Kategori: Sağlık

  • Acil servisler hizmete alındı: Özkaya yerinde inceledi!

    Acil servisler hizmete alındı: Özkaya yerinde inceledi!

    Ziyaret kapsamında AFSÜ Başhekimi Aydın Balcı ve Üniversite Genel Sekreteri Murat Zengin ile bir araya gelen Özkaya, yenilenen ve genişletilen bölümlerdeki son durum hakkında bilgi aldı. Modern tıbbi cihazlarla donatılan ve hem çocuk hem de yetişkin hastalar için ayrı alanlar sunan bölümlerin, bölgedeki hasta yükünü hafifletmesi bekleniyor.

    “Kaliteyi Artırmak İçin Gayretle Çalışıyoruz”

    İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Milletvekili Ali Özkaya, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmanın ve kaliteyi en üst seviyeye çıkarmanın öncelikleri olduğunu vurguladı. Özkaya, “Şehrimizde sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması için büyük bir gayretle çalışmaya devam ediyoruz,” diyerek yatırımların süreceği mesajını verdi.

  • AFSÜ Hastanesi’nde bir günde 11 çocuk şifa buldu

    AFSÜ Hastanesi’nde bir günde 11 çocuk şifa buldu

    Çocuk hastaların, kasık damarlarından girilerek kalp ve damarlara ulaşılmasını sağlayan kateter yöntemiyle tedavi edildiği işlemlerde, dokuz hastada atriyum olarak bilinen kalbin üst odacıklarında delik oluşumu (Atriyal Septal Defekt) giderildi. İki hastada ise kalpten çıkan iki ana damar arasında kalıcı bir açıklık (Patent Duktus Arteriozus) olarak bilinen damar açıklıkları başarıyla kapatıldı. Prof. Dr. Pektaş, söz konusu işlemlerin, göğüs kafesi açılmadan, kasık damarı yoluyla yapılan ve hastanın ertesi gün normal hayatına dönmesine imkân sağlayan modern yöntemler olduğunu söyledi. Prof. Dr. Pektaş, “AFSÜ Hastanesinde; akademik tecrübemizi, teknolojik imkânlarla birleştirerek çocuklarımızı ameliyat izi olmadan sağlığına kavuşturuyoruz. Kısa süreli takipleri tamamlanan 11 çocuğumuz da işlemlerin ardından sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Kendi memleketimde, 2012 yılından bu yana çocuklarımızın kalp sağlığı için çalışmaktan gurur duyuyorum.” diye konuştu. AFSÜ Hastanesi’nde bir günde 11 çocuğumuzun girişimsel anjiyo ile sağlığına kavuşması, AFSÜ’nün teknik ve personel altyapısı ile hekim tecrübesinin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. Şu an Afyonkarahisar’da tek Çocuk Kardiyoloji uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Pektaş ve ekibi, yoğun mesaileri ile şehrimizin bu alanındaki dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltılıyor. >>>Haber Merkezi

  • Emirdağ’da Öğretmenlere Hayat Kurtaran Eğitim: Temel İlk Yardım

    Emirdağ’da Öğretmenlere Hayat Kurtaran Eğitim: Temel İlk Yardım

    Emirdağ Kredi Yurtlar Kurumu konferans salonunda gerçekleştirilen programda, öğretmenlere temel ilk yardım konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Uzmanlar tarafından verilen eğitimlerde; solunum yolu tıkanıklığı, yaralanmalar ve kalp masajı gibi kritik müdahaleler hem teorik anlatımlarla hem de maketler üzerinde uygulamalı olarak gösterildi.

    Okul Güvenliği İçin Doğru Müdahale Şart

    Eğitim süresince, özellikle okul ortamında ve günlük yaşamda karşılaşılabilecek acil vakalara yönelik senaryolar üzerinde duruldu. Doğru ve hızlı müdahalenin hayat kurtarıcı olduğu hatırlatılarak, öğretmenlerin bu konudaki farkındalıklarının ve pratik becerilerinin artırılması hedeflendi.

    EMİRDAĞ’DA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERE ‘TEMEL İLK YARDIM EĞİTİMİ’ DÜZENLENDİ (ERTUĞRUL ALTINEL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Emirdağ Kaymakamlığı’nın koordinatörlüğünde; Emirdağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Emirdağ İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle, Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi. Eğitim, başarılı geçti.
    EMİRDAĞ’DA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERE ‘TEMEL İLK YARDIM EĞİTİMİ’ DÜZENLENDİ (ERTUĞRUL ALTINEL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Emirdağ Kaymakamlığı’nın koordinatörlüğünde; Emirdağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Emirdağ İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle, Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi. Eğitim, başarılı geçti.

    Öğrenci Güvenliği Güçlendiriliyor

    Eğitim sonunda yapılan değerlendirmede, bu tür programların öğrenci güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak adına büyük önem taşıdığı belirtildi. Katılımcı öğretmenler, edindikleri bilgilerle olası kazalara karşı daha donanımlı hale geldiklerini ifade ettiler.

  • Anadolu Üniversitesi ve AFSÜ arasında  dev iş birliği!

    Anadolu Üniversitesi ve AFSÜ arasında dev iş birliği!

    PharmAfsü Altyapısı Milli İlaç İçin Kullanılacak

    Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in, AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan’ı ziyareti sırasında imzalanan protokol kapsamında; Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinin geliştirdiği ilaç adayı moleküller, AFSÜ bünyesindeki PharmAfsü merkezinde Preklinik ve Faz I klinik çalışmalara dahil edilecek. Bu sayede laboratuvar aşamasındaki çalışmaların klinik uygulama süreçleri hızlandırılacak.

    Alzheimer Hastalığına Karşı Ortak Mücadele

    İki üniversite arasında aylar öncesinden başlatılan ilk somut adımın detayları da paylaşıldı. Alzheimer hastalığına çare olabilecek yeni ilaç adayı moleküllerin geliştirilmesine yönelik yürütülen ortak projede; akademik bilgi birikimi ile ileri araştırma ve klinik altyapı bir araya getiriliyor. Bu iş birliğinden yenilikçi ve özgün tedavi sonuçlarının elde edilmesi amaçlanıyor.




    Bilimsel Güç Birliği ve Uluslararası Hedefler

    İmzalanan protokol, sadece ilaç geliştirme ile sınırlı kalmayıp kurumsal bir zemine de oturuyor:

    • Ortak Projeler: Yüksek lisans ve doktora tezlerinin birlikte yürütülmesi ve akademisyen değişimi teşvik edilecek.

    • Altyapı Paylaşımı: Üniversitelerin araştırma laboratuvarları ortak kullanıma açılacak.

    • Fon Başvuruları: Tübitak ve Avrupa Birliği projeleri başta olmak üzere ulusal ve uluslararası fon kaynaklarına ortak başvurular yapılacak.

