle ve Fırat ne kadar kardeşse, biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz.” ifadelerini kullanan Erdoğan, yıllardır Türkiye’nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevrelerinin bir türlü anlayamadığını dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: ” ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye’den’ dediler. Suriye ile Türkiye’nin güvenliğinin iç içe geçtiğini görmek, bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca, Suriye’deki gelişmeleri doğru okuyamayanlar, bugün de aynı çizgide politika yapmaya, söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son üç haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere Suriye’deki hadiselere, ideolojik taasubla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye’nin meşru yöneticilerini hedef olarak, insanları ayrıştırarak, bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye, Suriye yönetimi ile yakın işbirliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken, gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken, ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz, bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz.”

    “SORUNUN, TEK ORDU, DEVLET VE SURİYE TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİ ÖNEMLİ”

    Türkiye’nin yanı başında sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin, Suriye halkının tüm kesimlerinin barış, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, bütün mücadelenin, önce Suriye’de, ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yönelik olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan, anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye, çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan, bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkta duracaktır.”

    “DAYANIŞMA RUHUNUN ZEDELENMESİNE FIRSAT VERMEMELİYİZ”

    “Şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başımız dara düştüğünde, yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Evet Suriye’de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Nusayri’nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabb’im kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin.”

    “TÜM MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkacağını belirterek, her iki kardeş ülkede yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanında, bölgedeki sıcak gelişmeleri de ele alacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz, İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz, inşallah bunları değerlendireceğiz.” dedi. Asrın felaketinin 3. yıl dönümünde Osmaniye’de olacağını ve Osmaniyelilerle hasret gidereceğini dile getiren Erdoğan, “Rabb’im ömür verdikçe, 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun, başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    İLETİŞİM BAŞKANI DURAN’DAN KABİNE TOPLANTISI’NA İLİŞKİN PAYLAŞIM

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadelerini kullandı. Duran, Nsosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalara ilişkin paylaşımda bulundu. “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadesini kullanan Duran, ulaştırmadan sanayiye, turizmden finansal istikrara kadar paylaşılan verilerin, Türkiye’nin istikrarlı kalkınma modelinin somut göstergesi olduğunu belirtti. Bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi aşmasının, turizm gelirlerinin 62 milyar dolara ulaşmasının, Merkez Bankası rezervlerinin 215 milyar dolar seviyesine çıkmasının, atılan güçlü adımların yansıması olduğuna dikkati çeken Duran, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımızın Türk Dünyasına ve Suriye’ye ilişkin mesajları, Türkiye’nin hem tarihsel sorumluluk bilinciyle hem de bölgesel istikrar vizyonuyla hareket ettiğini göstermektedir. Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi’ne ev sahipliği yapılacak olması, bu vizyonun kurumsal bir boyuta taşındığını göstermektedir. Suriye konusunda ise Türkiye, terörden arınmış, toprak bütünlüğünü koruyan bir komşu hedefiyle hareket etmektedir. Gazze, İran ve bölgesel gelişmelere dair değerlendirmeler de Türkiye’nin kriz dönemlerinde yapıcı ve insani diplomasi anlayışını sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin başını öne eğdirmeyeceğiz’ ifadesi, hem içeride milli birliğe hem de dışarıda onurlu bir duruşa olan bağlılığın güçlü bir ifadesidir.” Duran, paylaşımında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından bazı bölümlere de yer verdi. >>>AA

  • Son 24 saatte 37 Filistinli hayatını kaybetti

    Son 24 saatte 37 Filistinli hayatını kaybetti

    Gazze Sivil Savunma Müdürlüğünden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun, sabah saatlerinden itibaren Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 32 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi.

    İsrail’in son 24 saatte Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 37’ye yükseldi.

    İsrail ordusu, güneydeki Han Yunus kentinde yer alan Esda bölgesindeki yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırı insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldı.

    Nasır Hastanesi’ndeki sağlık görevlileri, saldırıda aynı aileden 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin yaralandığını aktardı.

    Gazze kentinin batısındaki Rimal Mahallesi’nde bir apartman dairesini hedef alan İsrail savaş uçaklarının saldırısında ise üçü çocuk, ikisi kadın 5 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

    Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya beldesinde İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

    POLİS MERKEZİ BOMBALANDIAçıklamaya göre ayrıca İsrail, Han Yunus ve Gazze’nin kuzeyindeki saldırıların ardından Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde polis merkezini hedef aldı.

    Merkeze düzenlenen saldırıda ilk belirlemelere göre,13 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

    İsrail ordusunun ayrıca, Gazze kentinin batısındaki Nasır Mahallesi’nde bir eve düzenlediği İHA saldırısında ilk belirlemelere göre 3 Filistinli hayatını kaybetti.

    Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesinde bir apartmana düzenlenen bombalı saldırıda bazı Filistinliler yaralandı. Kentin kuzeybatısındaki Cela Caddesine ve Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki El-Bureyc Mülteci Kampının doğusuna iki hava saldırısı düzenlendi; hiçbir yaralanma bildirilmedi.

    İsrail saldırılarının ardından Gazze’deki hastanelere getirilen 3 Filistinlinin ölümüne ilişkin ayrıntı verilmedi.

    İSRAİL’İN DÜN GAZZE ŞERİDİ’NE SALDIRILARINDA 5 FİLİSTİNLİ HAYATINI KAYBETTİ

    İsrail ordusu, dün Gazze Şeridi’nin orta kesiminde El-Magazi Mülteci Kampı’ndaki Ebu Namus Kavşağı’nda bir grup Filistinliyi hedef aldı. Saldırıda 2 Filistinli hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi yaralandı.

    Bir başka bir olayda ise İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentinde düzenlediği hava saldırısında 3 Filistinliyi öldürdü.

    İSRAİL ASKERLERİNİN ATEŞ AÇMASI SONUCU FİLİSTİNLİ İKİ ÇOCUK YARALANDI

    Filistin haber ajansı WAFA’da yer alan haberde, İsrail askerleri Ramallah kenti kuzeyinde yer alan El-Celezon Mülteci Kampı’na baskın düzenledi.

    İsrail askerlerinin mülteci kampında gerçek mermi ile ateş açması sonucu biri 15, biri 16 yaşında iki Filistinli çocuk yaralandı.

    İsrail ordusunun ayrıca kentin çeşitli bölgelerinde de bazı köylere baskın düzenlediği belirtildi.

    FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBEDEN İSRAİLLİLER, BATI ŞERİA’DAKİ FİLİSTİNLİLERE AİT MÜLKLERE SALDIRDI

    Öte yandan, Bedevi Haklarını Savunma Örgütünün (BEYDER) yayımladığı açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria’nın Ürdün Vadisi (Ağvar) bölgesinin kuzeyindeki Hirbet el-Malih bölgesinde barakalara ve koyun ağıllarına saldırı düzenlediği belirtildi. Açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin “bölge sakinlerini ve geçim kaynaklarını hedef alan yeni bir saldırı kapsamında, baraka ve koyun ağılları da dahil olmak üzere bölge halkının mülklerine saldırdıkları” kaydedildi. Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin bölgedeki bir kadına saldırmaya çalıştıkları, bunun da bölge halkı arasında korku ve paniğe yol açtığı ifade edilen açıklamada, saldırının, “Ürdün Vadisi’ndeki Filistinlileri hedef alan sistematik bir politikanın parçası” olduğu vurgulandı. Ayrıca Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Nablus kentinin güneyindeki Kusra beldesinde bir eve saldırdı.

    İSRAİL ORDUSU, “HAMAS’IN ATEŞKESİ İHLAL ETTİĞİ” İDDİASIYLA SALDIRILARINI SAVUNDU

    Öte yandan İsrail ordusu, saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Hamas’ın ateşkesi ihlal ettiği” ettiği iddia edilen açıklamada, Hamas ve İslami Cihat mensuplarını hedef alındığı ileri sürüldü. Açıklamada, dün Refah kentinde tünellerden çıktığı öne sürülen 8 Filistinlinin hedef alındığı, 3’ünün öldürüldüğü ve Hamas komutanı olduğu iddia edilen birinin de yakalandığı iddia edildi.

    CAN KAYBI 71 BİN 769’A YÜKSELDİ

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı. Son 48 saatte hastanelere 12’si bugün olmak üzere 28 ölü ve 49 yaralı getirildiği kaydedildi. Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 509 kişinin öldürüldüğü, 1405 kişinin yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlere dair toplam istatistiklere, bilgileri tamamlanıp ölümleri Adli Komite tarafından onaylanan 85 Filistinlinin de eklendiği ifade edildi. İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybı 71 bin 769’a yükselirken yaralı sayısının ise 171 bin 480’den fazla olduğu bildirildi.

    7’Sİ AYNI AİLEDEN 12 FİLİSTİNLİ HAYATINI KAYBETTİ

    İsrail’in ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 7’si aynı aileden 12 Filistinli yaşamını yitirdi. Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi’nin çeşitli noktalarına sabahın erken saatlerinden bu yana saldırıyor. İsrail, güneydeki Han Yunus kentinde yer alan Esda bölgesinde yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırı insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldı. Nasır Hastanesi’ndeki sağlık görevlileri, saldırıda aynı aileden aralarında çocukların da olduğu 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin yaralandığını bildirdi. Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre İsrail savaş uçakları Gazze kentinin batısındaki Rimal Mahallesi’nde de bir apartman dairesini hedef aldı. Saldırıda üç çocuk ve iki kadın dahil 5 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İsrail ordusu, Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde bir eve, Cela Caddesi’ne ve Gazze’nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’nın doğusuna da hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda yaralanmalar olduğu bildirilirken, can kaybına ilişkin net bilgi paylaşılmadı.

    HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI 29’A YÜKSELDİ

    İsrail ordusunun, sabah saatlerinden itibaren Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 29’a yükseldi. Gazze’deki hükümete bağlı Medya Ofisi’nden yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in sabahtan bu yana düzenlediği saldırlara ilişkin bilgi verildi. Açıklamada İsrail’in ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda sabah saatlerinden bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 29’a yükseldiği belirtildi. İsrail ordusu, güneydeki Han Yunus kentinde yer alan Esda bölgesindeki yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırı insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldı. Nasır Hastanesi’ndeki sağlık görevlileri, saldırıda aynı aileden 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin yaralandığını aktardı. Gazze kentinin batısındaki Rimal Mahallesi’nde bir apartman dairesini hedef alan İsrail savaş uçaklarının saldırısında ise üçü çocuk, ikisi kadın 5 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Bölgedeki sağlık kaynakları, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya beldesinde İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

    POLİS MERKEZİ BOMBALANDI

    Açıklamaya göre ayrıca İsrail, Han Yunus ve Gazze’nin kuzeyindeki saldırıların ardından Şeyh Rıdvan Mahallesi’nde polis merkezini hedef aldı. Merkeze düzenlenen saldırıda ilk belirlemelere göre,13 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İsrail ordusunun ayrıca, Gazze kentinin batısındaki Nasır Mahallesi’nde bir eve düzenlediği İHA saldırısında ilk belirlemelere göre 3 Filistinli hayatını kaybetti. Bu saldırıyla sabah saatlerinden itibaren yaşamını yitirenlerin sayısı 29’a yükseldi. >>>AA

  • Cephe hatlarında gergin bekleyiş sürüyor

    Cephe hatlarında gergin bekleyiş sürüyor

    Taraflar arasında müzakereler devam ederken, 15 günlük ateşkes ise 8 Şubat’ta yerel saatle 23.00’da sona eriyor. AA ekibi, Suriye ordusu ve terör örgütü YPG arasındaki Haseke’deki cephe hattının temas noktasını görüntüledi. Cephe hatlarında gergin bekleyiş dikkati çekiyor. Haseke kent merkezine yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki Afişuk köyü yakınlarındaki Suriye askerlerinin kontrol noktalarından 4-5 kilometre mesafede terör örgütü YPG mevzileri bulunuyor. Bu noktada yol barikatla kapatılmış durumda. Arazi boyunca dağınık yerleşim ve düşük nüfuslu köylerde tarım ve hayvancılıkla geçinen az sayıda Suriyeli yaşıyor. Suriye askerleri bölgede belirli yerleşimlerin arasına kurduğu kontrol noktalarında bekleyişlerini sürdürüyor. Bölgede uçan, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının sesleri de duyuluyor. >>>AA

  • Fenerbahçe, UEFA’da lig aşamasını tamamladı

    Fenerbahçe, UEFA’da lig aşamasını tamamladı

    National Arena’da oynanan müsabakanın 19. dakikasında İsmail Yüksek’in kafayla attığı golle öne geçen sarı-lacivertliler, soyunma odasına bu skorla gitti. Fenerbahçe file bekçisi Ederson, ilk 45 dakikada 4, ikinci yarıda da 3 net pozisyonda kalesini gole kapattı. Romanya ekibi 71. dakikada Cisotti ile eşitliği yakalarken müsabaka da bu skorla sona erdi. Sarı-lacivertliler, bu sonuçla puanını 12 yaparak lig aşamasını 19. sırada tamamladı ve son 16 play-off turunda mücadele etme hakkı kazandı. FCSB ise 7 puanda kalarak Avrupa’ya veda etti.

    İLK YARI

    1. dakikada Oosterwolde’nin ortasına penaltı noktasının gerisinden Talisca’nın volesinde top yandan dışarı gitti.
    2. dakikada soldan topla hareketlenen ve ceza sahasına giren Politic’in çaprazdan şutunda meşin yuvarlak kaleci Ederson’dan oyun alanına döndü.
    3. dakikada soldan Mert Müldür’ün ortasında savunmadan seken top ceza sahası sağ çaprazda Kerem Aktürkoğlu’nun önünde kaldı. Kerem’in gelişine şutunda kalecinin direk dibinden çeldiği topu En-Nesyri ağlara gönderdi ama gol ofsayt gerekçesiyle geçerli sayılmadı.
    4. dakikada sağdan Nene’nin altıpas önüne etkili ortasına iyi yükselen En-Nesyri’nin kafa vuruşunda kaleci topu son anda kornere çeldi.
    5. dakikada Fenerbahçe öne geçti. Hücum yönünün sağından Kerem Aktürkoğlu’nun kullandığı köşe vuruşuna penaltı noktası civarında iyi yükselen İsmail Yüksek’in kafa vuruşunda top filelere gitti: 0-1.
    6. dakikada savunma arkasına atılan pasa hareketlenen ve ceza sahası için sol çağrazda kaleciyle karşı karşıya kalan Olaru’nun şutunda kaleci Ederson meşin yuvarlağı tehlikeli bölgenin dışına uzaklaştırdı.
    7. dakikada rakip yarı sahanın ortasından topla hareketlenen ve ceza sahasına giren Miculescu’nun şutunda kaleci Ederson meşin yuvarlağı kontrol etti.
    8. dakikada savunma arkasına atılan uzun topla ceza sahasına giren ve burada Oosterwolde’den sıyrılan Thiam’ın şutunda Ederson topu oyun alanına çeldi.

    İKİNCİ YARI

    1. dakikada ev sahibi ekip etkili geldi. Sağdan Thiam’ın yerden penaltı noktasına ortasında gelişine müsait durumda Alhassan’ın şutunda kaleci Ederson topu tehlike bölgesinin dışına uzaklaştırdı.
    2. dakikada En-Nesyri’nin pasıyla topla buluşan ve rakibinden sıyrılarak ceza sahasına giren Kerem Aktürkoğlu’nun karşı karşıya durumda aşırtma vuruşunda meşin yuvarlak kalecinin müdahalesiyle kornere gitti.
    3. dakikada FCSB beraberliği yakaladı. Soldan gelişen atakta Radunovic’in arka direğe ortasına hareketlenen Cisotti’nin altıpasın gerisinden gelişine yaptığı vuruşta top filelerle buluştu: 1-1.
    4. dakikada sağdan yapılan ortada savunmada Çağlar Söyüncü’nün iyi uzaklaştıramadığı top penaltı noktasının solunda Thiam’ın önüne düştü. Bu oyuncunun gelişine şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.
    5. dakikada Semedo’nun pasıyla ceza sahası içi sağ çaprazda topu kontrol eden Kerem Aktürkoğlu’nun yerden şutunda top direk dibinden dışarı gitti.
    6. dakikada ceza sahası içi sol çaprazdan Popescu’nun uzak direğe plasesinde Ederson, son anda meşin yuvarlağı kornere uzaklaştırdı. Karşılaşma, 1-1 eşitlikle sona erdi.

    FENERBAHÇE’DE 5 EKSİK

    Sarı-lacivertli ekip, FCSB karşısında 5 oyuncusundan yararlanamadı. Sakatlıkları bulunan Archie Brown, Levent Mercan, Edson Alvarez ve Jhon Duran’ın yanı sıra cezalı Milan Skriniar, Romanya deplasmanında forma giyemedi. Bu oyuncuların yanı sıra devre arasında takıma katılan Matteo Guendouzi, Anthony Musaba ve Mert Günok da statü gereği oynayamadı.

    EN-NESYRİ 9 MAÇ SONRA FORMA GİYDİ

    Fenerbahçe’nin Faslı santrforu Youssef En-Nesyri, FCSB maçıyla formasına kavuştu. Sarı-lacivertli ekiple son olarak UEFA Avrupa Ligi’ndeki Brann mücadelesinde oynayan Faslı futbolcu, bu maçın ardından Afrika Uluslar Kupası için milli takıma gitmişti. Süper Lig’de TÜMOSAN Konyaspor, ikas Eyüpspor ve Corendon Alanyaspor, UEFA Avrupa Ligi’nde Aston Villa, Turkcell Süper Kupa’da Samsunspor ve Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası’nda da Beşiktaş ve Beyoğlu Yeni Çarşı maçlarını kaçıran En-Nesyri, ligde son oynanan Göztepe maçının kadrosuna dahil olmuş ancak süre almamıştı. Formasına 9 maç sonra kavuşan Youssef En-Nesyri, FCSB deplasmanında ilk 11’de sahaya çıktı.

    ÇAĞLAR SÖYÜNCÜ, AVRUPA’DA 6 MAÇ SONRA OYNADI

    Fenerbahçe’nin milli futbolcusu Çağlar Söyüncü, FCSB mücadelesine ilk 11’de başlarken, UEFA Avrupa Ligi’nde 6 maç aradan sonra forma şansı buldu. Lig aşamasında oynanan ilk maçta Dinamo Zagreb karşısında forma giyen Çağyar Söyüncü, daha sonra yaşadığı sakatlık sebebiyle uzun süre takımdan ayrı kalmıştı. Nice, Stuttgart, Viktoria Plzen, Ferencvaros, Brann ve Aston Villa maçlarında süre alamayan Çağlar, FCSB karşısında ilk 11’de sahaya çıkarak formasına kavuştu.

    TARAFTARLAR YALNIZ BIRAKMADI

    Fenerbahçe taraftarlar, her Avrupa deplasmanında olduğu gibi Romanya’da da takımlarını yalnız bırakmadı. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın birçok ülkesinden Bükreş’e gelen sarı-lacivertliler, gün boyunca Eski Şehir olarak bilinen bölgede vakit geçirip ardından kendileri için belirlenen alanda toplandı. Güvenlik güçlerinin eşliğinde 4,5 kilometrelik mesafeyi yürüyerek kat eden taraftarlar, ardından stadyuma ulaştı. Kendilerine ayrılan bölgeyi dolduran Fenerbahçeliler, maçtan önce futbolcuları tek tek tribünlere çağırarak destek verdi. Rumen taraftarlar ise tribünleri boş bıraktı. FCSB, bu sezon beklentilerin altında kalırken, taraftarlar da stada gelmedi.

    RAKİP NOTTİNGHAM FOREST YA DA VİKTORİA PLZEN

    UEFA Avrupa Ligi’nde lig aşamasını 19. sırada tamamlayarak son 16 turu için play-off oynama hakkı kazanan Fenerbahçe’nin rakibi belli olacak. Sarı-lacivertliler, İsviçre’nin Nyon kentinde bulunan UEFA merkezinde gerçekleştirilecek kura çekiminde İngiltere’nin Nottingham Forest ya da Çekya’nın Viktoria Plzen ekibiyle eşleşecek.

