Arama
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Silah, Şöhret ve Boşluk

Bu haberin fotoğrafı yok

Bir insan, aracı olmaya çalışırken öldürüldü.
Bir tartışmayı yatıştırmak isterken.

Eskiden bu cümle tek başına yeterince sarsıcıydı.
Şimdi birkaç saat konuşuluyor, sonra akış devam ediyor.

Asıl mesele burada başlıyor.

Bugün popüler olanla değerli olan arasındaki bağ kopmuş durumda. Kim neden tanınıyor, neyi temsil ediyor, neye karşılık geliyor… Bunlar artık net değil. Görünür olmak yeterli. İçeriği zayıf, hikâyesi yüzeysel ama sürekli göz önünde olan insanlar bir anda “önemli” hale geliyor.

Bu yeni düzen, değeri değil dikkati ödüllendiriyor.

Popüler kültür kendi yıldızlarını üretirken bir ölçü aramıyor. Birikim, üretim, etki… bunların yerini hız, sansasyon ve tekrar almış durumda. Sürekli görünür olan, sürekli konuşulan, sürekli gündemde kalan insanlar bir süre sonra gerçeklikten bağımsız bir ağırlık kazanıyor.

Ama bu ağırlığın içi dolu değil.

Aynı boşluk, ilişkilerde de kendini gösteriyor.

İnsanlar daha hızlı tanışıyor, daha hızlı bağ kuruyor, daha hızlı kopuyor. Derinlik azalıyor, süre kısalıyor. Güven inşa edilmeden ilişki başlıyor, sorumluluk oluşmadan bitiyor. Her şey geçici, her şey değişken.

Bu zemin, kontrolsüzlüğü büyütüyor.

Çünkü değerin azaldığı yerde sınırlar da zayıflar.

Bugün bireysel silahlanmanın bu kadar rahat konuşulabiliyor olması tesadüf değil. Silaha ulaşım kolaylaştıkça, o silahın kullanılma ihtimali de artıyor. Üstelik mesele sadece silah değil; o silahı taşıma cesareti.

İnsanlar kendini güçlü hissetmek için araç arıyor.
Silah, o gücün en hızlı sembolü.

Bir de buna çakarlar, konvoylar, dokunulmazlık hissi eklendiğinde ortaya başka bir tablo çıkıyor. Hukukun herkese eşit işlemediği algısı, bazı insanların kendini kuralların üstünde görmesine yol açıyor.

Mafyalaşma dediğimiz şey tam olarak burada başlıyor.

Bu artık sadece organize suç değil.
Bir davranış biçimi.

Kaba güçle alan açmak.
Bağlantıyla iş çözmek.
Kuralları esnetebileceğine inanmak.

Toplum bunu gördükçe ikiye ayrılıyor:
Bir kısmı buna özeniyor,
bir kısmı buna alışıyor.

İkisi de tehlikeli.

Çünkü bir noktadan sonra hayatın değeri düşmeye başlıyor.
Bir tartışma büyüyor, bir silah çekiliyor, bir hayat bitiyor.

Bu kadar kolay.

Ve sonra birkaç gün konuşulup unutuluyor.

Asıl soru şu:

Biz ne zaman bu kadar hızlı normalleştirdik?

Bir insanın hayatı ne zaman bu kadar ucuzladı?
Bir silah taşımak ne zaman bu kadar sıradanlaştı?
Ve en önemlisi, bu insanlar neye göre “önemli” sayılmaya başlandı?

Çünkü mesele tek tek olaylar değil.

Mesele, o olayları mümkün kılan zemin.

O zemin değişmedikçe, isimler değişir ama hikâye aynı kalır.

The post Silah, Şöhret ve Boşluk first appeared on Kanal 3 Tv.