  • AFSÜ Hastanesi Acil Servisi, baştan aşağı yenilendi

    AFSÜ Hastanesi Acil Servisi, baştan aşağı yenilendi

    Modern donanımı ve genişleyen hizmet kapasitesiyle dikkat çeken AFSÜ Acil Servisini ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Adem Aslan’a, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Dündar ve Prof. Dr. Ahmet Ali Tuncer ile Genel Sekreter Murat Zengin, Başhekim Doç. Dr. Aydın Balcı, Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şerife Özdinç, Başhemşire Hüseyin Atabek ve ilgili birim amirleri eşlik etti. AFSÜ’de altyapıyı güçlendirme ve modernize etmek için yürütülen planlı çalışmalarla birçok yenilik hayata geçirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda, AFSÜ Hastanesi Acil Servisi de yeni bir görünüme kavuşturuldu. AFSÜ Hastanesinde acil sağlık hizmetlerinin daha etkili verilebilmesi için hasta karşılama alanları, danışma bölümleri ve bekleme salonları modern yerleşim, ışıklandırma ve iklimlendirme altyapısıyla yenilenerek kullanıma açıldı.

    “AFSÜ ACİL SERVİSTE MUAYENE, MÜDAHALE VE BEKLEME ALANLARININ KAPASİTESİ GENİŞLETİLDİ”

    Rektör Aslan, AFSÜ Hastanesi Acil Servisine gelenlerin memnuniyetini artırmak için danışma ve yönlendirme alanlarının yeniden düzenlenerek, acil müdahale odalarının da güncel sağlık standartlarına uygun hâle getirildiğini kaydetti. Prof. Dr. Aslan: “AFSÜ’de sağlık hizmetlerinin kalitesini üst seviyeye çıkarmak, öncelik verdiğimiz konulardan biridir. Bu yönde daha önce başlatılan ve devam eden projelerimizi teker teker hizmete almaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda Acil Servisimiz, vatandaşlarımızın daha kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi için modern bir anlayışla tasarlanıp yenilendi. Yapılan düzenlemeler ile AFSÜ Acil Serviste muayene, müdahale ve bekleme alanlarının kapasitesi genişletildi. Personelimizin özverili gayretleriyle AFSÜ’deki acil sağlık hizmetlerini kesintiye uğratmadan, yenilenen servisimizde hizmete başladık. Emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. AFSÜ Acil Servisinin, erişkin yaş grubunda hem tıbbi hem travma, çocuk yaş grubunda ise travma kaynaklı acil sağlık sorunları ile ilgili başvurulara cevap verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aslan, acil servisin, kavşak konumunda olan Afyonkarahisar ve çevresinde trafik kazalarının fazla görülmesi sebebiyle özellikle travma vakaları için önemli bir tanı ve tedavi merkezi olduğunu dile getirdi.

    “AFSÜ ACİL SERVİSİ YILDA ORTALAMA 48 BİNDEN FAZLA VAKA KABUL EDİYOR”

    Prof. Dr. Aslan şöyle konuştu: “AFSÜ Acil Servisi yılda ortalama 48 binden fazla vaka kabul ediyor. Burası başta Afyonkarahisar ve ilçeleri olmak üzere çevre illerden de hasta kabul eden bir merkez konumundadır. Acil Servisimiz; hasta bakım üniteleri, hasta kabul ve triyaj, yeşil alan polikliniği, enjeksiyon-pansuman ünitesi, resüsitasyon odası, kırmızı alan, sarı alan, yanık-pansuman odası, alçı-atel odası, KBNR odası, psikodestek-KBB-obstetri-jinekoloji odası, röntgen odası, bilgisayarlı tomografisi odası ve acil gözlem ünitelerinden oluşuyor. Acil Servisimize yapılan başvurular, ilk olarak ‘Triyaj ve Hasta Kabul Bölümünde’ değerlendiriliyor ve hastalar bakımlarının devam edeceği uygun alanlara alınıyor. İlk muayene için bekleme süresi 5 dakikanın altında olan servisimizde, hasta yoğunluğunun fazla olduğu vakitlerde bu süre hastaların tedavi önceliğine göre değişebiliyor. Amacımız 7/24 ihtiyaç duyulan acil hizmeti en iyi şekilde vatandaşlarımıza vermektir. Yenilenen Acil Servisimizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.” >>>Haber Merkezi

       

  • Oyuncu Ufuk Özkan’dan sevindiren haber!

    Oyuncu Ufuk Özkan’dan sevindiren haber!

    11 Saat Süren Kritik Operasyon

    Ufuk Özkan’ın ameliyatı yaklaşık 11 saat sürerek oldukça yoğun bir tempoda geçti. Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Cenk Şimşek, ameliyatın ardından yaptığı ilk açıklamada herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını belirtti. Şimşek, “Hastamızı yoğun bakıma aldık. Süreç başarıyla ilerliyor ve yakın takibimiz devam edecek,” diyerek hayranlarının yüreğine su serpti. Oyuncunun kardeşi Umut Özkan da sosyal medya üzerinden yaşadığı büyük sevinci “Mutluluktan uçacağım, Allah’ım sen büyüksün,” sözleriyle paylaştı.

    Can Dosttan hayat veren destek

    Ameliyatın en dikkat çeken detayı ise donörün kimliği oldu. Ufuk Özkan’a karaciğerini veren ismin, geçmişte aynı projelerde rol aldığı oyuncu arkadaşı Salih Kıvırcık olduğu öğrenildi. Kıvırcık, ameliyat sonrası hastane odasından paylaştığı fotoğrafla operasyonun bittiğini ve önlerinde zorlu bir iyileşme süreci olduğunu ifade etti. Ufuk Özkan, ameliyat öncesinde dostu için “O artık sadece yol arkadaşım değil, canımdan bir parça, öz kardeşimdir,” diyerek duyduğu minneti dile getirmişti.