    İSMAİL YÜKSEK, AVRUPA’DA LİG AŞAMASINDAKİ İLK GOLÜNÜ ATTI

    FCSB karşısında 19. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun kullandığı korner atışında kafayla topu ağlara gönderen İsmail Yüksek, kariyerinde ilk kez Avrupa maçlarında grup ve lig aşamalarında gol sevinci yaşadı. Sarı-lacivertli formayla daha önce Avrupa maçlarında 2 kez gol kaydeden milli futbolcu, 2 golü de eleme maçlarında atmıştı. Avrupa arenasında ilk golünü 2022-2023 sezonunda UEFA Avrupa Ligi Elemeleri’nde iç sahada 4-1 kazanılan Austria Wien maçında kaydeden İsmail Yüksek, 2023-2024 sezonunda da UEFA Konferans Ligi Elemeleri’nde deplasmanda 4-0 kazanılan Zimbru maçında gol sevinci yaşamıştı. Bu sezon Süper Lig’de de 1 kez fileleri sarsan İsmail, 29. resmi maçında 2. golünü kaydetti.

    27 BİN 752 TARAFTAR TAKİP ETTİ

    FCSB-Fenerbahçe müsabakasını 27 bin 752 seyirci takip etti. 55 bin 600 kişilik National Arena’da oynanan karşılaşmada Fenerbahçeli taraftarlar kendilerine ayrılan bölümün tamamını doldururken FCSB taraftarları ise yönetime tepki gösterdiği için tribünlerin çoğunluğunu boş bıraktı.

    DOMENİCO TEDESCO: SAHA İÇİNDE İSTEDİĞİMİZ TAZELİKTE OLAMADIK

    Takımın yavaş oynadığını ve çok top kaybettiğini dile getiren Tedesco, “Aslında rakibimiz maça başlarken bizi geride bekledi. Oyunu kontrol de ettik. Topa hakim olup pozisyon ürettik ama bu pozisyonları değerlendiremedik. Bu tarz maçlarda ilk 20-25 dakikada, 2’yi hatta 3’ü atarak oyunu bitirmeniz gerekiyor. Saha içinde istediğimiz tazelikte olamadık. Rakibi kontrataklara davet ettik. İkinci yarıda da bu durum devam etti. Attığımız paslar net ve keskin değildi. Günün sonunda maç 1-1 bitti. Bu saydıklarımdan sonra sonucu normal buluyorum.” ifadelerini kullandı. Grup aşamasının bittiğini ve bu sebeple de mutlu olduğunu vurgulayan Tedesco, “İyi rakiplere karşı oynadık. Şimdi listeyi değiştirme imkanımız var ve bu ihtiyacımız olan bir şey. Bazı maçlarda 6 numaramız, bazı maçlarda forvetimiz, bazı maçlarda beklerimiz yoktu. Şimdi listeyi yenileme fırsatımız var.” açıklamasını yaptı. Son 16 play-off turundaki muhtemel rakipleri Nottingham Forest ve Viktoria Plzen’le ilgili de konuşan Tedesco, şunları söyledi: “Viktoria Plzen’e karşı zaten oynadık. O maç kolay değildi ama biz özellikle tam kadro olduğumuz zaman herkesi yenebilecek güçteyiz. Kimseden saklanmamıza gerek yok, özelikle de evimizde oynuyorsak herkesi yenebiliriz. Nottingham Forest, Premier Lig takımı ve Premier Lig takımlarına karşı oynamak zordur. Onlarla üst üste iki maç yaptığınız zaman fazla efor sarf etmeniz gerekir. Ama kim çıkarsa çıksın önemli değil. Zaten 9. da bitirseniz, 24. de bitirseniz zorlu rakiplerle karşılaşıyorsunuz.”

    “BU KADAR TOP KAYBI YAPINCA RAKİP DE BİR ŞEYLERİN KOKUSUNU ALIYOR”

    Devre arasında iki takım oyuncularının arasında gerginlik çıktığı iddiasıyla ilgili sorulan soruyu yanıtlayan Domenico Tedesco, yaşananları tam göremediğini, o sırada soyunma odasında olduğunu belirtti. Analizcilerle pozisyonları izlediğini, daha sonra sesleri duyduğunu dile getiren Tedesco, “Sesler duyduktan sonra takımı içeri soktum. Önemli olan herkesin sakin olmasıydı ve bir sıkıntı olmadı. İkinci yarıda da sahada herhangi bir stres olmadı. Durumla ilgili çok fazla detay bilmiyorum.” diye konuştu. FCSB’nin oyun anlamında kendisini şaşırtmadığını, özellikle yaptıkları top kayıplarının oyunda etkili olduğunu vurgulayan Tedesco, “Kesici 6 numara Edson olduğunda farklıyız, olmadığında farklıyız. Skriniar oynadığında farklıyız, olmadığında farklıyız. Kesici 6 numara çok önemli. Edson ilk geldiğimde de sakattı. Kesici 6 olmayınca sıkıntı oluyor. İsmail farklı özelliklere sahip. İkisi de iyi oyuncular ama takım bu kadar top kaybı yapınca o pozisyonda oynayan oyuncu sıkıntı yaşıyor. Bu kadar top kaybı yapınca rakip de bir şeylerin kokusunu alıyor.” değerlendirmesini yaptı. Tedesco, bir gazetecinin takımında Rumen bir oyuncu görmek isteyip istemediğini sorması üzerine de “Tabii ki mümkün olabilir çünkü Romanya’da iyi oyuncular var. Her teknik adam takımında iyi oyuncular ister. Ben de Avrupa Şampiyonası’nda Belçika’yla Romanya’ya karşı oynamıştım. Draguş bu isimlere bir örnek, Türkiye’de oynuyor.” diyerek sözlerini tamamladı. >>>AA

  • ABD İran’a karşı Orta Doğu’daki askeri varlığını artırıyor

    ABD İran’a karşı Orta Doğu’daki askeri varlığını artırıyor

    Pentagon, uçak gemisi taarruz grubu, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma bataryalarını hızla bölgeye konuşlandırıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, daha önce Amerikan kuvvetlerinin “hazır” olduğunu ilan etmesine rağmen, İran’ın idamları durdurduğunu gerekçe göstererek olası saldırının geçici olarak askıya alındığını açıklaması sonrasında gelen bu hamle, Washington’ın bölgedeki askeri tehdidi yeniden tesis etmeye yönelik çabasını ortaya koyuyor.

    STRATEJİK AÇIĞIN KAPATILMASI

    Ani ateş gücü takviyesi, ABD’li askeri yetkililerinin ocak ayının başında bu bölgenin büyük bir çatışmaya “hazır olmadığını” değerlendirdikleri yönündeki haberlerin ardından geldi. ABD basınına göre Trump, İran’daki protestoculara yönelik baskılara karşı bir dizi yanıt seçeneğini değerlendirdi ancak bu süreçte lojistik engellerle karşılaştı. Amerikan askeri varlığının önemli bir kısmı 2025’in sonlarında Karayipler ve Asya’ya kaydırıldı. Bu durum, Orta Doğu’nun sürdürülebilir savaş operasyonları için yetersiz kalmasını beraberinde getirdi. New York Times gazetesine konuşan üst düzey bir askeri yetkili, bölgedeki komutanların ABD mevzilerini sağlamlaştırmak ve olası İran misillemesine karşı savunmayı güçlendirmek için ek süre talep ettiklerini ifade etti. Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı, İsrail’in İran misillemesine hazırlıklı olmadığı konusunda uyardığı belirtildi. Bu tereddüt, ABD’nin Haziran 2025’te İran’daki Fordow, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlediği Gece Yarısı Çekici Operasyonu’nun gerçekleştirilmesiyle çelişti. Washington, ocak ayının başında yaşanan lojistik yetersizliklerin tekrarlanmasını önlemek amacıyla hızlı bir kuvvet oluşturma faaliyeti emri verdi.

    DENİZ GÜCÜ PROJEKSİYONU

    Söz konusu takviyenin merkezinde, ABD’ye ait “USS Abraham Lincoln (CVN 72)” uçak gemisinin ABD Merkez Komutanlığının (CENTCOM) sorumluluk alanına girmesiyle Orta Doğu’ya konuşlandırılması yer alıyor. Gemide, karanın iç kesimlerine kadar güç yansıtma kapasitesine sahip gelişmiş bir hava gücü olan “Carrier Air Wing (CVW) 9” bulunuyor. Bu hava kanadı, “VMFA-314” filosuna ait “F-35C Lightning II” savaş uçaklarını, “F/A-18E/F Super Hornet”lerden oluşan çok sayıda filo ve düşman hava savunmasını bastırmak için tasarlanmış “EA-18G Growler” elektronik taarruz uçaklarını içeriyor. Uçak gemisine, “Destroyer Squadron (DESRON) 21’e” ait “USS Frank E. Petersen Jr. (DDG-121)”, “USS Michael Murphy (DDG-112)” ve “USS Spruance (DDG-111)” güdümlü füze destroyer eşlik ediyor. Bu gemiler, bölgede halihazırda konuşlandırılmış olan güçlü deniz devriyesine katılıyor. ABD’nin bölgede çok sayıda “Arleigh Burke” sınıfı destroyer bulundurduğu, “USS McFaul (DDG-74)” ve “USS Mitscher (DDG-57)” gemilerinin CENTCOM sorumluluk alanında, “USS Roosevelt (DDG-80)” gemisinin ise Akdeniz’de bulunduğunun doğrulandığı bildiriliyor. Su üstü gemilerinin, Aegis Savaş Sistemi ile donatıldığı ve “BGM-109 Tomahawk” seyir füzeleri de dahil çeşitli füzeleri ateşleyebilen “MK 41” Dikey Fırlatma Sistemlerine sahip olduğu belirtiliyor. Bu yapılandırma, ABD güçlerine uluslararası sularda nispeten güvenli bir konumdan İran’ın iç kesimlerine yönelik hassas saldırılar düzenleme yeteneği sağlıyor. Ayrıca, gemi grubu, Pentagon yetkililerinin bölgede en az bir tanesinin faaliyette olduğunu doğruladığı nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarını da içeriyor ve armadaya gizli bir seyir füzesi yeteneği katıyor.

    HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ, DERİN TAARRUZ KABİLİYETİ

    Deniz kuvvetlerindeki yığınağa paralel şekilde ABD Hava Kuvvetleri de kara temelli saldırı potansiyelini önemli ölçüde artırdı. Hava gücünün önemli ölçüde yeniden konuşlandırılması kapsamında, 494’üncü Avcı Savaş Filosu, İngiltere’deki Lakenheath’ten, Ürdün’deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü’ne yaklaşık bir düzine F-15E Strike Eagle savaş uçağı konuşlandırdı. F-15E, Washington’ın Tahran ile olası bir çatışmada öngördüğü türden görevler için kritik bir platform olma niteliği taşıyor. İki kişilik bu uçaklar, derin nüfuz görevleri için tasarlanmış olup, İran’ın altyapısını hedef almak için gerekli hassas güdümlü mühimmat ve sığınak delici bombaları taşıyabilme kapasitesine sahip. Havada yakıt ikmali sağlayan ve hem kara hem de uçak gemisi tabanlı jetlerin menzilini artıran “KC-135 Stratotanker”lerin de bölgede olduğu biliniyor. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Al Dhafra Hava Üssü’nde “MQ-9 Reaper” tipi insansız hava araçları (İHA) dahil keşif uçakları kullanmaya devam ediyor. Uçuş takip verilerine göre, istihbarat yeteneklerini daha da güçlendirmek için ABD Hava Kuvvetlerine ait bir “RC-135W Rivet Joint” uçağı kısa süre önce Katar’a indi. Elektronik emisyonları izlemek için kullanılan bu özel platform, muhtemelen İran’ın radar ve iletişim ağlarını takip ederek gelen saldırı güçleri için hedef paketleri oluşturuyor.

    SAVUNMA KALKANI, ASKER ARTIŞI

    Saldırı unsurları bölgeye ulaşırken ABD, İsrailli yetkililerin de gündeme getirdiği İran balistik füzelerine yönelik misilleme riskine karşı Amerikan askerlerini ve müttefiklerini korumak için savunma duruşunu güçlendirdi. CENTCOM ve bölgesel ortaklar, 12 Ocak’ta Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde yeni bir koordinasyon hücresi açtı. Yeni Orta Doğu Hava Savunma-Birleşik Savunma Operasyonları Birimi (MEAD-CDOC), harekat sahası genelinde entegre hava ve füze savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu esnada, Patriot ve Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi (THAAD) İsrail ve BAE’ye konuşlandırılırken, Katar, Kuveyt ve Ürdün’deki üslerdeki Patriot sistemleriyle destekleniyor. USS Abraham Lincoln grubunun ve ek hava filolarının konuşlandırılmasıyla bölgeye yaklaşık 5 bin 700 ABD askeri daha eklendi ve bu artış, Orta Doğu’daki ABD asker sayısını yaklaşık 50 bine çıkardı.

    SİYASİ İSTİKRARSIZLIK

    Söz konusu askeri yığınak, İran’daki yoğun siyasi istikrarsızlık ve Washington’dan gelen karışık sinyallerin arka planında gerçekleşiyor. İran, ekonomik şikayetler nedeniyle ülke çapındaki kentlerde büyük çaplı protestolara sahne oldu. İran hükümetinin muhalefete yönelik baskısına yanıt olarak Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda İranlılara “protestoya devam etmeleri” çağrısında bulundu. Protestocuların öldürülmesi halinde ABD’nin “kurtarma” operasyonu düzenleyeceği uyarısında bulunan Trump, Amerikan güçlerinin “yardım etmeye hazır” olduğunu belirterek, askeri seçeneklere işaret etti. Ancak Trump, daha sonraki açıklamasında, Tahran’ın planlanan infazları askıya aldığını söyleyerek bu konudaki tavrını değiştirdi. 26 Ocak’ta Axios haber platformuna verdiği demeçte, İran’a ilişkin durumu “değişken” şeklinde nitelendirerek “büyük armadanın” gelişine atıfta bulunan Trump, “(İran) Anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar.” dedi. Diplomatik açılıma rağmen, sahadaki fiziksel gerçeklik değişti. USS Abraham Lincoln’ün konuşlandırılması ve bölgesel savunmanın güçlendirilmesi, ocak ayının başında ABD’nin harekete geçmesini geciktirdiği bildirilen hazırlık açığını kapattı ve Washington’a diplomatik duraklamanın sona ermesi halinde derhal harekete geçme kabiliyeti kazandırdı. >>>AA

  • YPG’nin Aynularab’da inşa ettiği yer altı şehri

    YPG’nin Aynularab’da inşa ettiği yer altı şehri

    Anadolu Ajansı (AA), YPG’nin Aynularab bölgesine bağlı Sırrin beldesinde inşa ettiği “yer altı şehrini” görüntüledi. Suriye ordusu, düzenlediği operasyon sonrası YPG’nin işgalinden kurtardığı Sırrin beldesindeki bir dağın altına inşa edilmiş tünel ağını ortaya çıkardı. Birbirlerine bağlantılı şekilde ve 3 kat olarak inşa edilen bu tünellerin içerisinde terör örgütüne ait çok sayıda mühimmat ve döküman ele geçirildi. Yer altı şehrini andıran tünellerin bazı yerlerinin, araba veya kamyonetlerin rahatça girebileceği büyüklük ve genişlikte inşa edilmesi dikkati çekiyor. Elektrik ve su şebekesi hatlarının da çekildiği çok sayıda tünel adeta labirenti andırıyor. Birbirine bağlı tünellerin bazı kısımlarında da zırhlı kapılar yer alıyor. Terör örgütü mensuplarının kalması için inşa edilen “yer altı şehrinde” çok sayıda mutfak ve yatak odası bulunuyor. Örgüt sembolleri ve afişlerinin yer aldığı “yer altı şehri” içerisinde sinema salonu, amfi ve fırın da yer alıyor. Yapının içerisinde örgüt sembollerinin yanı sıra tünellerin kazılması için kullanılan araç ve gereçlerin de sergilendiği görülüyor. Sırrin’deki bu yer, Suriye ordusunun terör örgütünden geri aldığı bölgelerde tespit edilen en büyük tünel ağlarından biri olarak öne çıkıyor.

     

    ORTAYA ÇIKARILAN TÜNEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN “KOMUTA MERKEZLERİNDEN” BİRİ

    Suriye ordusuna bağlı 76. Tümen Komutanı Tuğgeneral Seyf Polat, Sırrin’deki tünelde yaptığı incelemeler sırasında AA’ya değerlendirmelerde bulundu. Polat, Sırrin’deki bu yapının terör örgütünün “komuta merkezlerinden” biri olduğunu belirtti. Bu yer altı şehrinin örgüt için önemli strateji merkezlerinden biri olduğunu dile getiren Polat, Suriye ordusunun hakimiyeti sağladığı tünellerde güvenlik önlemlerini aldığını ve örgütün döşediği mayınları temizlediklerini kaydetti. Tünellerde terör örgütüne ait çok sayıda yayının da yer aldığını aktaran Polat, şunları söyledi: “Terör örgütü, bunları Kürt çocuklarına terörist yöntemlere başvurmaları ve hayatlarını değiştirmeleri için kullanmıştır. Kürt gençlerinin akıllarını çelmek, Araplar, Kürtler, Aşuriler ve Türkmenlerin arasına bozgunculuk ve ayrılık tohumları ekerek Suriye’nin dokusunu bozmak maksadıyla bunları hazırlamıştır. Ancak tüm bunlar, (terör örgütünün) Suriye’nin kuzeydoğusunda kurmayı planladığı devlet kurma hayalleri Allah Teala’nın izniyle Suriye Savunma Bakanlığı kahramanları sayesinde yok edilmiştir.” Polat, burayı gelecek nesillere terör örgütünün yaptıklarını göstermek için müze haline getirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi. >>>AA

  • ICE görevlilerinin oteli önünde protesto

    ICE görevlilerinin oteli önünde protesto

    New York Post’un haberine göre, yerel saatle dün gece sularında bazı göstericiler, ICE polislerinin kaldığı iddia edilen otelin önünde toplandı. Görgü tanıklarına göre, kalabalık bir grup otelin lobisine girmeye çalıştı. Otelin içindekiler, protestocuları engellemek için iki büyük otomat makinesini girişe çekti. Göstericilerin, otelin camlarına çeşitli cisimler attığı, camların kırıldığı ve bina cephesine “ICE defol” ile “ICE öldürüyor” gibi ifadelerin yazıldığı görüldü. Minnesota Kamu Güvenliği Departmanı, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, otel mülküne zarar verilmesi üzerine Minneapolis polisine destek için olay yerine devriye ekiplerinin çağrıldığını duyurdu. Açıklamada, “Gösterinin barışçıl olmaması nedeniyle gözaltı amacıyla grubu çevreleme çalışması yürütülürken, federal polisler herhangi bir koordinasyon olmaksızın olay yerine geldi ve kimyasal maddeler kullanarak kalabalığı dağıttı.” ifadeleri kullanıldı. Olay sırasında en az iki kişi gözaltına alındı, bir federal görevli ise yaralandı. Yetkilinin nasıl yaralandığına ilişkin resmi açıklama yapılmadı.