  • Vatandaş, AFSÜ’deki kalp pili uygulamalarıyla şifa buluyor

    Vatandaş, AFSÜ’deki kalp pili uygulamalarıyla şifa buluyor

    Kalbin yavaş ya da düzensiz çalıştığı durumlarda kullanılan kalp pilleri, ani ritim bozukluklarında hayat kurtarıcı olan şok cihazları ve kalp yetmezliği olan hastalar için özel olarak kullanılan destekleyici kalp pilleri, AFSÜ Hastanesi Kardiyoloji Kliniğindeki deneyimli hekimlerimiz tarafından modern yöntemlerle hastalara uygulanıyor. AFSÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. İbrahim Ethem Dural, “Kliniğimizde model ayrımı gözetmeksizin Türkiye’nin farklı şehirlerinde takılmış olan tüm kalp pilleri ve şok cihazlarının ayarları ve rutin kontrolleri yapılıyor. Bu hizmetiyle kliniğimiz, bu kontrollerin kalp pili hizmeti sağlayıcıları olmadan yapılabildiği nadir kliniklerden biridir.” dedi. Doç. Dr. Dural, AFSÜ’nün doğal kalp ritmini taklit eden özel bir kalp pili yöntemi olan sol dal uyarımıyla pil takma işlemlerini başarıyla uygulayarak, ülkemizde bu yöntemin rutin olarak uygulandığı sayılı klinikler arasında yer aldığını da sözlerine ekledi. >>>Haber Merkezi

  • “Kanserden korunmak herkesin hakkıdır”

    “Kanserden korunmak herkesin hakkıdır”

    Dünya genelinde kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kanserin, büyük oranda önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğuna işaret edilen açıklamada; tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite, hareketsiz yaşam, alkol tüketimi ve çevresel faktörlerin kanser riskini artırdığı belirtildi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin ise kanserden korunmada temel rol oynadığı ifade edildi.

    KANSER TARAMALARI ÜCRETSİZ YAPILIYOR

    İl Sağlık Müdürlüğü, erken tanı sayesinde birçok kanser türünde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığını belirterek, Türkiye genelinde ücretsiz kanser tarama programlarının yürütüldüğünü hatırlattı. Bu kapsamda; 40–69 yaş arası kadınlara iki yılda bir meme kanseri için mamografi, 30–65 yaş arası kadınlara beş yılda bir rahim ağzı kanseri için HPV-DNA testi, 50–70 yaş arası kadın ve erkeklere iki yılda bir kalın bağırsak kanseri için gaitada gizli kan testi uygulanıyor.

    RİSK GRUBUNDA BULUNAN VATANDAŞLARA DAVET

    Söz konusu taramaların Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde (SHM) tamamen ücretsiz olarak yapıldığı belirtildi. Açıklamanın sonunda, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün toplumda farkındalık oluşturmayı ve bireyleri koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmaya teşvik etmeyi amaçladığı ifade edilerek, risk grubunda bulunan tüm vatandaşlar ücretsiz tarama ve danışmanlık hizmetlerinden faydalanmaya davet edildi. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, “Kanserden korunmak herkesin hakkıdır. Erken teşhis hayat kurtarır” mesajını yineledi. >>>Haber Merkezi

  • AFSÜ ve Karabük Üniversitesi’nden dev iş birliği

    AFSÜ ve Karabük Üniversitesi’nden dev iş birliği

    Sosyalfest, 10-11 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde gerçekleştirilecek. AFSÜ, bu büyük organizasyonda sağlık ve sosyal bilimlerin kesiştiği noktada yenilikçi projelerin geliştirilmesine öncülük edecek. KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Sosyalfest’in Türkiye çapında bir “üniversiteler hareketi” haline geldiğini vurgulayarak, AFSÜ’nün katılımının festivali daha da güçlendirdiğini belirtti.

    “Sosyal bilimler birliğimizin anahtarıdır”

    İmza töreninde konuşan AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, günümüzde yaşanan pek çok sorunun temelinde sosyal bilimler alanındaki eksikliklerin yattığına dikkat çekti. Aslan, şu ifadeleri kullandı:

    “İslam dünyasının ve coğrafyamızın şu andaki sorununun, sosyal bilimler alanındaki çalışmaların derinleştirilememesinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Eski gücümüzü kazanmamız ve birliğimizi sağlamamız açısından sosyal bilimler hayati öneme sahip. Bu alandaki her türlü çalışmaya destek vermeye devam edeceğiz.”

  • Gece terlemesi ihmale gelmez: Hangi hastalıkların habercisi olabilir?

    Gece terlemesi ihmale gelmez: Hangi hastalıkların habercisi olabilir?

    Gece terlemesinin altında yatan nedenler

    Gece terlemesi tek başına bir hastalık değil, genellikle başka bir tablonun semptomudur. Uzmanlar bu durumun başlıca nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

    • Enfeksiyon Hastalıkları: Tüberküloz (verem), brusella, HIV ve kemik iltihabı gibi kronik enfeksiyonlar.

    • Kanser Türleri: Özellikle lenfoma ve lösemi gibi kan ve lenf sistemi kanserlerinin ilk belirtilerinden biri aşırı gece terlemesidir.

    • Hormonal Sorunlar: Tiroid bezinin hızlı çalışması (hipertiroidi), menopoz, andropoz ve böbrek üstü bezi tümörleri.

    • Diyabet: Kan şekerinin uyku sırasında aşırı düşmesi (hipoglisemi) veya yükselmesi.

    • İlaç Yan Etkileri: Bazı antidepresanlar, ateş düşürücüler ve hormon ilaçları.

    • Uyku Bozuklukları: Uyku apnesi gibi nefes darlığına yol açan durumlar.

    İÇ HASTALIKLARI UZMANI UZM. DR. YASEMİN TURGUT SEZGİN (İHA/SAMSUN-İHA)
    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Turgut Sezgin, gece terlemesinin çoğu zaman göz ardı edildiğini ancak önemli sağlık sorunlarının işareti olabileceğini söyledi.

    Ne zaman doktora gidilmeli?

    Eğer gece terlemesine aşağıdaki şikayetler eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır:

    1. İstemsiz kilo kaybı: Kısa sürede belirgin zayıflama.

    2. Tekrarlayan ateş: Nedeni bilinmeyen yüksek ateş veya titreme.

    3. Sürekli halsizlik: Gün boyu devam eden yorgunluk hissi.

    4. Uykunun bölünmesi: Terleme nedeniyle her gece uyanmak ve kıyafet değiştirmek zorunda kalmak.

    Hangi bölüme başvurulmalı?

    Gece terlemesi şikayeti olan kişilerin ilk başvurması gereken birim İç Hastalıkları (Dahiliye) bölümüdür. Yapılacak kan tahlilleri, tam kan sayımı ve gerekli görüntüleme tetkikleriyle altta yatan neden tespit edilerek hasta ilgili branşlara (Hematoloji, Endokrinoloji veya Enfeksiyon Hastalıkları) yönlendirilir.

  • Afyonkarahisar’da 12 ambulans ve 1 UMKE aracı hizmete alındı

    Afyonkarahisar’da 12 ambulans ve 1 UMKE aracı hizmete alındı

    “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda, Acil Sağlık Hizmetleri’nin gücünü artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından Afyonkarahisar’a tahsis edilen 12 ambulans ve 1 UMKE Medikal Kurtarma Aracı için Hizmete Alım Töreni düzenlendi.

    Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törene, Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı başta olmak üzere il protokolü katıldı. Törende, yeni araçların il genelinde acil sağlık hizmetlerinin daha hızlı ve etkin sunulmasına önemli katkı sağlayacağı vurgulandı.





















    İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, yaptığı değerlendirmede, araç filosunun güçlendirilmesiyle birlikte özellikle acil müdahale kapasitesinin arttığını belirterek, vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin daha da yükseleceğini ifade etti.

    Program, araçların hizmete alınmasıyla sona erdi.

  • Afsü iş birliklerini genişletiyor: Bursa ve Sakarya ile protokol

    Afsü iş birliklerini genişletiyor: Bursa ve Sakarya ile protokol

    Zafer Sağlık Külliyesinde gerçekleştirilen imza töreniyle hayata geçen protokoller; bilimsel araştırmalar, lisansüstü eğitim, ortak projeler ve akademik çalışmaların artırılmasını hedefliyor. Bu iş birliği sayesinde üniversiteler arasında bilgi transferi ve altyapı paylaşımının sağlanması, böylece her üç kurumun da akademik standartlarının daha yukarı taşınması amaçlanıyor.

    Rektör Aslan: “Önemli bir sinerji oluşacak”

    Afsü Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, imzalanan protokollerin ardından yaptığı açıklamada, bu tür akademik ortaklıkların katma değeri yüksek sonuçlar doğuracağını vurguladı. Aslan, ortak yürütülecek projelerin ve tez çalışmalarının üniversiteler arasında güçlü bir sinerji oluşturacağını ve özellikle sağlık teknolojileri ile uygulama alanlarında bilime önemli katkılar sunacağını ifade etti.


  • Yenilikçi tarım teknolojileri firmasından Afsü’ye ziyaret

    Yenilikçi tarım teknolojileri firmasından Afsü’ye ziyaret

    Ziyaret heyeti; üniversitenin üretim ve Ar-Ge üsleri olan PharmAfsü, Afsü Teknoloji Transfer Ofisi ve Aflora birimlerini gezdi. Ayrıca Atatürk Sağlık Hizmetleri MYO Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü laboratuvarlarını da inceleyen konuklar, burada yürütülen modern tarım ve bitki işleme teknikleri hakkında uzmanlardan bilgi aldı.


    Tıbbi bitkiler üzerinden ortak proje hedefi

    Görüşmelerin ana gündem maddesini tıbbi ve aromatik bitkiler temelli ürün geliştirme süreçleri oluşturdu. Üniversitenin akademik bilgisi ile sanayinin teknolojik gücünü birleştirmeyi hedefleyen taraflar; yeni Ar-Ge çalışmaları, ortak projeler ve sürdürülebilir üniversite–sanayi iş birliği modelleri üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

  • “Veremle mücadele için bilinçlenelim”

    “Veremle mücadele için bilinçlenelim”

    Artık eskisi kadar sık görülmediği için etkisini yitirdiği ve tarihe karıştığı zannedilen vereme (tüberküloz), Dünya çapında 2023 yılında 10,8 milyon kişi yakalandı ve 1,25 milyon kişi de bu hastalık sebebiyle hayatını kaybetti.

    VEREM NEDİR VE NASIL BULAŞIR?

    Verem, hava yoluyla bulaşan Mycobacterium tuberculosis bakterisinin sebep olduğu ve genellikle akciğerleri etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır. Yani veremin etkisi sadece akciğerlerle sınırlı değildir; bu hastalık kemikler, böbrekler veya lenf bezleri gibi vücudun başka kısımlarını da etkileyebilir. Veremin, hava yoluyla bulaştığını söyledik. Örneğin aktif verem hastası bir kişi öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda, havaya küçük damlacıklar saçar. O kişi ile aynı ortamları paylaşan kişilerin bu damlacıkları solunmasıyla verem onlara da bulaşabilir.

    VEREM MİKROBU VÜCUDA GİRDİĞİNDE HEMEN HASTALIK GÖRÜLÜR MÜ?

    Hayır, verem mikrobu vücuda girdiğinde herkes hemen hastalanmaz. Bağışıklık sistemi, mikrobu uyku durumunda tutabilir. Bu duruma latent verem enfeksiyonu denir. Risk faktörlerine göre latent enfeksiyon aktif vereme dönüşebilir.

    VEREMLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR NELERDİR?

    Bu hastalık hakkında halk arasında bazı yanlış kanılar mevcut. Örneğin, veremin sadece yoksullarda görüldüğü veya tedavi edilemez bir hastalık olduğu düşünülür. Oysa bu hastalık sosyoekonomik durumdan bağımsız olarak herkesi etkileyebilir ve modern tedavi yöntemleriyle tamamen tedavi edilmesi mümkündür. Toplumsal bilinç ve destek, veremle mücadelede kritik bir rol oynar. Farkındalığın artması, erken teşhis ve tedaviye erişimi kolaylaştırır. Ayrıca, hastaların tedavi sürecinde yalnız hissetmemeleri ve damgalanmamaları için toplumsal destek hayati önem taşır

    VEREMDEN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?

    Veremden korunmanın en etkili yolu, BCG (Bacillus Calmette-Guerin) aşısı olmaktır. Ayrıca, hasta kişilerle temastan kaçınmak, yaşam alanlarını düzenli olarak havalandırmak ve sağlıklı beslenmek de korunmada etkilidir.

    BU HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR VE TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

    Veremin başlıca belirtileri iki haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybıdır. Ayrıca göğüs ağrısı ve kanlı balgam da görülebilir. Evet, veremin tedavisi mümkündür ve genellikle başarılıdır. Tedavi, birkaç farklı antibiyotiğin genellikle altı ay veya daha uzun süre boyunca düzenli olarak kullanılmasını içerir. Bu süreçte hekimin talimatlarına kesinlikle uyulması hem hasta hem de hasta yakınları için büyük önem taşır.

    TEDAVİ SÜRECİNDE NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİR?

    Tedavi sürecinde en kritik nokta, ilaçların düzenli ve hekimin belirttiği süre boyunca kullanılmasıdır. Erken iyileşme belirtileri görülse bile, tedavi asla kesilmemelidir. Ayrıca, dengeli beslenme, yeterli uyku ve hijyen kurallarına riayet etmek de iyileşme sürecini destekler.

    VEREM TAMAMEN TEDAVİ EDİLSE BİLE TEKRARLAR MI?