    OLAY

    Minneapolis’te ICE görevlileri, 7 Ocak’ta da göçmenlere yönelik operasyonları sırasında 37 yaşındaki Amerikalı Renee Nicole Macklin Good adlı ABD vatandaşı kadını aracında silahla öldürmüştü. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, bu kişinin ICE memurlarını “ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını” öne sürmüştü. Minneapolis’teki protestolar sırasında 24 Ocak’ta bir kişi daha ICE ekiplerince gözaltına alınmaya çalışılırken vurulmuştu. Minneapolis Polis Şefi Brian O’Hara, ABD vatandaşı olduğunu düşündükleri kurbanın 37 yaşında beyaz bir Minneapolis sakini olduğunu söylemişti. O’Hara, bu kişinin herhangi bir suç kaydının bulunmadığını belirterek, “Kendisinin silahı yasal olarak edindiğine ve taşıma ruhsatına sahip olduğuna inanıyoruz.” ifadesini kullanmıştı. Amerikan Devlet Çalışanları Federasyonu, Minneapolis’te ICE polisi tarafından vurularak öldürülen kişinin kendi üyelerinden hemşire olarak çalışan Alex Jeffrey Pretti olduğunu açıklamıştı. >>>AA

  • “Rusya soğuğu bunun yanında hiçbir şey”

    “Rusya soğuğu bunun yanında hiçbir şey”

    İlçede günlerdir süren tipi sonrası kar kalınlığı yer yer 4 metreyi aştı. Hayvanlarının durumundan endişe ederek yola çıkan Umut Taşdelen, aracı kara saplanınca yolun geri kalanını zorlu şartlar altında yürüyerek tamamladı. Çiftliğe ulaştığında ise köpek kulübelerinin, araçların ve ağaçların tamamen kar altında kalarak görünmez hale geldiğini fark etti.

    “Rusya soğuğu bunun yanında hiçbir şey”

    Gördüğü manzara karşısında büyük şaşkınlık yaşayan Taşdelen, bölgedeki durumu şu sözlerle özetledi: “Hayatımda ilk defa böyle bir kış görüyorum. Eminim ki benden öncekiler de böyle bir kış görmemiştir. Rusya’nın soğuğu bizim ilçenin yanında hiçbir şey kalır. Çok sert bir ayaz ve rüzgâr var. Köpeklerimizi güçlükle karın altından kurtardık.”


    Köpekler seferberlikle kurtarıldı

    Kar seviyesinin ev boyuna ulaştığı çiftlikte, tamamen kara gömülen köpek kulübeleri tek tek temizlendi. Dondurucu soğukta mahsur kalan Kangal köpekleri, yetiştiricinin yoğun çabasıyla kurtarılarak güvenli alanlara alındı. Yetkililer, bölgede kar yağışının ve tipinin devam edeceği uyarısında bulunarak vatandaşları zorunlu olmadıkça yola çıkmamaları konusunda uyardı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, O’Neal ile basketbol oynadı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, O’Neal ile basketbol oynadı

    İstanbul’da Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde basketbol oynayan Erdoğan ve O’Neal, basketbol toplarını imzaladı. Erdoğan ve O’Neal, genç sporcularla fotoğraf çektirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, MİT Başkanı İbrahim Kalın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, AK Parti milletvekilleri Mustafa Varank, Cüneyt Yüksel, Alpay Özalan, Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ünal Karaman, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Başkanı Hidayet Türkoğlu, TBF Başkanvekili Harun Erdenay ile Dünya Etnospor Birliği Başkanı Bilal Erdoğan da etkinlikte yer aldı. >>>AA

  • Bakan Tunç’tan Erdoğan’a: Krizlerin ortasında dengeyi temsil ediyor

    Bakan Tunç’tan Erdoğan’a: Krizlerin ortasında dengeyi temsil ediyor

    Bakan Tunç, paylaşımında uluslararası hukuku hiçe sayan odaklara karşı net bir duruş sergilediklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kriz dönemlerinde dengeleyici bir aktör olduğunu belirten Tunç, Türkiye’nin kaos ortamlarında dahi adaleti temsil ettiğini ifade etti.

    ADALET BAKANI YILMAZ TUNÇ, “CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN, KRİZLERİN ORTASINDA DENGEYİ, KAOSUN İÇİNDE ADALETİ TEMSİL ETMEKTEDİR” DEDİ. (İHA/ANKARA-İHA)
    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, krizlerin ortasında dengeyi, kaosun içinde adaleti temsil etmektedir” dedi.

    Küresel duruşta vicdan ve meşruiyet vurgusu

    Türkiye’nin liderlik vizyonunun temelinde çıkar ilişkilerinin değil, vicdani değerlerin yattığını kaydeden Tunç, “Türkiye, bu liderlikle gücünü değil meşruiyetini; çıkarını değil vicdanı esas alan bir küresel duruş sergilemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

  • 2026 kira-gelir raporu: Hangi ilde ne kadar kazanmalı?

    2026 kira-gelir raporu: Hangi ilde ne kadar kazanmalı?

    Kira yükünün en ağır olacağı, dolayısıyla en yüksek gelir gereken iller İstanbul, Muğla, Ankara, İzmir ve Antalya olarak sıralandı. Buna karşın barınma maliyetinin gelire oranla daha ulaşılabilir kalacağı iller ise Kilis, Muş, Hakkâri, Aksaray ve Kars oldu.

    Bütçedeki kira payı

    Araştırmamızda alt gelir grubunun bütçesinin %33’ünü, en üst gelir grubunun ise %22’sini kiraya ayıracağı varsayıldı. bu veriler, düşük gelirli haneler için barınma krizinin devam edebileceğini gösteriyor.

  • Gazze’de barış sonrası yönetim dönemi başlıyor

    Gazze’de barış sonrası yönetim dönemi başlıyor

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından 29 Eylül 2025’te açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı (Comprehensive Plan to End the Gaza Conflict) desteklemeyi kararlaştırdı. Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, yeni yapılandırmada Barış Kurulu, Barış Kurulu Yönetim Kurulu ve Gazze Yönetim Kurulu şeklinde 3 ana organ bulunuyor. Bu kapsamda başkanlığını ABD Başkanı Donald Trump’ın yapacağı Barış Kurulu oluşturulurken, Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu “Barış Kurulu”na kurucu üye olarak davet etti.

    Kurulun yapısı ve organları kamuoyuna duyurulurken, Barış Kurulu’na danışmanlık yapması ve politika ilkelerini tavsiye etmesi amacıyla bir Yönetim Kurulu tesis edildi. Barış Kurulu ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki eşgüdümün sağlanması için Yüksek Temsilcilik makamı oluşturulurken, bu göreve eski Birleşmiş Milletler Özel Koordinatörlüğü (BMGK) Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov atandı. Yüksek Temsilcilik Ofisi bünyesinde bir Gazze Yönetim Kurulu tesis edilirken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bu kurulda yer aldı.

    BARIŞ KURULU (BOARD OF PEACE)

    Gazze için oluşturulacak en üst siyasi yapı olan Barış Kurulu (Board of Peace), liderlerden oluşacak. Kurulun başkanlığını ABD Başkanı Donald Trump üstlenecek.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu “Barış Kurulu”na kurucu üye olarak davet ettiğini açıklarken, yakın zamanda üyelere ilişkin yeni bilgilerin ilgili taraflarca kamuoyuna duyurulması bekleniyor.

    Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (National Committee for the Administration of Gaza – NCAG)

    Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin (National Committee for the Administration of Gaza – NCAG) başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaas üstlenecek. Tamamı Gazzeli 15 Filistinli teknokrat üyeden oluşacak komite, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Filistin Yönetimi ve Filistinli siyasi oluşumların yanı sıra Türkiye, ABD, Katar ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu arabulucu ülkelerin desteğiyle faaliyet gösterecek.

    Barış Kurulu Yönetim Kurulu (Executive Board)

    Barış Kurulu’nun stratejik vizyonunu oluşturmak amacıyla Barış Kurulu Yönetim Kurulu görev yapacak. Yönetim Kurulu’nda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD Başkanı Trump’ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, iş insanı Marc Rowan, Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanlarından Robert Gabriel yer alacak.

    GAZZE YÜKSEK TEMSİLCİLİĞİ

    Gazze Yüksek Temsilciliği görevini, eski BMGK Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov yürütecek. Mladenov, aynı zamanda Barış Kurulu Yönetim Kurulu üyesi olarak görev alacak. Mladenov, Yüksek Temsilcilik Ofisi, NCAG ile Barış Kurulu arasındaki koordinasyonu sağlayacak.

    ULUSLARARASI İSTİKRAR GÜCÜ

    Gazze’de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’nün komutanlığını ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers üstlenecek.

    GAZZE YÖNETİM KURULU

    Gazze Yönetim Kurulu, Yüksek Temsilcilik Ofisi ile Gazze’nin yönetimi için Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyetlerini takip etmek ve destek vermek üzere faaliyet yürütecek. Kurulda Steve Witkoff, Jared Kushner, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Mısır’dan General Hassan Rashad, Tony Blair, Marc Rowan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Reem Al-Hashimy, Nikolay Mladenov, İsrail doğumlu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşı iş insanı Yakir Gabay ve BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Sigrid Kaag yer alacak. >>>AA

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan LGBT çıkışı: “Birlikte savaşırsak püskürtebiliriz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan LGBT çıkışı: “Birlikte savaşırsak püskürtebiliriz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü programında yaptığı konuşmada, bu anlamlı programda katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.

    Hem hasret giderdikleri hem de mücadele, dava ve adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eyledikleri bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Allah’tan dileyen Erdoğan, Birlik Vakfına, Milli Türk Talebe Birliğine ve organizasyonun icrasında emeği geçen herkese canıgönülden teşekkür etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfının kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman için hazırlanan belgeseli hep birlikte izlediklerine değinerek, “Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak, hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık.” ifadelerini kullandı.

    Yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmaktan iftihar ettiğini belirttiği Kahraman’a katılımcıların huzurunda şükranlarını sunan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Emekleri, gayretleri, bilgisi, feraseti, tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık, kaderdaşlık ettiği için Cenabıallah kendisinden razı olsun. Rabb’im, bugün burada olduğu gibi yarın ruzi mahşerde Resul-i Kibriya Efendimizin ‘Liva-ül Hamd’ ismiyle müsemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle geride bıraktığımız 40 yılda Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye’nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.”