    Tedavi tam ve eksiksiz olarak tamamlandığında, veremin tekrarlama riski son derece düşüktür. Önemli olan, tedaviye sadık kalmak ve hekim takibini sürdürmektir. Bağışıklık sistemi, veremle mücadelede kritik bir role sahiptir. Güçlü bir bağışıklık sistemi, bakterinin vücuda girmesi durumunda bile hastalığın gelişmesini önleyebilir. Sağlıklı yaşam tarzı, bağışıklığı güçlendirmenin anahtarıdır. Verem tedavisi tamamlandıktan sonra da düzenli kontroller önemlidir. Sağlıklı yaşam tarzını sürdürmek, dengeli beslenmek ve yeterince dinlenmek, vücudun tamamen toparlanmasına yardımcı olur ve hastalığın nüksetmesi riskini azaltır.  >>>Haber Merkezi

  • AFSÜ Diş Hastanesi’nde genel anesteziyle tedavi artık 5 gün

    AFSÜ Diş Hastanesi’nde genel anesteziyle tedavi artık 5 gün

    AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Aslan, “Bu protokolle genel anestezi, yatış ve gerektiğinde yoğun bakım tedavileri için ihtiyaç duyulan hizmetlerin iki hastanemiz arasında koordineli yürütülerek hafta içi bütün günlerde tam kapasite hasta alınması planlandı. Bu düzenleme ile amacımız, genel anestezi sırası bekleyenlerin en kısa sürede bu hizmetten faydalanması, Afyonkarahisar dışına gitmeden AFSÜ hastanelerinden hızlı, etkin, kaliteli ve konforlu bir şekilde hizmet almasıdır.” dedi.

    TEDAVİSİ ÖNCELİK TAŞIYANLARIN HİZMETE ERİŞİMİ HIZLANACAK

    AFSÜ bünyesinde genel anestezi altında gerçekleştirilen diş tedavilerine yönelik hasta kabul, yatış ve ameliyathane süreçlerini standardize eden yeni bir iş birliği protokolü uygulamaya alındı. AFSÜ Diş Hastanesi ile AFSÜ Hastanesi arasında yapılan düzenleme ile genel anestezi gereksinimi nedeniyle tedavisi aciliyet taşıyan ve randevu/işlem bekleyen çocuk hastaların daha planlı ve güvenli biçimde hizmete erişimi sağlanacak. Çocukların genel anestezi altındaki işlemlerinin Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Ana Bilim Dalı; yetişkinlerin genel anestezi altındaki tedavilerinin Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı koordinasyonunda yürütüldüğü bilgisini veren AFSÜ Diş Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ömer Ekici, genel anestezili diş tedavilerinde engelli ve özel gereksinimli bireylere öncelik sağlandığını söyledi.

    Genel anestezi ile diş tedavisine yönelik artan talep doğrultusunda, AFSÜ’deki süreçleri iyileştirmek üzere, son olarak 2 Ekim 2025 tarihinde düzenleme yapıldığını kaydeden Doç. Dr. Ekici, o tarihten sonra genel anestezi ile diş tedavisi işlemlerinin haftada bir gün yerine iki gün olacak şekilde uygulanmaya başlandığını dile getirdi. Doç. Dr. Ekici şöyle konuştu: “AFSÜ Diş Hastanesindeki bekleyen hasta yoğunluğu ve hizmet ihtiyacı sebebiyle yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyuldu. Yaptığımız protokol ile devreye alınan yeni düzenleme ile hem anestezili tedavilerde hizmet sunumunun hafta içi her gün olacak şekilde planlıyor hem de birimler arası eşgüdümün güçlendirilmesini hedefliyoruz.”

    AMAÇ AFSÜ’NÜN HİZMET KAPASİTESİNİ ARTIRMAK

    AFSÜ Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aydın Balcı, imzalanan “Genel Anestezi Altında Diş Tedavileri İçin İş Birliği ve Yatış–Ameliyathane Uygulama Ek Protokolü”nün, AFSÜ Diş Hastanesi ve AFSÜ Hastanesi arasında yapılan ön görüşmelerde hizmet kapasitesinin artırılması ile işleyişte karşılaşılan sorunların çözüm yolları ele alınarak hazırlandığını söyledi. Prof. Dr. Balcı, “AFSÜ hastaneleri arasında hasta akışının öngörülebilir şekilde yönetilmesi ve klinik öncelik gerektiren durumlarda hızlı karar alma mekanizmalarının işletilmesi önem verdiğimiz hususlardır. Bu anlamda protokol ile sorunların ve aksaklıkların yakın diyalog ve iş birliği içinde çözülmesini karar altına aldık. Hastalarımız, şehrimiz ve AFSÜ için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi. Rektörlük makamındaki protokol imzasında, AFSÜ Diş Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Akpınar, Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burcu Güçyetemez Topal ve Pedodonti Genel Anestezi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Hatice Türkoğlu da hazır bulundu. >>>Haber Merkezi

  • “Sakarya övünüyor, Afyon bekliyor”

    “Sakarya övünüyor, Afyon bekliyor”

    Demirkırkan, “AKP Sakarya Milletvekilleri Lütfi Bayraktar ve Çiğdem Erdoğan, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre Sakarya’nın sağlık hizmetlerinde Türkiye birincisi olduğunu duyurdular. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetlerinin kalitesini ölçmek amacıyla uyguladığı GÖREN (Görev-Eylem-Netice) sistemi sonuçlarına göre 38 farklı parametrede yapılan değerlendirmede 81 il arasında Sakarya birinci sırada yer alırken, Samsun ikinci, Denizli üçüncü sırada yer aldı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; hasta memnuniyeti, randevu süreleri, hizmet verimliliği ve sağlık hizmetlerine erişim başlıklarında Afyonkarahisar Türkiye genelinde 53. sırada yer alabildi. Komşularımızdan Denizli 3, Eskişehir 7, Kütahya 15, Isparta 25, Burdur 32, Uşak’ın 39 sırada yer aldığı listede Afyonkarahisar 53’üncü sırada. Tüm istatistiklerde olduğu gibi komşularımızın gerisinde yer alıyoruz. İktidar partisi yetkilileri hala ‘Ege’nin Yıldızı’ yalanına sarılmaya devam ediyorlar” dedi.

    “SAĞLIKTA VİTRİN SAKARYA, ARKA RAF AFYON”

    “Bu tabloya bakınca insan ister istemez merak ediyor” diyen Demirkırkan, “Aynı iktidar, aynı bakanlık, aynı sistem altında Sakarya birinci olurken, Afyonumuzun bu tabloya mahkum edilmesi düşündürücüdür. Sakarya AKP milletvekilleri illerinin başarısıyla övünürken, Afyonkarahisar AKP milletvekillerinin bu sıralamaya dair tek bir cümle kurmaması dikkat çekicidir. Bu sessizlik başarısızlığın kabulüdür. Anlaşılan onlara göre Afyon’da sorun yok. Sadece vatandaş aylarca randevu bekliyor; sağlık hizmetlerine erişimde zorlanıyor; memnuniyetsizlik yaşıyor. Biz sormaya devam edeceğiz: Afyonkarahisar, iktidarın vitrini değil de arka rafı mıdır? Afyonlu yurttaş, sağlık hizmetinde neden Türkiye ortalamasının gerisinde bırakılmıştır? Bu sessizlik, başarısızlığın kabulüdür. Afyonkarahisar kaderine terk edilecek bir şehir değildir. Sağlıkta da, diğer tüm alanlarda da bu tabloyu değiştirmek mümkündür. Yeter ki siyasi irade Afyon’dan yana olsun” ifadelerine yer verdi. >>>Haber Merkezi