    “RABB’İM EMEKLERİNİZİ ZAYİ ETMESİN”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süre zarfında vakfın farklı birimlerinde vazife üstlenmiş ancak artık hayatta olmayan büyüklere ve kardeşlerine Mevla’dan gani gani rahmet dileyerek, “Ülkem, milletim adına kendilerine bir kez daha şükran ve minnet duygularımı sunuyorum. Muhterem başkanlarımız Sayın Yaşar Karayel ve Mehmet Alacacı’nın şahsında vakfımızın kurucular kuruluna, mütevelli heyetine yine burada başarı dileklerimi iletiyor, teşekkür ediyorum. Rabb’im emeklerinizi zayi etmesin. Çabalarınızı, gayretlerinizi, döktüğünüz şu alın ve fikir terini inşallah hayra tebdil eylesin diyorum.” şeklinde konuştu.

    “GENÇLERİMİZİ, GELECEĞİMİZİ HEDEF ALAN BU SALDIRI DALGASINI ANCAK BİR OLURSAK PÜSKÜRTEBİLİRİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden topluma uzanan tefessüh riskiyle karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “LGBT’den bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından, aile kurumuna dönük saldırılara, 86 milyon vatandaşı tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket ederek savaşırsak püskürtebiliriz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar: Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var.

    Dijital tekno kültürün bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekün bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz.

    Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi (sanal kumar ve bahis) sahiplenmesine ihtiyacımız var.

    Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı, milli bünyemiz daha kırılgan hale geldi.

    Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır.

    (Ana muhalefet) Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler.

    (Muhalefet) Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar.

    20’Yİ AŞKIN KOMİSYONUYLA BİRLİK VAKFIMIZ, İLİM, KÜLTÜR VE İRFAN HAZİNEMİZİ MAZİDEN ATİYE ULAŞTIRIYOR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü programında yaptığı konuşmada, kendisinin de kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı’nın, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu başarıyla yerine getirdiğini söyledi.

    Vakfın 50 ildeki 55 şubesi ile barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına, oldukça geniş bir yelpazede gençlerin elinden tuttuğunu, onları yarınlara hazırladığını ve istikbalin güvencesi olan gençlere rehberlik ettiğini belirten Erdoğan, “Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle, farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfımız, ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor.” diye konuştu.

    Erdoğan, vakfın niyetinin hayır olması dolayısıyla cehdi, emeği ve gayretinin de hayırlı neticelerle taçlandığını dile getirerek, “Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen, 29 Mayıs 1985’ten beri tekerleğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen, bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    40 yılda kat edilen bu önemli mesafenin her aşamasında, talebeler için yemek pişiren, misafirlere çay ikram eden, yurtların bakım ve temizliğini üstlenen emekçilerden, gençlere danışmanlık yapan, öğrencilere burs bağlayan, tecrübeleriyle birlikte tavsiyelerini de gençlerle paylaşan hayırsever insanlara kadar, yöneticisinden personeline, kurucusundan mütevelli üyesine, vakfın her bir mensubunun payı, emeği, göz nuru ve gönül harcı olduğunu belirterek, hepsine ayrı ayrı teşekkür eden Erdoğan, “Vakfın çatısı altında ter döken, ‘Halka hizmet Hakk’a hizmettir.’ düsturuyla geceyi gündüze katan, ailesinden fedakarlıkta bulunarak burada Allah rızası için koşturan her bir kardeşime şükranlarımı ifade ediyorum.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın gerçekleştirildiği Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’na işaret ederek, şunları söyledi: “Burası görüldüğü gibi böyle bir salon değildi. Burası belediye başkanlığım döneminde Spor Sergi Sarayı idi. Biz Üstat ile burada nice konferansları yaptık. Sayın Demirel’in de Cumhurbaşkanlığı döneminde burayı yıkıp bu hale getirdik. O konferanslarda yıkıldı yıkılacak, Spor Sergi Sarayı’nın öyle bir hali vardı. Ama gel gör ki hamdolsun böyle bir salonu İstanbul’umuza kazandırdık. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfımızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum.”

    “DARBECİLER SIRF MİLLETE DÜŞMANLIKLARINDAN DOLAYI MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ’NİN KAPISINA KİLİT VURDULAR”

    Bir gerçeğin de hafızalara silinmez bir şekilde kaydolduğunu vurgulayan Erdoğan, 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB), Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanın dört bir yanına uzanan, binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınar olduğunu ifade etti.

    Erdoğan, MTTB çatısı altında geçirdiği yıllara değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “MTTB, Türkiye’nin sancılı günlerinde, şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Gençlik yıllarımda aktif görev üstlendiğim MTTB’de, kendilerine ‘ağabey’ diye hitap ettiğim, her birinden çok şey öğrendiğim nice büyüğümüz, nice ilim, kültür ve aksiyon adamımız, nice mütefekkirimiz vardı. MTTB bizim için bir okuldu, çerağları gönül ve zihin dünyamızı aydınlatan bir irfan ocağıydı. Ancak 1980 darbesinin üzerinden silindir gibi geçtiği sivil teşekküllerden biri de unutmayalım MTTB’ydi. Hani diyor ya Karacaoğlan, ‘Aradılar bir tenhada buldular, yaslandılar şıvgalarım kırdılar. Yaz bahar ayında bir od verdiler, yandım gittim ala karlı dağlar iken.’ İşte darbeciler de tamamen keyfi sebeplerle sırf millete düşmanlıklarından dolayı Milli Türk Talebe Birliği’nin kapısına kilit vurdular. Bu ocağı bitirmek istediler ama her MTTB’linin yüreğinde kor bir ateş misali yanan o ruhu, kanında dolaşan o dava şuurunu söndüremediler. Üstat’ın ifadesiyle, kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliğin önüne set çekemediler.” MTTB’ye zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’nın devralındığını, millete ve ümmete hizmet mücadelesinin kesintiye uğramadığını, uğratılmadığını belirten Erdoğan, “Milli Türk Talebe Birliği’nin özünü oluşturan, varoluş gayesini teşkil eden tüm değerler, Birlik Vakfı’nda yeniden temerküz ve tecessüm etmiştir. Bir kapı kapanmış fakat Cenabıallah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 28 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine, en kritik dönemeçlerde, ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında, hakkın ve hakikatin cephesinde gördük.” diye konuştu.

    “HEDEF İNSANDIR, HEDEF AİLEDİR, HEDEF MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİN TAHRİP EDİLMESİDİR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü programında yaptığı konuşmada, medeniyetin büyük mütefekkirlerinden İbn Haldun’un “Geçmiş hadiseler, gelecek olanlara suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” sözünün kendileri için çok anlamlı olduğunu söyledi. Çağın çok hızlı şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü, hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşandığını ifade eden Erdoğan, “Bilgi ve enformasyon geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji ve dijitalleşmenin nimetlerinden azami ölçüde istifade ederken, beraberinde getirdiği yeni tehditler ve sınamaları da çok yakından hissettiklerini belirterek, “Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara 7’den 70’e tüm insanlığa, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz.” diye konuştu.

    “Bugün geldiğimiz noktada İbn Haldun’un işaret ettiği hakikati daha net görebiliyoruz.” diyen Erdoğan, şunları söyledi: “Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık alıyoruz. Mesela, insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin arttırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık.” Bağımlılık, aile kurumuna yönelik saldırılar, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadelenin, yalnızca devlet eliyle yürütülemeyeceğini, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamayacağının altını çizen Erdoğan, “Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmesek, Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımıza da özellikle el ele verip, onlara da el uzatmak onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var.”

    “BİREYİ KÖLELEŞTİRMEYİ HEDEFLEYEN BU MELUN KUŞATMAYI ANCAK EL ELE VERİRSEK KIRABİLİRİZ”

    Her şeyden öte, ailelerin bilinçlenmesine ve meselenin farkına varmasına ihtiyaç olduğunu dile getiren Erdoğan, “Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknofest Gençliği”, “Dinine, kültürüne, ruh köküne bağlı, imanlı, ahlaklı, nitelikli gençler yetiştirmeliyiz.” dedikçe, birilerinin hep rahatsız olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batıdan kopyaladıkları gardırop modernleşmesini yıllarca bu ülkeye ilericilik diye, çağdaşlık diye pazarladılar. Hem batıyı hem doğuyu bilen bir ayağı bu topraklarda, diğeriyle de tüm dünyayı dolaşabilen bir gençliği ideolojilerine tehdit olarak gördüler. Kimse kusura bakmasın bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz.” Derneklerden, vakıflardan, gönüllü teşekküllerden daha fazla inisiyatif almalarını, sorunların çözümünde kendilerine daha fazla yardımcı olmalarını özellikle istirham ettiğini dile getiren Erdoğan, “Burada bu tür meseleleri konuştuğumuzda umutlarımızı zayıflatan bir gerçeği teessüfle dikkatinize sunmak durumundayım. Biz, milli meselelerde güç birliği yapalım dedikçe maalesef muhalefette aynı hüsnü niyeti göremiyoruz. Türkiye’deki muhalefetin, milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı yok. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. ” ifadelerini kullandı.

    “MEZAR BAŞINDA KADEH TOKUŞTURMAK GİBİ SAÇMALIKLARI SAVUNUYORLAR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur, alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor, grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir ne bir öneri ne de siyasetin ufkunu açan bir proje. Her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız. ” Türkiye’ye hizmet aşklarının, enerjilerinin, azimlerinin ve heyecanlarının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Erdoğan, “Rabbim ömür verdikçe gençlerimizle birlikte tüm Türkiye için, milletimizin yanı sıra dünyadaki tüm mazlumlar için çalışmaya devam edeceğiz. Bunu da 40. yaşını şanla, şerefle kutlayan Birlik Vakfı gibi kalbi Türkiye için, kalbi mazlumlar için çarpan siz kardeşlerimle beraber başaracağız.” şeklinde konuştu.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A “100 YILIN DEVLET BAŞKANI ÖDÜLÜ” TAKDİM EDİLDİ

    Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Birlik Vakfı’ının tanıtım filmi gösterildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Kahraman da programda birer konuşma yaptı. Programda, İsmail Kahraman’ı anlatan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Kahraman’la ilgili düşüncelerini paylaştığı “Bir Kahraman, Bin Selam Kutlu Yürüyüş” belgeselinin de gösterimi yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktığında, “MTTB burada reisinin yanında” sloganları atıldı. Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti genel başkan yardımcıları Mustafa Demir ve Hayati Yazıcı, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve davetliler katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kahraman tarafından Birlik Vakfı’nın 40’ncı yılı anısına “100 Yılın Devlet Başkanı Ödülü” verildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. >>>AA

  • Dünyadan 114 Kur’an-ı Kerim mushafı İstanbul’da sergileniyor

    Dünyadan 114 Kur’an-ı Kerim mushafı İstanbul’da sergileniyor

    Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde açılan “Altın Harfler: 114 Mushaf, Tek Kelam (Golden Letters: 114 Mushaf, One Word)” sergisi, İslam tarihinin farklı dönemlerinde yazılmış mushaflar üzerinden ayetler etrafında şekillenen kavramsal dünyayı ziyaretçilerle buluşturuyor. Serginin genel koordinatörü Abdullah Dide Şentürk, gönüllüsü olduğu “mynameislam” platformunun koleksiyonundaki eserlerin sergide izleyiciyle buluştuğunu söyledi. Platform olarak yurt dışındaki yetim ve fakir çocuklar için şenlikler düzenlediklerini ve geliri Gazze’ye bağışlanmak üzere Filistin temalı ürünler ürettiklerini belirten Şentürk, “Mushaf koleksiyonunu farklı ülkelere gittiğimiz için oralardan toparlamıştık. Sonrasında çok özel eserlerle de tamamlayınca aklımıza böyle bir fikir geldi. Kur’an’da 114 sure var. 114 mushafımız olsun, 114 kavramla ilişkilendirelim istedik.” ifadelerini kullandı. Şentürk, sergideki her mushafın birbirinden farklı olduğunu vurgulayarak, “Tema olarak 114 mushaf, 114 kavram ve 114 sure aslında. Sergideki her mushaf bir surede açık ve o sureyle alakalı önemli kavramımız var. Yani o surenin bize vermeye çalıştığı en önemli kavramı aldık ve onu sureyle de ilişkilendirerek mushafın önüne koyduk.” diye konuştu.

    “SULTANAHMET’TE SÜREKLİ BİR SERGİ AÇMAYI PLANLIYORUZ”

    İslam sanatlarının tezhip, hat, ebru gibi güzelliklerini göstermek amacıyla yola çıktıklarını, daha sonra bunun biraz yalın kalacağı düşüncesiyle konsepti genişlettiklerini anlatan Şentürk, şunları kaydetti: “Kur’an-ı Kerim’de geçen hak, hikmet, bereket gibi kavramlar var. Bu kavramları da Dilara Tekin, Şerafettin Kalay, Nureddin Yıldız, Firuzan Çetin ve Mehmet Akif Can hocalarımızla masaya yatırdık. ‘Hangisi olmalı, hangisi olmamalı, neden o olmalı?’ diye konuştuğumuz birçok toplantıdan sonra çıkmış kavramlar bunlar. Yakın zamanda inşallah Sultanahmet’te Kur’an Müzesi ismiyle sürekli bir sergi de açmayı planlıyoruz. Orada yabancılara yönelik hidayet kavramı öne çıkacak, 33 sure üzerinden 33 kavram işlenecek. Mühtedilerin yani sonradan Müslüman olanların imanla ilgili sorularına odaklanan bir çalışma olacak.” Proje çalışmalarının Kur’an-ı Kerim’in bugünün sorunlarına getirdiği çözümlere odaklanan, ailelere ve gençlere yönelik 99 kavram üzerine çalışmalarla başladığını vurgulayan Şentürk, “Daha sonra mushaf adedini, Kur’an’daki sure sayısı olan 114’e çıkarttık. Sergideki en eski eser 1698 yılında Hamburg’da yazılmış Latince bir Kur’an-ı Kerim mushafı. Iraklı hattat İbnül Bevvab’ın mushafı ile Çad, Mısır ve Sudan’dan el yazması eserler de var. Prestij eserlerin tıpkı basımları, Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Şekerzade Seyyid Mehmed’in hatları var. Onun dışında Afrika’da çocukların Kur’an ezberlemek için kullandıkları löh denilen tahtalarımız var. Felak, Nas ve İhlas suresinin olduğu Mısır’da Firuze ve değişik taşlarla işlenmiş üç parçalık eserin üzerinde Felak, Nas ve İhlas sureleri yazıyor. Bir de camekanın içinde çok özel minik mushaflar var. Onlar da genelde el yazması ve deriye yazılmış mushaflar.” dedi.

    “BAZI TABLOLARI GAZZE YARARINA SATIŞA AÇTIK”

    Ziyaretçilerin hem sergiyi gezme hem de sergilenen eserlerdeki kavramlar üzerine sohbet edilen programlara katılma imkanı bulduklarını aktaran Şentürk, “Buraya geldiklerinde tabii ki öncelikle 114 tane birbirinden farklı mushaf görecekler. Türk, Osmanlı, İranlı hattatların, Arap ülkelerinden ve dünyanın değişik bölgesindeki hattatların eserleri var. Mesela Bosna hattı, Endülüs hattı, 10 ciltlik İstanbul mushafı. Bunların tamamını burada görme şansları var. Ayrıca bazı fermanlar, eski beratlar ve Gazze yararına satışa sunduğumuz hat tablolarımız var. Mushaflardan satışımız yok ama bazı tabloları Gazze yararına satışa açtık.” diye konuştu. Şentürk, “mynameislam” platformu olarak hazırladıkları Filistin temalı ürünlere de yer verdiklerine işaret ederek, “Bizim 400 çeşide yakın farklı ürünümüz var. Birçok kuruma, vakıflara, sivil toplum kuruluşlarına, okullara, Amerika’dan Kanada’ya, İsviçre’den Almanya’ya birçok bölgeye gönderdiğimiz ürünlerimizden bir seçki yaptık.” bilgisini verdi.

    SERGİ HAKKINDA

    Sergide erken dönem mushafların sade satır düzenlerinden klasik hat ekollerinin ölçü, oran ve ritimle olgunlaşmış örneklerine uzanan bir görsel dil takip ediliyor. Barındırdığı nadir ve orijinal eserlerle de dikkati çeken sergide, 1698 yılında Hamburg’da Latince “Al Corani” adıyla basılmış mushaf Kur’an’ın Batı dünyasındaki erken dönem baskı tarihine ışık tutarken, deri kaplı, el yazması yaklaşık 140 yıllık Çad mushafı, farklı coğrafyalarda Kur’an yazım geleneğinin sürekliliğini gözler önüne seriyor. İslam tarihinin en kıymetli emanetlerinden biri olarak kabul edilen ve Hz. Osman’a atfedilen Mushaf-ı Şerif de sergide görülebiliyor. Sergide bulunan 44 farklı ülkeden 114 mushafın her biri yazıldığı dönemin estetik anlayışını yansıtırken, “Kelam aynıdır, onu taşıyan formlar zamanla değişir.” hakikatini de hatırlatıyor. Eserlerin yer aldığı salonda sergi süresince Kur’an-ı Kerim ile kurulan ilişkinin farklı yönleriyle ele alındığı söyleşiler ve sahne etkinlikleri izleyiciyle buluşacak. Program kapsamında bugün Nurettin Yıldız “Mushaf Bize Ne Anlatıyor?” ve 16 Ocak’ta Firuzan Çetin “Kur’an’la Yeniden Başlamak” konulu söyleşi yapacak. Saat 10.00-20.00 arasında ziyaret edilebilen serginin son günü 17 Ocak’ta ise “Evlen Zaman İçinde” adlı tek perdelik kara mizah tiyatro oyunu sahnelenecek. >>>AA

  • Gümrük vergisinde geri adım sinyali

    Gümrük vergisinde geri adım sinyali

    Yeni düzenlemeye göre, Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ürünlerde yüzde 30, AB dışı ülkelerden gelen ürünlerde ise yüzde 60 oranında tek ve maktu vergi uygulanacak.

    ÖTV’ye tabi bazı ürünlerde bu oranlara ek olarak yüzde 20 ilave vergi alınacak. Karara yönelik kamuoyundaki tartışmalar sürerken, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten dikkat çeken bir açıklama geldi. Parti MYK toplantısı sonrası konuşan Çelik, düzenlemenin temel amacının tüketici sağlığı, ürün güvenliği ve haksız rekabetin önlenmesi olduğunu vurguladı. Çelik, “Teknolojik gerekliliği olan istisnai durumlarda bazı yeni değerlendirmeler yapılabilir. Bunun kapısı açıktır” ifadelerini kullanarak, düzenlemede esneklik sinyali verdi. Ticaret Bakanlığı’nın aşırı fiyatlamalara karşı da süreci yakından takip ettiğini belirten Çelik’in açıklamaları, özellikle bireysel ve zorunlu ihtiyaçlar açısından düzenlemenin yeniden ele alınabileceği şeklinde yorumlandı. >>>Haber Merkezi

  • Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep turizmine katkı sunuyor

    Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep turizmine katkı sunuyor

    Gaziantep’te dünyaca ünlü “Çingene Kızı” mozaiği başta olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi, ağırladığı yerli ve yabancı turist sayısıyla kent turizmine katkı sunuyor. Tarihi İpek Yolu üzerinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2011 yılında 30 bin metrekarelik alanda kurulan Zeugma Mozaik Müzesi’nde başta “Çingene Kızı” mozaiği olmak üzere “Mars heykeli”, Roma dönemine ait çeşmeler ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda kurtarma kazıları sırasında çıkarılan eşsiz mozaikler sergileniyor. “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne de sahip olan müze, 2025’te ziyaretçi rekoru kırarak kentin turizminde lokomotif görevi üstleniyor. Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, Zeugma’nın Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli müzelerinden biri olduğunu söyledi. Uluslararası tanınırlığı olan Zeugma’nın çok zengin içeriğe sahip olduğunu ifade eden Çomak, “Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep’in, ülkemizin simgesi. Çingene kızı en önemli eserlerimizden birisidir, uluslararası bir marka değeri taşıyan bir eserdir. Çingene kızının dışında da çok önemli eserlerimiz var. Roma ve Yunan mitolojisine konu olan çok önemli mozaikler müzemizde yer alıyor.” dedi.