  • AFSÜ Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi, 7/24 hizmete devam ediyor

    AFSÜ Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi, 7/24 hizmete devam ediyor

    AFSÜ’nün Hemodiyaliz Ünitesinin 18 Şubat 2004 tarihinden bu yana halkımıza başarılı bir şekilde hizmeti sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, “Üniversitemizin bu ünitesi, nefroloji uzmanı iki Doçent Doktor, 1 Nefroloji yan dal araştırma görevlisi, 6 Hemşire ve 3 Diyaliz teknikerinden oluşan kalifiye ekibiyle pazar günleri dâhil 7 gün 24 saat hizmet sunuyor.” dedi. Prof. Dr. Aslan’ın AFSÜ Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi ziyaretine, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. İbrahim Keleş ve Prof. Dr. Ahmet Ali Tuncer ile Genel Sekreterimiz Murat Zengin, AFSÜ Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aydın Balcı, Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Onur Tunca, Arş. Gör. Dr. Hasan Erdal ve Başhemşire Hüseyin Atabek eşlik etti. Günlük ortalama 20 vatandaşın hizmet aldığı AFSÜ Hemodiyaliz Ünitesinde her bir hastanın haftada 3 gün gelerek 4 saat boyunca diyalize girdiğini kaydeden Prof. Dr. Aslan, bu ünitede tedavi gören vatandaşlara, üniversitenin imkânları ile ulaşım hizmeti de sağlandığını sözlerine ekledi.

    “AFSÜ EV HEMODİYALİZİ MERKEZİ İÇİN SÜREÇLERİ BAŞLATTIK”

    Prof. Dr. Aslan şöyle konuştu: “Yatak kapasitesi 10 olan AFSÜ Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi, 8 Yoğun Bakım Servisinde 12 cihazla yatan hastalarımıza da hizmet veriyor. Böylece AFSÜ’de, 22 hastamıza anlık olarak diyaliz hizmeti sağlayabiliyoruz. 7/24 hizmet veren Diyaliz Ünitemiz tarafından, yataklı servislerde yatan hastalar için aylık 500 seansı bulan diyaliz hizmeti de gerçekleştirilmektedir. Hemodiyaliz Ünitemiz bir eğitim merkezi olarak da hizmet görüyor. Burada, böbrek yetmezliği bulunan bireylerin diyalizlerini kendilerinin yapabilmesini sağlayan bir yöntem olan Periton Diyaliz (Karın Diyalizi) konusunda Afyonkarahisar ile çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşlarımıza 2008 yılından beri eğitim veriliyor. Bu vatandaşlarımız AFSÜ Hastanesinde aldıkları eğitimin ardından, evlerinde diyalizlerini kendileri yapabiliyor.” AFSÜ bünyesinde, kronik böbrek hastalarının tedavi konforunu artıran ev hemodiyalizi konusunda hizmet verecek bir merkezin faaliyete geçirilmesi konusunda gerekli adımları attıklarını belirten Prof. Dr. Aslan, “AFSÜ Hastanesi Ev Hemodiyalizi Merkezi kurulması amacıyla gerekli yasal başvuru süreçlerini başlatmış bulunuyoruz. İnşallah en kısa sürede bu alanda da hastalarımıza AFSÜ kalitesinde hizmet vermeyi hedefliyoruz.” dedi. >>>Haber Merkezi

  • Burun ameliyatı olan genç, hayatını kaybetti

    Burun ameliyatı olan genç, hayatını kaybetti

    Olay, 26 Ocak günü Bağcılar Güneşli Mahallesi’ndeki bir hastanede meydana geldi. İddiaya göre, daha önce burun ameliyatı için tıp merkezine gelen Bilal Ergin (29), aylar sonra tekrar aynı yerden randevu aldı. Ameliyat sırasında narkoz verilen Ergin, nefes alamadı. Durumu kötüleşen genç, aynı gün içinde Bayrampaşa’da özel bir hastaneye sevk edildi. Ergin, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bilal Ergin’in ailesi, ameliyat sırasında fenalaştığı ve birinci narkozun etkisi bitmeden ikinci kez narkoz verildiğini ileri sürdü. Ameliyat sırasında ihmal iddiaları üzerine aile, tıp merkezinden şikayetçi oldu. Gencin cenazesi, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Burada yapılacak otopsinin ardından Bilal Ergin’in cenazesi defnedilmek üzere memleketine götürülecek.

    “NEFES ALMADIĞI İÇİN İKİNCİ NARKOZU VURDULAR”

    Kardeşinin 8 ay önce aynı yerde burun ameliyatı olduğunu belirten ağabeyi Serdar Ergin, “Olay Pazartesi günü oldu. Saat 13.00 sıralarında ameliyat oldu. Ameliyattan sonra narkoz etkisinden çıkardıktan sonra kardeşim nefes alamadı. Nefes almadığı için ikinci narkozu vurdular. İki saat boyunca kardeşim nefessiz kaldı. Benim kardeşimi iki saat sonra Bayrampaşa’da özel bir hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca nefes alamadı. Akciğerlerine kan gitti. Akciğerlerinde kan toplaması olduğu için gece 02.00’da kalp krizi geçirdi. 20 dakika boyunca kalbi durdu. 20 dakika sonra kendine geldi ama oradaki doktorlar umut vermediler. Bugün de vefat etti. Yüzde yüz bir ihmal var. Benim kardeşim uyandıktan sonra zaten yüzü morarıyor. Nefes almadığı için ikinci dozu vuruyorlar, uyutuyorlar. Korkuyorlar, iki saat boyunca kardeşim nefes almıyor. Operasyonda bir şey mi oldu, damarı mı kestiler? Akciğerlerine kan gitti. Bugün saat 11.00 sıralarında hastaneye polis geldi, şikayetçi olduk. Kardeşim 30 yaşına giriyordu. Gencecikti, hiçbir şeyi yoktu. Sapasağlam kliniğe gitti ve cenazesini alıyoruz” dedi. >>>İHA

    SERDAR ERGİN (MEDENİ TOPALOĞLU/İSTANBUL-İHA)
    İstanbul Bağcılar’da özel bir cerrahi tıp merkezinde ikinci kez burun ameliyatı olan 29 yaşındaki genç fenalaştı. Tıp merkezinde yoğun bakım ünitesinin olmaması üzerine genç, Bayrampaşa’da sevk edildiği hastanede hayatını kaybetti. Gencin ailesi, tıp merkezinde iki sefer üstü üste narkoz verildiğini ve ameliyat sırasında ihmal olduğunu ileri sürerek, merkezden şikayetçi oldu.
  • Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri

    Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri

    Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.

    UZM. DR. BÜŞRA DEMİRCİ (İHA/İSTANBUL-İHA)
    Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, “Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir” dedi.

    “SAÇ DÖKÜLMESİ HER ZAMAN HASTALIK ANLAMINA GELMEZ”

    Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, “Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir” diye konuştu.

    “STRES NEDEN OLABİLİR”

    Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, “Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle ‘telogen effluvium’ olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar” dedi.

    “VİTAMİN VE MİNERAL EKSİKLİKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

    Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, “Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir” açıklamasında bulundu.

    “GENETİK VE HORMONAL FAKTÖRLER ETKİLİ OLABİLİR”

    Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, “Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir” dedi.

    “DOĞUM SONRASI DÖKÜLME ÇOĞU ZAMAN KALICI DEĞİLDİR”

    Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır” şeklinde konuştu.

    “SIKI SAÇ MODELLERİ RİSKİ ARTIRIYOR”

    Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, “Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir” dedi.

    “TAKVİYELER BİLİNÇSİZ KULLANILMAMALI”

    Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, “Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır” dedi.

    “BESLENME VE YAŞAM TARZI SAÇ SAĞLIĞINDA BELİRLEYİCİ”

    Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, “Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

    “ERKEN BAŞVURU TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR”

    Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, “Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı. >>>İHA

  • “Pişirirseniz Vitamini Öldürürsünüz”

    “Pişirirseniz Vitamini Öldürürsünüz”

    Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında patlama yaşanırken, bağışıklık sistemini ayakta tutmak için C vitamini hayati önem taşıyor. Uzmanlardan gelen ezber bozan açıklamaya göre, sebzeler meyvelerden çok daha fazla C vitamini içeriyor.

    Prof. Dr. Hüdayi Ercoşkun, sebzelerin 100 gramında 200 miligrama kadar C vitamini bulunabildiğini, meyvelerde ise bu oranın en fazla 80 miligramda kaldığını belirtti. Yapılan araştırmalara göre 100 gram ürün başına 100 ila 190 miligram arası C vitamini içeren maydanoz, yeşil ve kırmızı biber, roka ve brokoli listenin en başında yer alıyor. Popüler olarak bilinen portakal, mandalina, kivi ve çilek gibi meyveler ise 45 ila 75 miligramlık değerlerle sebzelerin gerisinde kalıyor.

    HAVALARIN SOĞUMASIYLA GRİP VAKALARINDA ARTIŞ YAŞANIRKEN, DÜZENLİ VE SAĞLIKLI BESLENMEK, C VİTAMİNİ AĞIRLIKLI GIDALARLA BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLÜ TUTMAK ÖNEM TAŞIYOR. (AZİZE AKPINAR/BURSA-İHA)
    Havaların soğumasıyla grip vakalarında artış yaşanırken, düzenli ve sağlıklı beslenmek, C vitamini ağırlıklı gıdalarla bağışıklığı güçlü tutmak önem taşıyor.

    C vitamininin ışığa, oksijene ve sıcaklığa karşı çok hassas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ercoşkun, sebzeler pişirildiğinde C vitamini aktivitesinin hızla azaldığını ifade etti. Bu nedenle özellikle maydanoz, roka ve dereotu gibi ürünlerin taze ve çiğ tüketilmesinin günlük ihtiyacın karşılanmasında kritik rol oynadığı belirtildi.

    Günlük C vitamini ihtiyacı yetişkin erkekler için 90, kadınlar için 75, gebe ve emzikli anneler için ise 120 miligrama kadar çıkabiliyor. Uzmanlar, C vitamini takviyesinin yanı sıra yeterli sıvı tüketimi, düzenli uyku ve stres yönetiminin kış hastalıklarına karşı en etkili korunma yollarından biri olduğunu hatırlatıyor.

  • Sofraların vazgeçilmezi sağlık tehdidine dönüştü: En tehlikeli ekmek türü belli oldu!

    Sofraların vazgeçilmezi sağlık tehdidine dönüştü: En tehlikeli ekmek türü belli oldu!

    Genel kanının aksine sadece beyaz ekmek değil, “sağlıklı” maskesiyle satılan işlenmiş esmer ekmekler en büyük riski taşıyor. Uzmanlar, tam buğday veya çavdar görüntüsü vermek amacıyla içine karamel, pekmez veya renklendirici katılan sahte ekmeklerin kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olduğunu vurguluyor. Özellikle paketli ve aşırı işlenmiş bu ürünler, tüketiciyi yanıltarak metabolizmayı altüst ediyor.

    KAN ŞEKERİNDE ŞOK

    İştah kabartan o beyaz ve aşırı yumuşak dokulu ekmeklerin vücuda etkileri oldukça ağır seyrediyor. Tüketildiği anda glisemik indeksi zirveye taşıyan bu ürünler, kısa süre sonra şiddetli acıkma hissi ve tatlı krizlerini tetikliyor. Vücutta mevsimsel bir şok etkisi yaratan bu ani yükselişler, uzun vadede insülin direnci ve kilo problemlerine kapı aralıyor.

    HÜCRELERİ AÇ BIRAKAN BOŞ KALORİLER

    İşlenme sürecinde buğdayın en besleyici kısımları olan rüşeym ve kepeğinden arındırılan ekmekler, vücuda besin değeri sağlamak yerine sadece boş kalori yüklüyor. Beslenme uzmanları, bu tür ekmekleri tüketenlerin karnının doyduğunu ancak hücrelerinin besinsiz kaldığını belirtiyor. Raf ömrünü uzatmak için eklenen koruyucu maddeler ise bağırsak florasını bozarak bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

    GERÇEK EKMEĞİ AYIRT ETMENİN YOLLARI NELER?

    Peki, doğru seçim nasıl yapılmalı? Uzmanların tavsiyesine göre; gereğinden fazla parlak, aşırı yumuşak ve şüpheli derecede ucuz olan ekmeklerden uzak durulması gerekiyor. Sağlıklı bir yaşam için geleneksel yöntemlerle üretilmiş gerçek ekşi mayalı, tam tahıllı ve içeriğinde sadece un, su, tuz bulunan ekmeklerin tercih edilmesi hayati önem taşıyor. Ankara ve çevresindeki fırınlarda geleneksel yöntemlere dönüşün, toplum sağlığı açısından kritik olduğu ifade ediliyor.

  • Görünmez tehlike: 3 dakika içinde patladı!

    Görünmez tehlike: 3 dakika içinde patladı!

    İstanbul Gaziosmanpaşa’da ikamet eden genç kadın, yaklaşık 7 yıldır kullandığı torbaya kaynar su doldurarak karnına yerleştirdi. Sadece üç dakika sonra torbanın patlamasıyla birlikte uyluk ve karın bölgesinde şiddetli bir yanma hisseden Turhan, panikle kıyafetlerini çıkararak ilk müdahaleyi yaptı. Hastaneye ulaştığında ise uzman doktorlar tarafından vücudunda ikinci derece derin yanıklar tespit edilerek tedavi altına alındı.