    “2025 REKORLAR YILIYDI”

    Müzenin 2024 yılında 466 bin ziyaretçi sayısına ulaştığını dile getiren Çomak, şöyle konuştu: “2025 bizim için rekorlar yılıydı. 616 bin ziyaretçiye ulaştık. Çok büyük bir rakam. En önde gelen ziyaretçi sayısına sahip müzeyiz. Ayrıca 16 Mayıs 2025’te tüm zamanların günlük ziyaretçi rekorunu kırmıştık. Bir günde 8 bin 126 kişiyi ağırladık. 2025’te 616 bin rakamlarına ulaştık, inşallah 2026, 2025’ten daha da güzel geçecek. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yaptığı tanıtım çalışmaları için, Valiliğin, Büyükşehir Belediyesinin ve tüm işbirlikçi kuruluşların yaptıkları çalışmalar için teşekkür ediyorum. Müzemizde yeni yılda yeni yeni rekorlar hedefliyoruz.” Müzenin kent turizmine de katkı sunduğunu belirten Çomak, Gaziantep’e kültür turizmi için gelen bütün turların ilk uğradığı yerin Zeugma olduğunu kaydetti.

    ZİYARETÇİLER

    İstanbul’dan kente gelen Dilara Aydın, 2 günlük gezilerinde uğradıkları Zeugma Mozaik Müzesi’ni çok beğendiklerini söyledi. Selin Uymaz, kentteki ilk ziyaretlerini Zeugma Mozaik Müzesi’ne gerçekleştirdiklerini belirterek, “Çingene Kızı’nın bakışları bizi oldukça etkiledi.” ifadelerini kullandı. Sıla Soylu Ulusoy da Samsun’dan geldiklerini dile getirerek, “Özellikle Çingene Kızı’nı internetten çok görmüştüm ama burada görünce çok daha büyüleyici ve etkileyici olduğunu fark ettim.” diye konuştu. >>>AA

  • “İslam sanatlarının yaşatılması çok ama çok önemlidir”

    “İslam sanatlarının yaşatılması çok ama çok önemlidir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılışının ardından sanatçı ve katılımcılarla bir araya geldi. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Erdoğan, Taha suresinden ayetler okudu. Erdoğan, soruları yanıtlamadan önce katılımcılara hitaben konuştu.

    “HİÇ TEREDDÜTSÜZ BU NESLİ ÜLKEMİZDE ÇOĞALTALIM İSTİYORUZ”

    Ardından Yasemin Karaca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Sizi biz aile içi kimliklerinizden yani bir eş olarak, bir evlat olarak, bir dede olarak, bir baba olarak da biliyoruz. Siz bunlardan hangisi olmayı daha çok seviyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Her şeyden önce tabii dedeyim ve 9 tane elhamdülillah torunum var. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var. ‘En az 3 çocuk’ diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım. Bu tabii bizim arzumuz değil, Rabb’imizin emri, sevgili habibinin bizlere sürekli olarak tavsiyesi. ‘Diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim’ diyor Peygamberimiz, öyleyse bunun yerine gelmesi lazım. Bunun için de biz aile derken buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettik. Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbabımucibesi özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.” Karaca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kalabalık aileye verdiği önemin farkında olduklarını belirterek, dünyada şu an genç nüfusun tehdit altında olduğunun birçok raporla ortaya konduğunu ancak Erdoğan’ın bu riski yıllar önce görerek yaklaşık 25 yıldır en az 3 çocuk çağrısında bulunduğunu hatırlattı ve bunu nasıl öngördüğünü sordu.

    “ŞU ANDA EN DOST BİLDİKLERİMİZ BİLE NÜFUSUN ARTIŞINA KARŞI ÇIKIYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan soruya cevap olarak, “Yani bunu gördük ama hala biz bir netice almış değiliz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef yani nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Bu da bizi tabii ciddi manada üzüyor. Şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor. İnşallah Tophane-i Amire’deki bu buluşmamız nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur.” ifadelerini kullandı. Sergiyi kurgularken birkaç neslin işlerini bir araya getirmeye çalıştıklarını aktaran Karaca, hem 200 yıllık tarihi eserleri hem bugüne ait çağdaş eserleri hem de genç sanatçıların işlerini bir arada sunarak büyük bir aile ve nesiller arası bir ilişki kurmaya çalıştıklarını anlattı. Yasemin Karaca’nın, “Sizin ailenizde büyük bir aile olarak bu nesiller arası ilişkiyi koruyor mu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani şu an itibarıyla elhamdülillah bizim ailede şu anda gelişme iyi. Bundan dolayı da mutluyum.” dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Marmara Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Emine Eflanur Güler, Erdoğan’a, “Gençlerle kurduğunuz iletişimin çok güçlü olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün torunlarınız da bu genç neslin bir parçası, onlarla günlük hayata, kültürel yaşama ve sanata dair sohbetler yapıyor musunuz?” sorusunu yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Şimdi bu sabah en küçüğüyle iyi bir muhabbetim oldu. En küçüğü şu anda 2 yaşında. Onunla görüşmemi yaptım ve öyle ayrıldım. O da Baykar grubunun bir yavrusu ve hamdolsun o muhabbet bize ayrı bir dinçlik veriyor. Rabb’im buradaki bütün kardeşlerime de aynı muhabbeti evlatlarından ve torunlarından almayı nasip etsin. Onlar bizi gerçekten dingin kılıyor.” diye konuştu.

    “ESERLERİMİZİ GELECEĞE TAŞIMAK İÇİN HER TÜRLÜ YATIRIMI YAPMAMIZ GEREKİR”

    Hattat Savaş Çevik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “İşin başından beri ülkemizde sanat kurumlarının gelişmesine büyük katkılarda bulundunuz. Atatürk Kültür Merkezi gibi, İstanbul Modern gibi çeşitli önemli camilerin açılışı, kültür merkezlerinin kuruluşu, eski eserlerimizin ihyası ve restorasyonu konularında sayısız çabalarınızı gördük ve teşekkür ediyoruz. Bütün bu faaliyetlerin dünya sanat platformundaki yansımasını nasıl görüyorsunuz? Türkiye’mizin bu, dünya sanat platformundaki yerini ne şekilde etkilemiştir?” şeklinde soru yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle programın yapıldığı Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nin hizmete girmesinin bile çok önemli olduğunu belirterek, “Bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı, biz bugün burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Ama bu eserin hizmete girmiş olması böyle bir toplantıyı burada yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi kimler geçti? Buranın tarihi de bizim için çok çok önemli. Onun için de biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da bu kültür yolu etkinliklerini bu noktada da çok önemli görüyoruz. Ben şu anda bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum ve bu eserler asla ihmal edilmemeli. Bunun hesabını veremeyiz” diye konuştu.

    HEDİYE ESERLERİ SERGİLEME DÜŞÜNCESİ

    Tezhip Sanatçısı Şeyma Okur, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a birçok sanatçının eser takdim ettiğini ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sanata destek vermek adına eserler edindiğini belirterek, “İleride bu eserlerin bir koleksiyon, sergi ya da müze çatısı altında toplanması ve sergilenmesi gibi bir düşünceniz var mıdır?” sorusunu yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bizlere hediye edilen bütün eserleri Kasımpaşa’da, şimdi fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var. Orada eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu Kuzey Deniz saha Komutanlığını bizler ele aldık. Orayı, tamamen restorasyonunu bitiriyoruz ve orası da adeta harabeydi. Kuzey Deniz Saha Komutanlığını gerçekten şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettiyseler, ister hat olsun ister kitaplar olsun ister diğer türlü, her türlü eser olsun bunların hepsini orada inşallah sergileyeceğiz ve orayı da bütün halkımıza açmak suretiyle, oradan hepsinin istifade etmesini sağlayacağız.” ifadelerini kullandı. Serginin Küratörü Yasemin Karaca’nın, “Siz hiç gençliğinizde sanatla ilgilendiniz mi, geleneksel sanatlara ilgi duydunuz mu?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlgilendim dersem doğru olmaz çünkü biz siyasetle ilgilendik.” yanıtını verdi.

    EL YAZMASI KUR’AN-I KERİM TALEBİ

    Katılımcılardan Hafize Zeynep Altun ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, geleneksel sanatlara ilginin gençler arasında yeni yaygınlaşmaya başladığını vurgulayarak, “Sizler bu ilgiyi artırma konusunda ilave ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz ya da ne gibi çalışmalar yapılabilir?” diye sordu. Özellikle hat eserlerine düşkün olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla ilgili de çalışmalarımız oldu, oluyor. En önemlisi de şu anda Mehmed Özçay üstadım da burada, kendilerinden hep bir şeyi istirham ettim. Özellikle cumhurbaşkanlığım döneminde bir Kur’an-ı Kerim yazılması arzum, talebim vardı. Sağ olsun bu eseri de yazdılar ve bizi mutlu ettiler. İnşallah bu da bizim cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olacak. Bununla birlikte ayrıca bir farklı eserin de hamdolsun bitişini gördük. Bunlar da cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olarak ülkemize ve dünyaya kazandırmış olduğumuz iki tane önemli eser olacak.” dedi. Programı aileye ilişkin soruyla bitirmek istediğini belirten Yasemin Karaca, “Yeni aile kuracak gençlere, yeni anne-baba olacak çiftlere, özellikle de genç babalara neler tavsiye edersiniz?” sorusunu yöneltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce bizim babalara da annelere de Rabb’imizin emri çerçevesi içerisinde, Allah’ın emri, sevgili Habibi’nin sünnetine uygun bir hayatı yaşamalarını tavsiye ediyorum.” diye konuştu. >>>AA

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hane İslam  Eserleri Sergisi’nin açılışını yaptı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılışını yaptı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılış programına katıldı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi Açılış Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, açılışta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş (sağ 2) ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy (solda) da eşlik etti. ( TCCB / Murat Kula – Anadolu Ajansı )

    Protokol üyeleriyle serginin açılış kurdelesini kesen Erdoğan, daha sonra sergiyi gezerek eserleri inceledi. Programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de yer aldı. >>>AA