    KAYNAR SU PATLAMAYI TETİKLİYOR

    Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, kış döneminde bu tarz yaralanmaların hızla arttığını belirtti. Özellikle plastik malzemeden üretilen torbaların zamanla yıprandığına ve dayanıklılığını kaybettiğine dikkat çeken uzmanlar, Deniz Turhan’ın olayında olduğu gibi 6-7 yıllık ürünlerin kullanılmasının büyük bir risk taşıdığını vurguluyor. Ayrıca torbanın içine konulan suyun derecesinin çok yüksek olması, içerideki basıncı artırarak patlamaya zemin hazırlıyor.

    İLK YAPILMASI GEREKENLER

    Uzmanlar, böyle bir facia yaşandığında zamanla yarışmanın önemine değiniyor. Sıcak su ile temas eden kıyafetlerin derhal vücuttan uzaklaştırılması, yanığın derinleşmesini engelliyor. İlk aşamada bölgenin soğutulması, yanığın üçüncü dereceye yani en derin seviyeye ulaşmasını önleyen en kritik adım olarak gösteriliyor. Şeker hastaları veya duyu kaybı olan bireylerin ise bu torbaları kullanırken çok daha dikkatli olmaları, ısının farkına varamadıkları için fark etmeden derin doku hasarı yaşayabilecekleri hatırlatılıyor.

  • Salgın kapıya dayandı: Hiçbir ilaç kar etmiyor!

    Salgın kapıya dayandı: Hiçbir ilaç kar etmiyor!

    Hackensack Meridian Keşif ve İnovasyon Merkezi tarafından yürütülen araştırmalar sonucunda Candida auris isimli mantar türü, tıp tarihinde bir ilke imza atarak acil antimikrobiyal tehdit unvanını alan ilk mantar patojeni oldu. Bilim insanları, bu unvanın ciddiyetine dikkat çekerken, mantarın sadece bağışıklık sistemini yıkmakla kalmayıp en güçlü ilaçları bile etkisiz hale getirdiğini vurguluyor.

    60 ÜLKEYE YAYILAN SESSİZ PANDEMİ

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından paylaşılan veriler, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Sadece Amerika Birleşik Devletleri sınırları içerisinde vaka sayısı 7 bin barajına dayanırken, enfeksiyonun Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ve Asya kıtaları dahil olmak üzere en az 60 ülkede görüldüğü bildirildi. Hastanelerin steril ortamlarında bile hızla yayılan bu tür, sağlık kuruluşlarında panik havası yaratıyor.

    YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNE KİLİT VURULDU

    Salgının kontrol altına alınamadığı bazı bölgelerde radikal kararlar alınmaya başlandı. Hastane içerisindeki ventilatörler, kateterler ve diğer tıbbi ekipmanlar üzerinden kolayca bulaşabilen mantar nedeniyle birçok yoğun bakım ünitesi geçici olarak kapatıldı. Özellikle solunum cihazına bağlı yaşayan ve bağışıklık sistemi zaten zayıf olan hastalar için ölüm oranı korkutucu seviyelere ulaştı.

    BÜYÜK TEHLİKE GİZLENİYOR

    Hastalığın teşhis edilmesindeki en büyük engel, belirtilerinin grip veya sıradan enfeksiyonlarla benzerlik göstermesi olarak açıklanıyor. Yüksek ateş, titreme ve yaygın vücut ağrısı gibi şikayetlerle ortaya çıkan tablo, çoğu zaman yanlış teşhis konulmasına neden oluyor. Uzmanlar, Ankara ve çevresindeki büyük hastaneler dahil olmak üzere tüm sağlık merkezlerinde tanı testlerinin geliştirilmesi ve yeni aşı temelli tedavi yöntemlerine acilen geçilmesi gerektiğini belirtiyor.

  • Aman dikkat: Bu hastalık kalbin yapısını bozuyor!

    Aman dikkat: Bu hastalık kalbin yapısını bozuyor!

    EMBO Molecular Medicine dergisinde yayımlanan araştırma, diyabetin sadece bir şeker hastalığı olmadığını, aynı zamanda kalbin fiziksel yapısını ve yakıt tüketim biçimini doğrudan bozan aktif bir saldırgan olduğunu ortaya koydu.

    İşte diyabet ile kalp yetmezliği arasındaki o hayati bağa dair çarpıcı detaylar…

    HÜCRESEL DEĞİŞİM: KALP KASI SERTLEŞİYOR

    Gelişmiş mikroskopi teknikleri ve RNA dizileme analizleri kullanılarak yapılan incelemelerde, diyabetin kalp dokusunda “fibrozis” adı verilen aşırı bağ dokusu birikimine yol açtığı saptandı. Kalp kasının esnekliğini kaybetmesi ve sertleşmesi anlamına gelen bu durum, kalbin kan pompalama yeteneğini felç ederek kalp yetmezliği sürecini hızlandırıyor.

    ENERJİ KRİZİ: KALP YAKIT BULAMIYOR

    Sağlıklı bir kalp, enerjisini büyük oranda yağlardan karşılarken ihtiyaç halinde glikoz ve ketonları da kullanabilir. Ancak yeni araştırma, diyabetin bu dengeyi altüst ettiğini gösterdi.

    Diyabetli kalp hücreleri, enerji için glikoza yanıt verme yeteneğini kaybediyor.

    Hücrenin enerji santralleri olan mitokondriler, diyabetin yarattığı baskı altında işlev göremez hale geliyor. Bu durum, kalbin enerji üretim kapasitesini ciddi oranda düşürüyor.

    PROTEİN KAYBI: KASILMA GÜCÜ AZALIYOR

    Araştırmada elde edilen bir diğer kritik bulgu ise kalbin kasılmasını ve kalsiyum dengesini sağlayan proteinlerle ilgili. Diyabet ve iskemik kalp hastalığı birleştiğinde, kalp kasının çalışması için hayati önem taşıyan bu proteinlerin üretim seviyelerinin dibe vurduğu gözlemlendi. Bu protein kaybı, kalbin stres altındaki dayanıklılığını tamamen ortadan kaldırıyor.

    YENİ TEDAVİLER İÇİN UMUT IŞIĞI

    Doç. Dr. Sean Lal ve ekibi, bu moleküler haritalamanın gelecekteki tedavi yöntemleri için bir rehber olacağını belirtiyor. Mitokondri fonksiyon bozukluğu ve fibrozis yollarının bu kadar net tanımlanması, diyabet hastalarında kalp hasarını durduracak veya geri döndürecek hedefe yönelik ilaçların geliştirilmesine kapı aralıyor.